Bir gün uyandınız ve ''Allah'ım benim ne güzel vücudum varmış, hemen manken olmalıyım'' mı dediniz?
Küçüklüğümden beri beğenilen bir çocuktum zaten. Arkadaşlarımın ve çevremin teşvikiyle üniversitede mankenliğe başladım. İkinci sınıfı bitirdiğimde bir cast ajansa görüşmeye gittim ve iki gün sonra bir reklam filmi çektim. O dönemdeki İstikbal ve Aria reklamlarından hatırlarsınız belki beni. Üçüncü sınıfı bitirdiğim yıl; yani daha 18 yaşımdayken Best Model Yarışması'na girdim ve ''Geleceğin en iyi mankeni ve Best Gentelman'' ödüllerini kazandım. O yarışmada şu anki patronum Uğurkan Erez'le tanışma fırsatı buldum. Kendisi bana ilk elemeden sonra ''Finale kalsan da kalmasan da seninle çalışmak istiyorum'' dedi. Sonrasında ise herşey çok hızlı gelişti ve ben daha 18 yaşında defilelere sıkça çıkan biri oldum.
Kriterlerinizi tescillemek için mi Manhunt yarışmasına katılmaya karar verdiniz sonra?
Manhunt International Türkiye Temsilcisi olan Erkan Özerman yarışmada Türkiye'yi benim temsil etmemi istedi. Aslında bu yarışmanın esas tarihi 2003 yılının sonuydu ama çeşitli nedenlerle 8 Eylül 2005'e ertelendi. Dolayısıyla ben yarışmaya neredeyse iki yıl hazırlandım.
Manhunt'a giderken ''İlk beşe girersem bile bu başarı'' demişsiniz. Ne yani birincilik için güvenmiyormuydunuz kendinize?
Ben kendime her zaman güvenirim ama şimdiye dek bu yarışmada Türkiye?den birinci olan kimse olmamıştı. Bu açıdan biraz uzak geliyordu birincilik. Kendimi kesin ilk 10'da görüyordum hatta ilk beşe gireceğim gibi bir iddiam da vardı ama derece yapacağımı hissettiysem de söylemedim. Hep iddialıydım yani ama bunu paylaşmadım. Sonuçta ben Jean Louis Scherer defilesine çıkan ilk Türk'üm.
Devamı 2005 Elele Kasım sayısında... |








