Her şey bir çocuk eğitmekle başlar

Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün anlamı ne ara indirimden fondöten almak oldu bilmiyorum ama eminim çoğu kadın, yüzdelik indirimlerden çok toplumdaki yerlerini daha çok önemsiyor.

Sadece bedenen kuvvetli olduğu için; taciz, tecavüz, dayak ve bilumum hakareti kendinde hak gören,
kocalar, babalar, patronlar... Hatta hiç tanımadığımız bir dolmuş şoförü, aynı apartmanda oturduğumuz komşumuz, karanlık bir sokakta karşılaştığımız bir adam. Aynı okuldan mezun olduğunuz, aynı iş fırsatları eşliğinde çalıştığınız halde, ondan biraz daha başarılı olduğunuzda, bu başarıyı, göğüslerinizle aldığını iddia eden o sefil iş arkadaşınız. Sizi sadece çocuk yapan, evinde temizlik yapmakla hükümlü gören erkekler. Kendinizi
ifade etmeye başladığınız an, ‘dünyanın çivisi
çıktı’ diye söylenen; gelenek görenekten bahsedip bacaklarınız açık diye tecavüzü hak ettiğinizi düşünenler. Bunlardan kurtulmadığımız, bu düşünce sisteminden çıkmadığımız sürece, isterse o fondöteni bize bedava dağıtsınlar, bir önemi var mı?

Her şey ailede başlıyor maalesef. Bizim nesil için artık geçti ama nedense bizden sonrakiler
için umutluyum. Bizim yetiştireceğimiz çocuklarla olacak bu iş. Gönül isterdi, onlar çocuk, kız-erkek diye ayrım yapmadan bazı değerleri öğretin demeyi... Normali de bu zaten, yalnız bilinçaltımıza işlemiş, atalarımızdan bize miras kalan bu döngüyü kırmak için önce bundan başlamalı sanırım.

Erkek çocuklarınızın her fırsatta pipilerini sere serpe göstermelerine izin vermeyin. Misafir geldiği zaman, çeyiz serer gibi çocuğunuzun pantolonunu indirmeyin. Eminim pipisi dışında gurur duyduğumuz bin tane özelliği vardır.
Naif davrandığı zaman, onları aşağılamak için ‘kız gibi’ kelimesini kullanmayın. Kız gibi olmayı bilinçaltı ‘zayıflık’ olarak algılamasın. Naif olmak, iyi olmak, zarif olmak bir erkek adına kötü bir şey değil zaten.
Paşa oğlum, kral oğlum diye severken bir kez daha düşünün. Ona bakmakla, hizmet etmek arasında olan farkı algılayın. Kız kardeşlerine sürekli emirler yağdırmasına izin vermeyin.
‘O senin abin, o erkek’ diyerek, yaptığı her hareketi doğru bulup, kız kardeşlerini sindirmeyin.
Kardeşlerin birbirlerine göz kulak olmalarını, arkalarını kollamayı ‘erkeğin emaneti’ olarak görmeyin. Kızınız abisinden ya da erkek kardeşinden korkmasın. Akıl alsın, onunla büyüsün.
Kız çocuklarınızı yaptığı her yaramazlıkta ‘babana söylerim’ diye korkutmayın. Baba figürü korkutucu değil, koruyup kollayıcı olmalı.
Kız çocuklarınıza konu komşu, akrabaların ne dediği değil; kendisinin ne düşündüğü önemli onu sürekli vurgulayın. Bu hayatı o yaşayacak, komşu Fadime sadece kapının önünde onu gördüğüyle kalacak. Üstelik, iyi de olsa kötü de olsa o Fadime hep konuşacak.
‘Kızlar öyle şey demez’ diyerek, kızınızı sınırlamayın. Yaptığını gerçekten yanlış buluyorsanız, ‘Sence doğru mu yaptığın?’ diye sorun. Doğrusunu anlatın, anlatırken cinsiyet ayrımı yapmayın.
Kızlı erkekli arkadaş gruplarının olmasına izin verin. Oğlunuzun eve kız arkadaşları gelirken; kızınızın telefonunu elinden alıp onu cezalandırmayın. Erkektir, elinin kiridir diye yetiştirmeyin.
Çocuklarınıza aşkı anlatın, sevgiyi anlatın. Bunun dünyanın en güzel duygusu olduğunu söyleyin. Köpekleri sevdirin, kedileri sevdirin. Bebekleri sevdirin. Beraber çiçek büyütün, ağaç dikin. Sürekli sevdiğinizi söyleyin.