Kavramlar karmaşaya dönüşmesin

Çocukların “Cennet ne, cehennem ne, Allah nerede, ölünce nereye gidiyoruz, biz nasıl olduk?” gibi sorularına sıkça maruz kalmışsınızdır! Ölüm, sevgi, aşk, iyilik kötülük... Soyut kavramları anlamaları zor olabilir. ‘Çocuktur anlamaz’ demeyin, kelimelerinizi özenle seçin.
Yazı: Elif Girgin

Çocuk ve Aile Danışmanlığı Merkezi’nden Uzman Psikolog Burçin Demirkan Baytar ile soyut kavramların çocuklara nasıl anlatılması gerektiğini, hangi yaşta neleri anlamlandırabileceklerini ve onlara asla söylenmemesi gerekenleri konuştuk.

Çocuklara soyut kavramlar nasıl anlatılmalı?
Çocuğun içinde bulunduğu gelişim dönemi ona neyi, nasıl ve ne kadar anlatabileceğinizi etkiliyor. Bebekler duyu organları ile dünya hakkında bilgi ediniyor. Onların 0-2 yaş arasında, algısal ve zihinsel gelişimlerini olumlu yönde etkileyen bilgileri seçme yetenekleri olduğu yönündeki kanıtlar her geçen gün artıyor. Gelecek için en yararlı duygusal bilgiyi seçebilmeleri için pozitif mesajların olduğu ortamlar yaratmak çocuğunuza bebekliğinden itibaren yapacağınız en değerli yatırım. ‘Bebektir, çocuktur anlamaz, unutur’ diye düşünmeyin. Bir açıklama yaparken her kelimenizi özenle seçin. Genetik epistemoloji ve bilişsel gelişim alanında çığır açıcı çalışmalar yapmış olan İsviçreli psikolog Piaget, çocuklarda zihinsel gelişimi doğumdan yetişkinliğe kadar devam eden dört dönemde değerlendiriyor. Dönemler ilerledikçe çocukların kavrama ve problem çözme yeteneklerinde niteliksel gelişmeler oluyor. Her bir dönem kendisinden önce gelen dönemlerin özelliklerini de içeriyor.

Peki, çocuklar hangi yaşta hangi kavramları anlar? 
0-2 yaş arası döneminde bebek, duyularıyla çevreyi tanıyor. 2-6 yaş arası dönemde (hatta bazı çocuklar yedi yaşına kadar) durumun her yönünü düşünemiyor. O an gördüğünü kavrayabiliyor. Basit düşündüğü için de soyut düşünemiyor. Üç yaşında, orta boy bir pizzanın karşısında, çok çok pizza istiyorum diye ağlayan çocuğunuza aynı pizzayı başka bir yerde dilimlere bölüp getirdiğinizde çok pizzası olduğunu düşünebiliyor. Palyaçonun kostümünü giydiğini görmeyen bir çocuk, onun biraz sonra odaya kot pantolonu ve gömleği ile gelen abla olduğunu düşünemiyor. Yedi yaşındaki bir çocuk artık mantıksal bağlantılar kurabiliyor. Ama hala soyut bilgileri anlamakta zorlanıyor. 11-12 yaşlarına kadar da bu durum sürebiliyor. Somut bir eylemden behsetseniz bile; örneğin “Dişini fırçala, odanı topla” dediğinizde etrafta gezinen bir çocukla karşılaşmak sizi sinirlendirebilir. Oysa ona yapacağı işin adımlarını söyleseniz işi anlayıp yapma ihtimali çok daha fazla oluyor. Bu durumda çocuğun soyut kavramlar karşısında yetersizliği bizi şaşırtmamalı. 12 yaşında ise, artık gönül rahatlığıyla soyut kavramlar üzerine varsayımları konuşan bir ergenle karşılaşıyorsunuz. Genel çerçeve böyle olmakla birlikte çocuklar, kendi bireysel gelişimlerinde bu sınırların biraz ilerisinde ve gerisinde olabiliyor. Özellikle teknolojinin içine doğan ve okuma yazma bilmediği halde bilgisayarın şifresini yazmayı başarabilen ufaklıkların her geçen gün arttığını düşündüğümüzde, onların farkındalıklarının ne kadar yüksek olduğunu görmek de mümkün.

Tanrı, mutluluk, sevgi, aşk, iyilik kötülük… Bu kavramlar çocuklara nasıl anlatılmalı?
Çocuklara bu kavramları anlatandurumlar canlandırılabilir. Bu amaçla kuklalardan yararlanılabilir.Oyun hamurları ya da boya kalemleri ile gülen yüzler çizerek yaptığınız bir etkinlikte çocuğa mutluluğu anlatabilirsiniz. Ölümü anlatmak için solan bir bitkiyi ve yaşayan bir bitkiyi göstererek ikisi hakkına konuşmak işe yarayabilir. Bir kavramı anlatmakta zorlandığınızda endişelenmeyin. Unutmayın yalnız değilsiniz. Birçok anne-baba gibi siz de çocuğunuza ulaşmanın dilini deneyerek bulacaksınız. Önemli olan çocuğunuzla konuşmaktan kaçınmayıp gereken emeği ve zamanı ona ayırmanız.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.