Çok yoğun geçiyor. Özellikle geçtiğimiz bir ay içinde Dünya Kupası olduğu için kocamı bile göremediğim 3 hafta geçirdim. Yoğun, ama hoşuma gidiyor. Rutin bir haftanız nasıl geçiyor? Cuma sabahları İtalya’ya eşimin yanına eve gidiyorum. Pazartesi günleri geri dönüyorum. NTV’de pazartesiden perşembeye çalışıyorum. Hafta içi eşim de çok yoğun çalışıyor. Eve, 9’dan 10’dan önce gelemiyor. Yani evde otursam da göremeyeceğim onu. Dolayısıyla şu an yaptığımız şey çok mantıklı. Bir de özlüyorsun, aşk sürekli taze kalıyor. Ben, onu görmeye giderken çok heyecanlanıyorum. Ne giyeyim, ne alayım? Her seferinde hediye alıp gitmek falan çok güzel. Flört yani, hala flört ediyoruz... Basının çok rağbet ettiği bir kişisiniz. Bu ünü neye bağlıyorsunuz? a) güzelliğime b) evliliğime c) işime d) bilmiyorum, hiçbir fikrim yok Bilmiyorum, hiçbir fikrim yok. Çünkü bu işi yapan pek çok insan var. Yani evli olup güzel olan pek çok insan var. Benimle niye bu kadar çok ilgilendiklerini bilmiyorum. Belki iyi bir şey, belki değil. Çok da göz önünde olmamak lazım. Çünkü bundan hoşlanan bir insan değilim. 1997’de güzellik yarışmasını kazandıktan sonra da çok fazla ortada olmadım. Şimdi biraz garip geliyor. İnsanlar bana ‘her gün kendini gazetede görmekten rahatsız olmuyor musun?’ diye soruyor. Tabii ki oluyorum. Ama bu önüne geçebileceğim bir şey değil. Bir diğer taraftan da dergi çekimlerini seviyorsunuz... Moda fotoğraflarını çok seviyorum. Ayrıca Elele benim çok özeldir, ilk çekimlerimi yaptığım dergi Elele Bride’dır. Moda fotoğrafı çektirmek çok hoşuma gidiyor. Dergide çektirdiğimiz fotoğraflar çok güzel duruyor, ama gazetede kağıt farkından bakışınız bile değişiyor! RÖPORTAJIN DEVAMI ELELE AĞUSTOS 2006 SAYISINDA... |








