Hayal misiniz?
Azra Akın: Herkes gibi çok doğalız. Güzel veya çirkin diye bakmıyorum. Güzellik güzel bir şey ama kalıcı değil. İçindeki güzelliği görmeniz lazım.
Kıvanç Tatlıtuğ: Bence bizim birlikteliğimiz tesadüf değil. Görür görmez aşık olmadık ama arkadaşlığımız sürünce içimizi gördük ve ilişkimiz başladı.
Kim kimi tavladı?
Kıvanç: Azra Hollanda'dan yeni gelmişti ve defile arasında ailesinin fotoğraflarına bakıyordu. Kendi bebeklik fotoğrafları da vardı ve onlara gülümsüyordu. Çok kendi halinde, defile arasında herkes gürültü patırdı yaparken o ya resim yapar, ya bir şeyler okurdu. Onunla tanışmak için akşam eve gider gitmez kendi bebeklik fotoğraflarımdan en güzellerini buldum. Ertesi gün fotoğraflarımı gösterdim. Ne güzel fotoğraflar, bunu anne babama göstermeliyim dedi. Birbirimizin çocukluk resimlerinden fotokopi çektirdik. Sonra telefonlarımızı aldık ama arkadaş olmamıza fırsat kalmadan o Hollanda'ya döndü. Aradan uzun bir zaman geçtikten sonra metroda karşılaştık. Önüne bakarak yürüyordu, kolundan tuttum, neden aramadın kaç zamandır dedim. Görüşmeye başladık.
İlan-ı aşk kısmını es geçiyorsunuz. O nasıl oldu?
Azra: Ben Miss World oldum, o da Best Model. Ocak ayında Paris'e gitti. Hâlâ arkadaşız ama. Annemle konuştum, Kıvanç'ın Paris'e gittiğini söyleyip, keşke oradan Hollanda'ya gelse dedim. Annem de sen Paris'e git dedi. Gittim, Disneyland'a gidip çocuklar gibi eğlendik. Yine aramızda bir şey olmadan ben Hollanda'ya döndüm. Sonra o bir ay sonra Hollanda'ya geldi.
Kıvanç: Kafamda 14 Şubat'ı belirlemiştim. Azra: İnsan biz neyiz diye sorar mı ya? Kıvanç: Ne yapıyoruz, arkadaş mıyız, nereye varacak dedim ve o gün sevgili olmaya başladık.
Aynı evi mi paylaşıyorsunuz?
Kıvanç: Hayır Azra Maçka'da oturuyor. Ben ailemle birlikte Kartal'da oturuyorum.
Birbirinizle hangi dilde konuşuyorsunuz. Malum Azra'nın Türkçesi çok iyi değil.
Kıvanç: İlk başlarda İngilizce konuşuyorduk. Ama şimdi uzun zamandır Türkiye'de ve Türkçe'si çok daha iyi.
Azra: İlk geldiğim zamanlarda kelimenin sonlarındaki vurguyu hissedemiyor, yapamıyordum. Şimdi tonlamaları yapıyorum, bu büyük bir şey benim için. Devamı Elele Şubat 2005 sayısında... |








