Elele Online
Sezon
Modası
Sokak
Modası
Gözümüze
Çarpanlar
Sağlık
Güzellik
Ayın
Konusu
Ayın
Konuğu
Astroloji Gezi
Aşk ve Seks Psikoloji Alışveriş Ayın Ürünü Trendler Röportaj Forum Ana Sayfa

Elele Temmuz Sayısı
Üye Girişi
Ad:
Şifre:
Üye olmak için tıklayınız ↓
Gezi
Cenevre: Fransız aksanlı zengin şehir

Şıklık, kalite, lüks ve zenginlik? Leman Gölü kıyısındaki Cenevre'yi en iyi bu sözcükler tanımlıyor. Gölde tekne turları ve camdan trenlerle panoramik manzara gezileri ise Alpler'in muhteşem doğasıyla çok büyüleyici. Hülya ile Gül Fransız aksanlı bu İsviçre şehrine hayran kaldılar. Bu bahar sıra sizde!

Avrupa'nın en yeşil, en zengin ve en huzurlu ülkesinde, İsviçre?deyiz bu kez. Havaalanından Cenevre'ye giden yol, tıpkı anlatıldığı gibi, daha kış bitmeden bile yemyeşil. Yol kenarına kurulmuş köyler, yolcuları adeta huzura davet ediyor. Bir de inekler tabii, hani çikolata reklamlarındaki kocaman memeli tatlı inekler var ya, işte hepsi bu köylerin ağaç altlarında, su kenarlarında sakin sakin otluyorlar. İstanbul karlar altındayken, İsviçre kırları bahara hazırlanmaya başlamış bile. Belli ki mart ortasında ağaçlar tomurcuklanıp, çiçeklerini pıtır pıtır açtırmaya başlayacak. Kimbilir, güneşli bahar günlerinde ve sıcak yaz aylarında bu ülke ne kadar eşsiz manzaralar sunuyordur konuklarına.
Eski bir şehrin görkemli binaları, ağaçlıklı yollar, heykelli meydanlar ve karşımızda kocaman bir göl? Alpler ve Jura dağlarının eteklerinde, dünyanın en büyük göllerinden olan Leman gölü çevresine kurulmuş olan Cenevre?ye girdiğiniz an, gürültüden ve çılgın kalabalıktan uzakta, huzur içinde bir şehre geldiğinizi hemen anlıyorsunuz. Kocaman gemiler yol alıyor Leman Gölü?nde. Çocuklar gölde süzülen kuğulara ekmek atıyor, suya dalan ördekler balık peşinde? Genç anneler çocuklarına doğanın zenginliklerini öğretirken, yaşlı bir kadın bankta oturmuş, sanki hayatının en mutlu günlerini düşlerinde yeniden yaşıyor. Gölün karşı kıyısında ise Fransa?nın şifalı sularıyla meşhur Evian şehri. Yemyeşil ağaçlar arasındaki şatomsu evleri ve spa tarzı otelleriyle Evian, jet-set konuklarına gençliği ve güzelliği vaad ediyor.

En şık Avrupalı
Gül'le ikimiz köprüden geçip şehrin eski sokaklarına kendimizi bırakıyoruz. Şarküterilerde çeşit çeşit peynirler ve şaraplar insanın iştahını açıyor. Hele o çikolatacı dükkanları yok mu, tıpkı ?Sıcak Çikolata? filmindeki gibi, insan vitrinin içine dalmak, kedi, tavşan, kalp, miki fare şeklindeki bütün çikolataları, ağzı burnu çikolata içinde kalana kadar ısırmak istiyor.
Ünlü markaların ışıl ışıl vitrinlerinde, önümüzdeki ilkbahar sezonunun en renkli kıyafetleri, ayakkabıları, çantaları, aksesuvarları? Sadece kıyafetler değil, mağazalar da o kadar şık ve o kadar klas ki, ayakkabı denerken bile insan kendini prenses gibi hissediyor. Zaten zenginlik ve şıklık bu şehrin en belirgin özelliği. Sokakta rastladığınız kadınların ve adamların şıklığından gözünüzü alamıyorsunuz. Kadınlar markete alışverişe bile Chanel tayyörleri içinde, Prada ayakkabıları, Gucci gözlükleriyle gidiyorlar. Yani böylesine zengin ve havalı bir şehirdesiniz, ona göre.
Göl kenarında yürüyüş yapmak, kuğulara ekmek atmak huzuru içimize doldurmaya yetiyor. Gölün üstündeki fıskiye ise o kadar yükseğe fışkırıyor ki, resmen bulutları deldiğine inanıyor insan. Marinadaki tekneleri görünce, gözümün önüne güneşli yaz günleri, gölde tekne gezileri, eğlenceli yelken yarışları geliyor. Belli ki bahar ve yaz aylarında burası çok renkli ve eğlenceli olacak. Keşke yaz hemen gelse!.. Gerçekten de su sporlarını seviyorsanız, bu yaz yolunuzu mutlaka Cenevre?den geçirmelisiniz. Yelken, su kayağı, sörf ve rüya gibi yatlarla gezinti? Zaten "Jet d?eau fountain" Cenevre?nin sembolü haline gelmiş. Kışın tam bir kayak merkeziyken, yazın da kocaman bir sayfiye şehrine dönüşüyor. Göl kenarındaki President Wilson otelin kafesinde oturup, gün batımında kırmızıya boyanan göl manzarasını seyrederek beş çayı içiyoruz. Diğer masalara şöyle bir göz atıyorum ki, sanki dünyanın en şık, en zengin ve pek bir yakışıklı beylerinin uluslararası toplantısı var. Araya da birkaç Arap prensi karışmış. Dünya Sağlık Örgütü gibi pek çok uluslararası teşkilatın merkezinin burada olduğunu düşünürseniz, etraftakilerin tarzlarını rahatlıkla algılayabilirsiniz. Zaten otoparkı görseniz, Porche, Ferrari, Bentley, Aston Martin müzesi sanıyor insan.

Alpler'in lezzeti bir başka
Cenevre, rahatlıkla içine girebileceğiniz bir şehir. Ne sizi zorlayacak trafiği var, ne de keyfinizi kaçıracak kötü bir kalabalığı. Ortasından tramvay geçen rue de Marce, gençlerin en sevdiği, en piyasa diye tabir edilen caddesi. Bu yüzden de günün her saatinde renkli ve hareketli. Böylesine kalite, lüks ve şıklık içinde, belli ki tüm restoranlar da gurmeleri memnun edecek standartta. Rue de Rhone'daki Cafe de Paris, harika bir bistro ve yemekleri nefis. Ama biz ilk akşam, göl kenarında tanıştığımız bir beyin tavsiyesi üzerine Libb'e gidip gerçek İsviçre yemeklerini tatmak istedik. Fransız şıklığı ve kalitesi daha kapıdan girer girmez çarpıyor sizi. Yemekler konusunda bilgi aldığımız için pek bir sıkıntımız yok. Fondü ve raclette, sosisli lahana, lahana böreği ve makarna çorbası en bildik yemekleriymiş. Libb'in yemeklerine gelince, peynir fondü, pastırmalı patates rosti ve baharatlı İsviçre bifteği harikaydı. Şarapları soracak olursanız, her konuda olduğu gibi bu konuda da kaliteden ödün vermedikleri için, şarapları nefis. Yemek sonrası kadınlar limonlu su dondurmasını tercih ederken, erkekler uzun uzun puro ve konyak münüsünü inceliyor. En taze Havana puroları Küba'dan sonra Cenevre'deki restoranlarda bulunuyormuş. Geceleri, Paris, Londra, Amsterdam gibi hareketli bir eğlence hayatı beklemek yanlış olur. Çünkü burası çılgınlıklardan uzak, düzenli yaşamaktan hoşlanan, gürültü yerine kaliteyi ve lüksü seven insanların şehri. Gece kulüpleri her ne kadar az olsa da, özellikle Le Baroque ve Club B, son derece kaliteli ve havalı mekanlar. Yürüyüş yapmak, yemek yemek, alışveriş, gece eğlencelerine katılmak? Burada zaman ağır akıyor ve yaptığınız her şeyin rahat rahat tadını çıkarabiliyorsunuz.
Tepeden tırnağa kalite!
Şehrin merkezindeki çiçekten yapılma kocaman saati görünce, gülmeye başlıyoruz. Hem çok romantik, hem de bahar gelmiş gibi güzel bir duygu veriyor insana. Biliyorsunuz, İsviçre çikolatası ve saatleriyle meşhur. Kendimize güzel ve farklı bir saat almadan dönmek olmaz. Rolex, Cartier, Bulgari, Bucherer, Adler, Piaget, Maurice Lacroix ve Tiffany'nin ışıl ışıl vitrinlerinden kendimi alamıyorum. Cenevre'nin en işlek alışveriş caddesinde değil de, dünyanın en pahalı ve göz kamaştırıcı mücevherlerinin sergilendiği bir fuarda dolaşıyorum sanki. Kendime el yapımı bir müzik kutusu alıyorum, sevgilim içinse o meşhur çok işlevli İsviçre çakılarından. Siz de Gül'le benim eskinin yaşanmış güzelliğinden hoşlanıyorsanız, hafta sonları Plain Palais'deki bit pazarına bayılacaksınız. Harika art nouvo şişeler, zümrütlü küpeler, boncuklu çantalar, plaklar, değerli kitaplar arasında saatlerce dolaşıyoruz. Yalnızca alışveriş, harika restoranlar ve Leman Gölü'nden ibaret değil elbette Cenevre. Çiçek bahçeleri, ormanları, kayak merkezleri, nehirleri, dağ gölleri ile de doğanın cömert davrandığı, kıskanılacak güzellikte bir şehir. Başta bisiklet ve at binme olarak, hem suda hem de dağda istediğiniz her türlü sporu burada rahatlıkla yapma yapabilirsiniz. Ayrıca, özellikle yaz aylarında açıkhava sinemaları, dans, tiyatro, bale ve müzik festivalleriyle, gerçek bir kültür sanat şehrinde tatil yapma lüksünü yaşama şansını yakalayabilirsiniz. Her yıl ağustos ayında Leman Gölü'nde yapılan yat yarışlarında ise Cenevre yılın en şenlikli günlerini yaşıyor. Dünyanın 600 ayrı ükesinden gelen yatlar, göl üstünde de muhteşem bir görsel şölen yaşatıyor.
İtalya ve Fransa sınırındaki Cenevre'nin etrafı da muhteşem güzellikteki kasabalar, köyler ve rüya gibi küçük Avrupa şehirleriyle çevrili. Mesela bir gün, limandaki gemilerden birine binip tam karşı kıyıdaki, Fransa'nın şifalı sularıyla meşhur Evian şehrine gidebilirsiniz. Evian şatomsu evleri, küçük barları, harika çiçek bahçeleri ile tam bir rüya kasaba. Evian'ın lüks içindeki spa otelleri, sık sık Kate Moss, Cindy Crawford, Elizabeth Hurley, Janifer Lopez gibi ünlü güzelleri ağırlıyormuş.

Camdan trenle yolculuk
Aslında Cenevre'ye gidince yapılacak en güzel şeylerden biri de panaromik ekspres trenine bilet almak ve İsviçre'nin muhteşem güzelliklerini doya doya yaşamak olacaktır. Raylar üstünde dört nala koşturan camdan yapılmış bir tren düşünün. Siz de bu camdan trenin içindesiniz. Rotanız ise muhteşem İsviçre klasikleri; yani dağ gölleri, karlı dağlar, orman köyleri, çan kuleleri, gizli şatolar, uçsuz bucaksız çiçek tarlaları, at çiftlikleri, koca memeli inek sürüleri? Groupe MOB adlı özel bir demiryolu şirketinin işlettiği Panaromik Express trenlerinin yolculukları, Cenevre'ye yaklaşık bir saat uzaklıktaki Montreaux'de başlıyor ve yaklaşık iki saat sürüyor. Bu yolculuğa çıkmadan önce Caz Festivali?yle de ünlü Montreux şehrini gezmek gibi bir şansınız da olacak. Hele bir de şansınıza muhteşem bir caz konserine denk gelirseniz, turnayı tam da gözünden vurmuş olursunuz. Efseneye göre, rock'ın hırçın adamı Frank Zappa'nın konseri sırasında büyük bir yangın çıkıyor konser salonunda. Zappa'nın ritimleriyle birlikte alevler de göğe doğru yükseliyor. O kadar büyüyor ki yangın, Leman Gölü'nün suları, dumanlar arasında adeta kayboluyor. Tam karşı kıyıda ise Deep Purple'ın çılgın elemanları bu dumanlı manzaradan yepyeni bir şarkı yaratıyorlar. ''Soldier of Fortune''dan sonra ''Smoke on The Water'' da, Leman Gölü'nden doğan bir klasik olmayı başarıyor. Evet, İsviçre'nin en güzel manzaraları arasında dolaşan camdan trenle yapacağınız yolculukta, siz konfor içinde oturup, çayınızı, kahvenizi ya da içkinizi yudumlacaksınız ve dünyanın en yeşil, en güzel manzaraları önünüzden yavaşça geçecek. İki saatlik bu yolculuktan sonra ise kalbiniz de doğanın zenginliği ile dolup taşacak.
Evet, Cenevre yalnızca iş seyahatleri için değil, huzurlu bir tatil için de gidilecek, hatta güzelliklerine doyulmayacak bir şehir. O konuklarına doğal zenginlikleri, muhteşem manzaraları, kayaktan yelkene tüm doğa sporlarını, en nefis yemekleri, şık alışveriş merkezlerini, lüksü, zenginliği ve kaliteyi bir arada sunuyor. Sükunet içindeki zenginliği yaşamak isteyenler, Gül'le benim yaptığım gibi Cafe Tur'u arayacaklar ve Cenevre'de hayatlarının en güzel günlerini yaşayacaklar. Gölde gemi yolculukları, panaromik tren turları, nefis yemekler, dünyanın en güzel mücevherleri, yemyeşil manzaralar ve gülen inekler? Cenevre birkaç günde bile bana adeta dünyanın tüm güzelliklerini yaşattı.

© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.