Farkında mısınız diyet çoğumuz için geçici bir heves olmaktan çıkıp, bir yaşam biçimine dönüştü. Zayıflamayı ve zayıf kalmayı obsesyon haline getiren, diyet yapıp kilo verip-killoları yeniden geri alan bu yeni insan modelinin artık bir de adı var: Permareksik!
Cuma akşamları bir evde toplanıp yemek yiyerek dedikodu yapmak erkeklerin çok da anlayamadığı ama kadınların pek bayıldığı alışkanlıklardan biri. Bu çok eğlenceli alışkanlık günümüzde de popülerliğini yitirmiş değil. Belki biraz boyut değiştirdi, o kadar... Kadınlar hala bir evde toplanıp dedikodu yapmaya bayılıyorlar, ama tek bir farkla: Artık yemek yemiyorlar! Hemen her gün bir yenisi türeyen diyet modellerini müthiş bir fanatizmle takip eden yeni nesil kadınlar için zayıf olmak/kalmak ciddi sağlık problemleri pahasına göze alınan bir yaşam sebebi niteliğinde. Ama karıştırmayalım, onlar anoreksik değiller. Sadece sürekli diyetlerden konuşuyor ve diyet yaparak yaşıyorlar. İngiltere'deki Food Standarts Agency'nin yaptığı bir araştırmaya göre dünyada zayıflamaya çalışan kadınların sayısı 15 sene öncesine göre iki kat artmış durumda. İngiliz kadınlarının ise neredeyse dörtte biri daimi olarak diyet yapıyor. 38 yaşındaki Finans Direktörü Lara Pınar Gürsu da diyet takıntısından nasibini almış bir Permareksik! Üniversiteden mezun olup çalışma hayatına başladığında, hareketsizlikten ve yeme alışkanlıklarının değişmesinden dolayı 2-3 sene içinde yaklaşık 10 kilo almış. O yıllarda en popüler kilo verme yöntemi akupunktur olduğu için bir akupunktur uzmanına gitmiş ve kulağına iğne taktırmış. Gürsu gerisini ise şöyle anlatıyor: "Doktorun oldukça sert bir diyet listesi verdiğini hatırlıyorum. Bütün bir hafta sadece salata yiyip, soda içmek gibi... O sıralarda ailemle yaşıyordum. Diyetten dolayı bütün psikolojim bozulmuştu ve annem benim korkumdan evde yemek pişiremez olmuştu. 2 ay gibi kısa zamanda 10 kiloyu verdim." diyor. Beslenme uzmanı Ian Marber, ünlü "The Food Doctor" adlı kitabında kadınların artık zayıf kalabilmek için her şeyi yapabildiklerine değiniyor ve ekliyor: "Eskiden zayıf kalma baskısı daha çok ünlülerin ve modellerin hissettiği bir kaygıydı. Fakat şimdi diğer profesyonellik alanlarına da sıçramış durumda. Kent yaşamında çalışan pek çok kadın, görüntülerinin ve imajlarının işyerindeki performanslarını yansıttığını düşünüyor. Çoğunlukla bir uzmana danışmadan popüler zayıflama ilaçlarını ya da yemekten önce kullanıldığında tokluk hissi veren lif içerikli hapları kullanıyorlar." Lara Pınar Gürsu da ne kadar zayıflarsa zayıflasın asla tatmin olmadığını ve sürekli kilodan konuşup, kilodan şikayet ettiğini üzüntüyle hatırlıyor. " Ta ki ailem, erkek arkadaşım ve çevrem benim için endişelenmeye başlayıp, bunun psikolojik bir sorun haline geldiğini düşündüklerini söylemeye başlayıncaya kadar. Sonra bir beslenme uzmanına gittim ve nasıl sağlıklı beslenmem gerektiğini öğrendim" diyor. "Artık mutluluğun yolunun terazilerden değil, kendine güvenmekten ve kendini sevmekten geçtiğini biliyorum" diye de ekliyor.