Ömür boyu çıplak ayak ve bikiniyle dolaşabileceğim bir yerde yaşamayı düşlemem de bundan olsa gerek! Balık avlayıp, deniz kenarında pişirip yedikten sonra yine ellerimi denizde yıkayabilmek... Ve sürekli iyot, balık ve güneş yağı kokmak! (Ben gerçekten başka birşey istemiyorum galiba yaaa.) Bu yüzden Maldivler bu hayalimi gerçekleştireceğim, olağanüstü bir film seti gibiydi benim için. Hani hep o fotoğraflarını görüp iç geçirdiğim akvaryum deniz, irmik gibi kumlar ve palmiye ağaçlarının altındaki hamaklar kollarını açmış beni bekliyordu. Kış ortasında yaz Ocak ayında, bayram dönemine denk gelen tatilde, Türk Hava Yolları?nın direkt özel uçuşuyla 8 saat süren yolculuktan sonra Hint Okyanusu?ndaki Maldivler?in başkenti Male?ye iniyoruz. Bu arada hemen söyleyeyim, normalde Dubai üzerinden aktarmalı gidiliyor Male?ye. Ve 12 saat civarında sürüyor yol. Maldivler?de toplam 100 resort bulunuyor ve her resort bir adaya yayılmış durumda. Bizim internetten seçip beğendiğimiz Kurumba ise tesislerin en eskisi. Ama geçen yıl yenilendiği için en konforlu ve tropik ada konseptini yaşatan otellerden biri. Neyse, Male?ye indikten sonra otelinizin yakınlığına göre deniz uçağı ya da botla ulaştırılıyorsunuz. Biz Kurumba yakın olduğu için botla gidiyoruz. (Aklım deniz uçağında kalmıyor değil bu arada. Bir dahaki sefere kesin en uzağa diyorum!) Ve ayağınızı adaya bastığınız andan itibaren sukunet ve doğa sizi herşeyden uzaklaştırıp, içine çekip yutuveriyor... Tropikal bir hoşgeldin karşılamasından sonra, odaya girdiğiniz anda denize açılan pencerenizin önünde insanın kendini yatağa atıp "Yaşasınnn Maldivler?deyiz! " diye bağırası geliyor... |








