Ce-eee burada kim varmış?

Araştırmalar, bir insanın zihinsel gelişiminin yüzde 90’ının 0-6 yaş arasında; bu yüzde 90’ın yüzde 75’inin de 0-3 yaş arasında tamamlandığını söylüyor. Yani bizim “Aman ne var bebek bakmakta canım, doyur, altını temizle, yatır” dediğimiz dönem, onun için en önemli dönem. O yüzden, tüm annelere önerim, mama saati ve uyku saati rutinlerinin yanına bir de ‘oyun saati’ eklemeleri.

Yeni anne olduğumuzda bütün önceliğimiz bebeğin karnını doyurabilmek, altını temizlemek, uyutmak, sağlıkla büyütebilmek… Bu tempoya üç ayda alışıyor insan, sonra otomatiğe bağlanıyoruz. Kalk, altını al, poposunu temizle, pişik kremi sür, mama hazırla, bebeği doyur, gazını çıkart, aaaa tekrar kaka yaptı, tekrar altını al, a aaaa uykusu geldi, hadi uyut, hoop tekrar uyku saati…
Derken bir şeyler oluyor, bu kuzular büyüyor, gözleri açılıyor, mızıklanıyor, elini yüzüne kapatıp     ‘ce eeeee’ dediğinde elleri ayakları bir başka oynuyor, gülmeye, tepinmeye, çığlık atmaya başlıyorlar. Demek ki oyun zamanları gelmiş! Anneler iş başına!

İş başına, çünkü bu ayrı bir iş… Çocuk büyütmenin yanında harcanacak ayrı bir mesai. Araştırmalar, bir insanın zihinsel gelişiminin yüzde 90’ının 0-6 yaş arasında; bu yüzde 90’ın yüzde 75’inin de 0-3 yaş arasında tamamlandığını söylüyor. Yani bizim “Aman ne var bebek bakmakta canım, doyur, altını temizle, yatır” dediğimiz dönem, onun için en önemli dönem. O yüzden, tüm annelere önerim, mama saati ve uyku saati rutinlerinin yanına bir de ‘oyun saati’ eklemeleri.

Peki, neler yapabiliriz bu oyun saatlerinde? Bebeklerle oyun temalı kitaplardan faydalanabilirsiniz, ama ben de size biraz fikir vereyim…

Bebeğinizin duygusal gelişimi için ona bol bol dokunmanız gerektiğini, ten teması kurmanız gerektiğini zaten biliyorsunuz. Her gün masaj yapıp bunu bir oyun haline getirebilirsiniz. Masaj yaparken onunla konuşmanız, güzel sözler söylemeniz onu daha da keyifli hale getirir.
Biz bebeğe dokunduk, tamam. Şimdi o dokunsun… Ne kadar çok farklı dokuya temas ederse onun için o kadar iyi. Farklı dokulardaki kumaşlardan bir kumaş kartelası yapabilirsiniz. Kadife, fitilli, saten, ipek, keten kumaşları kesip bir başka kumaşın üzerine yapıştırın ya da bu kumaşlardan bir kartela yapın. Üzerine düğmeler, ponponlar dikebilirsiniz. Ama kopartamayacağı şekilde sağlam dikin. Başka bir kumaşın üzerine bir sürü fermuar dikebilir ve o fermuarları açıp kapatmasını öğretebilirsiniz.
Eline sığacak kadar ama ağzına atamayacağı kadar toplardan alıp birbirinize atabilirsiniz. Top yoksa, soket çoraplar da bu işi görür. Yanınıza bir kutu alıp topları içine atmasını sağlayabilirsiniz. Bir karton kutunun üzerine delikler açıp, o deliklere topları tutup sokmasını sağlayabilirsiniz. Bir duvardan diğerine bant çekip bebeğin bantın yapışkan tarafına topları yapıştırmasını deneyebilirsiniz.

Sürpriz sepetler...
Ona sürpriz sepetler hazırlayın. Ben bunlara ‘yok yok sepeti’ diyorum. İçinde yok yok. Farklı şekillerde, farklı dokularda, farklı renklerde nesneler. Mesela kepçe, tahta kaşık, çorap, kıravat, top, oyuncak, pet şişe, yün, kağıt, kurdele, defter, kitap, plastik tabak, kaşık, havlu… Aklınıza ne gelirse… Bizim “Bundan da oyuncak mı olur?” dediğimiz her şeyi o ilk defa görüyor! O yüzden çok da güzel oyuncak olur. Zaten dikkat edin, siz istediğiniz kadar oyuncak alın, çocuklar gider ve en olmayacak şeyle saatlerce oynarlar.
Bebeğinizin ıslanmasından korkmayın. Önüne bir leğen su koyun ve şıp şıp oynasın. Oyuncaklarını suyun içine atmasına, yüzüne su sıçramasına, elleriyle suya vurmasına, suyun içinden oyuncaklar yakalamasına izin verin. Islansın, kurur. Su tamamsa, buza geçelim. Eline buz küpleri verip, soğuğu hissetmesini sağlayın.

Tencereden davul
Bir çorabın ucuna çan gibi ses çıkartan bir şeyler dikebilirsiniz. Bebeğiniz yatıp da ayaklarını havaya kaldırıp tepiştiğinde çıkan seslere çok şaşıracak. Sesler onlara çok ilginç geliyor. Şu rüzgar çanları var ya, hani kapılara asılan, bence onlar dönencelerin ataları… Onlardan alıp bir yerlere asabilir ve çıkan seslere birlikte şaşırabilirsiniz. Sesleri çok seviyorlar, hele hele kendileri çıkartınca değmeyin keyiflerine. Verin eline birer kaşık, önüne de bir tencere… Sizin başınız biraz ağrıyacak ama olsun o kadar.
Odanın güneş vuran yerine güneş vurunca parlayan ve renk değiştiren kağıtlardan koyun. Birlikte bu görsel şöleni izleyin. Masanın etrafından rengarenk kurdelalar sarkıtıp masanın altında oynatabilir, rengarenk kurdelaları yakalayıp bırakmasını sağlayabilirsiniz. Işık oyunlarını çok seviyor bebekler. Odayı hafif karartıp el feneri ile duvara farklı şekiller çıkartabilirsiniz. Bebeğiniz muhtemelen o görüntüleri yakalamaya çalışacaktır.

Ses çıkaran nesneler
Hışır hışır ses çıkartan poşetleri eline vermek tehlikeli olacağından, bu poşetleri kumaşların ya da çorabın içine koyup ağzını dikebilir ve kendi doku oyuncaklarınızı yapabilirsiniz. Bir başka çorabın içine nohut, bir başkasının içine pirinç doldurup dikerek çeşitlendirebilirsiniz. Parmak kuklalar alıp oynatabilir, bu parmak kuklaları evde kendiniz de yapabilirsiniz. Dikmek, yapıştırmak zor geliyorsa, kendi parmaklarınızı boyayıp onlarla oynatabilirsiniz. Bunun için internette şarkılar var, öğrenmenizde fayda var. “Baş parmak, baş parmak nerdesin, burdayım burdayım ve çok iyiyim…” gibi.

Ev yapımı hamurlar
Oyun hamurları bebeklerin ve çocukların el kaslarının gelişmesi için son derece faydalı. Fakat anneler genellikle boyalı olduğu için bebeklerini bu hamurlarla oynatmaktan çekiniyorlar. Dilerseniz un, su, yağ ve tuzu karıştırarak kendi oyun hamurunuzu kendiniz yapabilirsiniz. İnternette pek çok farklı ev yapımı oyun hamuru tarifi var, deneyin.
Aktivite halılarını çok seviyor bebekler. Ama illa almanız gerekmiyor. Yere bir battaniye serip, battaniyenin altına da üzerine basınca ses çıkartan oyuncaklardan koyabilirsiniz. Birlikte üzerinde emekler, sesleri bulunca birlikte şaşırsınız. Emekliyorsa zaten hayat size güzel! Birlikte emekleyin, siz geri geri giderken o size doğru gelsin. Karşıdan ona oyuncak gösterin ve ulaştığında verin, sonra tekrar devam edin… Mukavva kolilerin altını üstünü keserek tünel oluşturun içinden geçin. Kolinin içine kurdelalar yapıştırarak sarkıtırsanız eğer, kurdelaların arasında geçerek emeklemiş olur. İçinde sarkıtların sarktığı bir mağarayı geziyormuş gibi…
Bebeğinizin sağını solunu, önünü arkasını yastıkla destekleyip ucuna ip bağladığınız bir kutunun ya da leğenin içine oturtun. İpin ucundan tutun ve onu evin içinde gezdirin… Evde gezmek yetmez, her gün mutlaka dışarıya çıkın ve temiz hava alın.
Ne kadar çok şey görse, ne kadar farklı tat tatsa, ne kadar farklı nesneye dokunsa, ne kadar farklı müzik işitse kardır diye düşünüp, bu yolda ilerlemenizi öneririm. Yalnız tüm bu oyunları oynarken lütfen bebeğinizin güvenliği için onun  yanından ayırmayın.
Ve bol bol sarılıp koklayın… Mutlu oyunlar kuzularla…