360'ta sahneye çıkmayı bırakınca şehirde bir belirdi, bir kayboldu. Hiçbir zaman çok göz önünde olmadı, kendini ortalara atmadı, hep merak edildi İlhem Khodja. Ta ki geçen seneye kadar... Erkek arkadaşı Mithatcan, Bodrum sahillerinde poposuna öpücük kondurduktan sonra günlerce magazin gündeminden düşmedi. Bir yıl sonra hala en çok bununla hatırlanıyor İlhem, bu konuyu gülünç derecede saçma bulsa da... ''Basından kaçıyor'' hissiyatını veren insanları ararken hep çekiniriz biz gazeteciler. Çünkü konuştuğunuz kişi basında bugüne dek hep istemediği şekilde yer almışsa, aranıza duvar örebilir, konuşmak istemeyebilir, her konuda aşırı hassas davranabilir... Biraz çekinerek aradım İlhem'i. Tahminlerimin aksine yumuşak, samimi, ''gerçek'', dolambaçsız, mütevazı bir kadın çıktı karşıma. İlhem'le buluştuk ve uzun uzun sohbet ettik. Ne yapıyor, nerede yaşıyor, ne yiyor ne içiyor, Mithatcan'la ilişkisinde ne oluyor, milli gelin mi, değil mi? Aklımda yüzlerce soruyla gittim ve hepsini tereddütsüz yanıtladı... İşte özgür, bohem, içten, ''Carpe diem'' İlhem...
Almanya-Macaristan-Fransa kökenli anne, Cezayirli baba, Fransa'da geçen yaşam... Göründüğü kadar karışık bir hikaye mi bu?
Büyükannem ve ailesi savaş sonrası Fransa'ya yerleşmiş ve annem de orada doğmuş. Babam da Fransa'da yaşamak ve çalışmak için oraya yerleşmiş bir Cezayirli. Amcam, annemin ikiz kardeşiyle aynı grupta çalıyormuş, ikisi de müzisyen. Onların vasıtasıyla tanışmışlar, aşık olmuşlar ve evlenmişler... Dört kardeşiz. Ben de mizaç olarak evin ikinci erkek çocuğu gibiydim!
Küçük yaşlarda ''ben müzisyen olacağım'' diyen çocuklardan mıydınız?
Aslında müzisyen değil, arkeolog olmak isterdim ama şarkı söyleyebilme yeteneğim vardı. Babamın müvekkillerinden biri, ünlü caz müzisyeni Elene Dee idi. Babam, ben 10 yaşındayken bir gün ikimizi tanıştırdı ve aramızda garip bir kimya oldu. Hani bazen biriyle tanışırsınız ve önünüzde yeni bir yol çizildiğini hissedersiniz ya... Her şeyden önce ''aynı'' görünüyorduk; zayıf, koyu tenli, kabarık kıvırcık kahverengi saçlar, onun adı Elene, benim adım İlhem... (Fransız aksanıyla her ikisi de benzer okunuyor.) Sanki onun küçük bir modeliydim, resmen birbirimize aşık olduk. Elene, hep hayatımın bir parçası oldu.
Peki müziği bir ''meslek'' olarak ilk ne zaman ele aldınız?
Ben hayatta ne yapmak istediğimi aramadım, meslek araştırmadım, müzik bana ''geldi''. Ve erken yaşta geldiği için de çok mutluyum. Çünkü erken yaşta çok çalışmaya başladım, 18'imde başka insanlara ders veriyordum! 17 yaşına kadar Lyon'daydım, sonra üniversite için Münih'e, oradan da Berlin'e taşındım. O yıllarda profesyonel şarkıcı olarak çalışmaya ve seyahat etmeye başladım. Anladım ki benim hayatım dil öğrenmek ve şarkı söylemek üzerine kurulacak. Şu anda Fransızca, Almanca, İtalyanca ve İspanyolca konuşuyorum, biraz da Türkçe.
İstanbul'a ilk nasıl geldiniz?
İstanbul'a ilk gelişim makyaj sanatçısı arkadaşım Jerry Stolwijk sayesinde oldu. İlk geldiğimde modellik yaptım. İkinci gelişimde 360'ın sahipleriyle tanıştım, bir ay orada sahneye çıktım. Kulübün en popüler zamanlarıydı ve çabuk tanındım. O dönem İstanbul'a aşık oldum. Önce şehre, sonra Mithatcan'a aşık oldum!
|








