Çevremize baktık… Bir türlü gelmeyen bahar, boşanma haberleri,
diziler ve dizilerde birbirinin kuyusunu kazan kadınlar gördük…
Bu kadar kötü olamazdı resim. Resmin arkasında neler olduğunu
merak ettik.
Evliliklerini henüz nokt
devamı!
Cansel Elçin’le dolunay öncesi uzun bir gün geçirdik. Ve İstanbul’da olsak da, kendimizi sık sık Paris’teymişiz gibi hissettik. Neden mi?

Mecburen bir cumartesi günü buluşuyoruz.
Benden on dakika sonra stüdyoya
giren Cansel Elçin, herkesle tanışıp koltuğa
oturduktan sonra az önce söylediğimi
adeta bire bir tekrarlıyor: “Acıktım,
acaba ne yesek?” O anda anlıyorum ki,
her şey yolunda gidecek. Fotoğraflarını çekeceğimiz, söyleşi
yapacağımız ünlü, içinden geleni söyleyen, doğal bir insan.
Mönüyü inceleyip ikilem yaşıyoruz. Köfteli “wrap” (dürüm)
mi yoksa daha hafif bir şeyler mi? Benim gönlüm birincisinden
yana olsa da, Cansel Elçin formumuzu korumamız gerektiğini
hatırlatıp (sanki ihtiyacı varmış gibi) mozarella ve domatesli
bir salata seçiyor. Saçları çekim için hazırlanırken teypsiz
sohbete başlıyoruz. Ve bu defa ilk soruyu ben değil, röportaj
yapmaya geldiğim bu insan yöneltiyor ve aksanımı soruyor.
Tabii benim kendisine aynı şeyi sormama gerek yok, herkes
gibi ben de Cansel Elçin’in Fransa’da bir “ömür” geçirdiğini
biliyorum. Kitaplarının hangi dilde olduğunu merak ediyorum.
Türk yazarlarını kesinlikle Türkçe, diğer kitapları Fransızca
okumayı tercih ettiğini ancak laptop’ındaki her şeyin Fransızca
yüklü olduğunu söylüyor.
Kendisiyle dalga geçebilen bir insan
Siparişlerimiz geldiğinde ben mozarellalı salataya bakıp
“İnsan bununla doymaz ki!” diyorum. Bu yorumu “duymayan”
Cansel Elçin, “Nefis görünüyor!” diye övüyor. Bakış açısı
(farkı) denen şeyin bu olduğunu hatırlıyorum. Galiba o, her
şeyden keyif almasını bilen insanlardan. Yeni dizisinin çekimleri
yüzünden çok yorgun olduğunu söylüyor. Bu yorgun haliyse
diğer halleri nasıldır diye merak ediyoruz; çünkü fotoğraf
çekimi başladığında peş peşe birbirinden farklı mimikler
yapıyor, biz tatmin olana kadar kıyafet değiştiriyor, çok eğleniyor.
Bir ara çekilen pozlara hep beraber hızlıca bakıyoruz.
Yakın plan bir fotoğrafı için “Burada kafam büyük çıkmış” diyor.
“Aslında siz bu değil misiniz?” soruma bir ihtimal kızacağına
(veya bozulacağına), kahkahayla cevap verip esprime
katıldığını belli ediyor. Hafize (Çeliktürk) kendisine bir sonraki
poz için hazırladığı kıyafetleri uzatırken, Cansel Elçin’in giyim
ve moda konusunda yorumlar yapıyor. Kendisine ev sahipliği
yapmış (modanın başkenti) Paris bunu duyup konuşabilseydi,
kendisiyle gurur duyardı diye düşüyorum. Çekime
kısa molalar verdiğimizde kesinlikle bir kahve insanı olduğunu,
nadiren ve ancak hatır için çay içtiğini anlatıyor.
Paris’te kalsaydı ne olurdu?
Sohbete başlıyoruz. Büyük laflar edip ezberlenmiş sloganlar
atmıyor. Yıllar önce kendisine Türkiye’ye gelip dizi çekmesi
için yapılan teklifi kabul etmeseydi ne olurdu? Bunu hiç düşünüp
düşünmediğini sorduğumda “Evet. Ne zaman Paris’e
gitsem aklıma bu gelir” diyor. Son 15 günlük (Paris) tatilinde
de bunu düşündüğünü itiraf ediyor ve ekliyor: “Tabii ki çok
şey farklı olurdu. Türkiye’de insanlar beni tanıyor. Onlarla konuştuğumda
beni dinliyorlar, söyleyeceklerimi umursuyorlar.
Bu çok güzel. Fransa’da da dizilerde oynarken tanıyanlar vardı;
ancak Türkiye’deki kadar değildi. Sabah uğradığım fırında
çalışan adam ‘Akşam sizi izledim’ diyebiliyordu, o kadar.” Nasıl
olduysa, araya bir futbol muhabbeti giriyor. Meğer Cansel
Elçin bu konuda fanatikmiş; hem de kendi ligini kuracak kadar.
(“Süper lige rakibiz!” diyor.) Hatta büyük bir hayalini gerçekleştirip
bir stadyumda F1 pilotlarıyla bir vakıf yararına maç
bile yapmış.
Şöhreti değil, işini ciddiye alıyor
Peki şöhretle arası nasıl? “Tüm bunlar geçici. Hiçbirini çok
fazla ciddiye almamaya çalışıyorum. Sadece işimi ciddiye alıyorum.
Televizyonda görünmesem, bir-iki ay sonra insanlar
beni tanımaz” diyor. İzleyicinin kendisinden çok, canlandırdığı
karakteri sevdiğine inanıyor. İşini yapıp beklentileri çok fazla
düşünmemeye çalışıyor. Ve kendini bir oyuncu olarak “bu
televizyon sanatında” çok fazla tekrarlamamayı umuyor. Ya
kendisine hep benzer roller önerilirse? Hayır diyebilecek mi?
“Bunu zaten yapıyorum. Şu anda oynadığım karakter bir öncekinden
çok farklı. Tutkulu, çok kıskanç bir aşığı canlandırıyorum”
diyor. Bu arada, benim görünce burun kıvırdığım
“cherry” domatesli-mozarellalı salatasına dünyanın en güzel
yemeğiymiş muamelesi yapmaya devam ediyor. O stüdyoda
etrafımızda yedi-sekiz kişi daha ve fonda gürültü yokmuş, Paris’teki
bir bistro’da oturmuşuz gibi yemeğini keyifle yiyor. Az önce söylediği bir söz aklıma geliyor: Çok basit şeylerden dahi keyif alabildiğini belirtmişti. Yeni dizisindeki o çok aşık adamın
ilerleyen bölümlerde intikam peşinde olacağı tüyosunu
verince; gerçek hayattaki Cansel, aşkta kazık yerse affeder miydi
yoksa dizideki karakter gibi intikam almak ister miydi diye
soruyorum. Ne de olsa bu yaşta artık kendini tanıyordur, bazı
durumlarda ne tepki vereceğini biliyordur... “İnsan kendini
tanıdığını zannediyor ama aslında tanımıyor. Bana gelince, ben
sadece ne istemediğimi biliyorum” diyor. Aşkta, yaşadığı ilişkide
kavga gürültü istemediğini anlatıyor. “İlişkide gerilimden
zevk almam. Bazı insanlar beraberliklerinde kavgayı da
sever ama ben bunu çok çocuksu buluyorum” diye açıklıyor.
“Ve hatalı olduğunda özür dilemesini bileceksin” diye ekliyor.
Özür dilemesini biliyor mu? “Gerektiğinde özür dilerim. Bazen
her şey o kadar basit ki... Hepimizin sorunları ya da kompleksleri
olabiliyor. Bunu anladığımızda her şey kolaylaşıyor.
İnsan mükemmel olamaz” diyor. Mükemmel olmaya çalışan
insanların çok sıkıcı olduğunu ekliyor. (Bu arada, yüzündeki
ifade, mimikleri adeta her dediğini destekliyor. Ne dediğini
duymasanız dahi, yüzüne bakarak o anda ne hissettiğini anlıyoruz.)
“O tür insanlara beş dakika dayanamam, onlarla bir
kahve bile içmem” diyor. Kendi kusurlarımızla dalga geçmemiz
gerektiğini söylüyor. Aslında çevremizdeki herkesin bizdeki
her şeyi gördüğünü, mesela yalan söylediğimizde bunu
anladığını vurguluyor. Ya pembe yalanlar? “Yalan yalandır.
Pembesini söylersen devamı da gelir” sözleriyle bu konundaki
tavrını belli ediyor.
|
,
|
Bu habere ait yorum bulunmamaktadır. İlk yorumuz siz yapın!
Haydi sen de sokağa çık!

Fit bir vücut, delici bakışlar, ipek gibi saçlar; evet...

Annelik her kadının hayallerini süsler.

“Bir anda ondan soğudum çünkü…”

Bazen kızdırıp, bazen güldürüyorlar… Kimsenin aklına gelmeyecek kötülükler peşinde koşuyorlar ama yine de onları seviyoruz. Kimden mi bahsediyoruz? Tabii ki dizilerin ‘kötü’ karakterlerinden.
Sahip olduğunuz öz-değer seviyesini keşfedin.

Ne kadar güçlü, ne kadar pozitif, ne kadar güzel bir k...

Kapılarını yeni açan birbirinden keyifli dört mağaza h...

Ne kadar güçlü, ne kadar pozitif, ne kadar güzel bir k...

|
İşte, Londra ve 2012 güzellik trendleri hakkında çok şey...
Bu ayın sonunda bayram var. Planlamayı önceden yapmak şart!
Üstelik 15 Ağustos’tan itibaren Gökçeada’ya uçak seferleri de ba...
Akdeniz ruhlu Barselona bu yaz sizleri bekliyor.
Öğrenci olarak yaşadığım Milano’ya bu kez bambaşka bir heyecanla...
Okula başlamak kimi çocuk için eğlenceliyken kimi çocuk için end...
Yaratıcılığın kazanılması açısından en önemli yıllar.
Dersler kadar oyuna da önem veren bir anaokulu seçmeniz yetmez.
Peki siz hangisini seçeceksiniz? Biz sizin için en iyilerini ara...
Anne-baba adaylarına sevindirici bir haber geldi.
X Restaurant’ın manzarasına, püfür püfür esen terasının keyfine ...
Doğunun oryantal duruşunu severiz biz... Batınınsa modern havası...
Yazın tadını nefis kokteyller ve küçük atıştırmalıklarla çıkarma...
Yemeklere lezzet katan bitkiler hem görsel şölen sunuyor hem de ...
Minik atıştırmalıklar, baldan tatlı içecekler, çiçekler, kelebek...
''substance” ın var oluş hikayesini kendisinden dinledik.
Giydiğiniz her şeye hava katacaktır deri ceket!
Yeni bir yıl, fazla kilolardan kurtulmak için iyi bir motivasyon nedeni!..
Peki siz hangisini seçeceksiniz? Biz sizin için en iyilerini araştırdık...
Bu ayın sonunda bayram var. Planlamayı önceden yapmak şart!
“Bir anda ondan soğudum çünkü…”
Özgür ve bir o kadar yaratıcı…
Hayatınızın en iyi seksini nasıl yaparsınız?
50 erkeğe sorduk, kimdir sizce bu Türk kızı?
Bundan böyle, ‘kombin yapamadım, tarzımı oluşturamadım’ demek yok!
Reina, sezona ‘merhaba’ dedi.
Herkes sevgisiyle birlikte tatil için bavullarını hazırlıyor…
Evlenecek çiftlerin düğün geceleri için de ilk tercih edilen adresl...
|