Elele Online
Sezon
Modası
Sokak
Modası
Gözümüze
Çarpanlar
Sağlık
Güzellik
Ayın
Konusu
Ayın
Konuğu
Astroloji Gezi
Aşk ve Seks Psikoloji Alışveriş Ayın Ürünü Trendler Röportaj Forum Ana Sayfa

Elele Ekim Sayısı
Üye Girişi
Ad:
Şifre:
Üye olmak için tıklayınız ↓
Dolunay Soysert
Işıldayan yetenek

Bir İstanbul Masalı'yla aniden hayatımıza girdi Dolunay Soysert. Kızıl saçları, asil gülümsemesi ve zarafetiyle dikkatleri üzerine çekti. Kısa sürede çok yol katederek Afife Jale en iyi kadın oyuncu ödülünü aldı. Bilgilendikçe kendini güvende hissettiğini söyleyen genç oyuncu, masalsı aşklara hiç inanmıyor.

Dolunay Soysert?in eskiden beri hayali ressam olmakmış aslında. Ama oyunculuğa ilgisi kardeşine Altın Çocuk kitaplarını canlandırmakla başlamış farkında olmadan. Akademi sınavlarını kazanamayınca da kendini konservatuvar sahnesinde bulmuş. Sahneye adımını atış o atış, sahne hastalığı bulaşıvermiş Dolunay?a. İyi ki de bulaşmış. "Kibarlık Budalası", "Buluşma" oyunları derken, onu asıl "Omuz Omuza" dizisinde tanımaya başladık. "Bir İstanbul Masalı?nda artık bizden biriydi. Şimdi Yine de Aşığım?la gümüş ekranda ama 20 Ocak itibariyle Mustafa Kemal Kültür Merkezin?de "Ayşem" opereti ile yine sahneye dönüyor. Biz de onu şan dersi öncesinde yakaladık ve keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Başkalarıyla değil, kendi kendiyle yarışan bir kadından samimi itiraflar dinledik:
Sizi önce şehir tiyatrolarında tanıdık. Sonra siz ver elini Amerika bir gittiniz, beş yıl dönmediniz. Bu kaçışın sebebi neydi?
Böyle keskin bir yanıtı yok aslında, ben zaten Müjdat Gezen Sanat Merkezin?de dört yıllık temel eğitimimi almıştım; bu da Türkiye standartları için yeterli bir eğitimdi. Ama benim kendimle ilgili bir sorunum vardı. Tamam o an için şehir tiyatrolarında profesyonel olarak oyunculuk yapıyordum ama işin içinde bir kandırıkçılık vardı.





Kandırıkçılık derken?
Bir müddet sonra aynı şeyi yaptığımı görüp sanki ya biri beni yakalayacaktı ya da ben kendimi yakalayacaktım. İnsanlar tatile giderken ben bütün kış workshop parası biriktirip Londra?ya giderdim. Bir kere yurtdışına çıkınca, "Çok yazık, gitmiyorsan utanmalısın kendinden" gibi bir duyguya kapılıyorsun. Birkaç farklı ülkede değişik oyunlar seyredince, farklı dünya insanlarıyla oyunculuk üzerine iletişime girince cepte dört yıllık bir diplomayla bu işin yürümeyeceğini anlıyor insan.
O zaman herkes yurtdışına mı gitmeli sizce?
Türkiye?de sistem kendini geliştirme üzerine işlemiyor. Ben hala kendimi bilmem nerede hangi okul var diye araştırırken buluyorum. Benimkisi hırs meselesi de değil; ben bilgilendikçe kendimi güvende hissediyorum, bu da yaratıcı olmamı sağlıyor. İşte Nebrasca Üniversitesi Tiyatro Bölümü macerası bu yüzden gerçekleşti.
Sonra her oyuncunun rüyası New York New York...
New York Üniversitesi?nin sınavlarını kazanmıştım, ama maalesef burs bulamadığım için workshoplarla yetinmek durumunda kaldım. O dönemde özel bir oyunculuk koçu tuttum, çünkü bana yol gösterecek birine ihtiyacım vardı. Beni hem New York piyasasına hem de oradaki oyunculuk sistemine alıştırdı. Oradaki seçmelere katılmamı sağladı.
Oyunculuk da yaptınız orada yani...
New York benim için tam bir eğitim süreciydi. Gittiğim seçmelerin çoğunda hemen "Akdenizli misin?" diye soruyorlardı ve sanırım bu yüzden, yani farklı, yeni bir surat olmamdan dolayı hep geri çağrılıyordum. İlk iki yıl, o yabancılık korkusunu aşmakla geçti zaten. Tam da şansımın kırılma aşamasında, "Ben artık Amerika?da yabancı bir oyuncuyum" dediğim noktada Türkiye?ye döndüm. Ama bu maceranın tamamlanmadığını düşünüyorum; başlattığım bu hikaye ilerde de olsa bir şekilde noktalanmalı.

© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.