'8 Mart Dünya Kadınlar Günü'
Adım kadın...Bugün 8 Mart. Yani biz kadınların günü. Yani Dünya Kadınlar Günü. Ve bugün biz altı kadın, Fethiye’de Özer Olgun Kültür Merkezi’nde sahnede olacağız.
Peki neden?
Çünkü bir sebeple sesi kesilmiş kadınlar için.
Konuşturulmayan kadınlar için.
Hayatını kaybetmiş kadınlar için.
Hakkını arayan kadınlar için.
Sevdiği erkek uğruna hayatını kaybedenler için.
Yine sevdiği erkek uğruna büyük zorluklara katlananlar için.
Ve çoğu yerde sesi çıkmayan, sessiz bırakılan kadınlar için.
Almula Merter Churm bana, “Esin, kadınlar için bizimle sahneye çıkar mısın?” dediği zaman hiç düşünmeden, hiç sorgulamadan “Tabii ki” dedim.
Çünkü yıllardır hemcinslerimi koruyan, kollayan yazılar yazıyorum.
Her zaman onların yanında olmaya çalışıyorum.
Çünkü kadın kadının düşmanı değil, yurdu olduğuna inanıyorum.
Ve biliyorum ki kadınlar el ele verdiğinde yapamayacakları hiçbir şey yok.
Çünkü kadınlar birlikte güçlü.
Bu sadece bir sahne değil, bu aslında bir hayat deneyimi.
“Yüksek Ökçeler: Kadın Hikâyeleri” radyo tiyatrosunun o nostaljik, buğulu büyüsü, modern sahnenin enerjisiyle hayat bulacak.
Başarıdan aşka.
Hüzünden kahkahaya.
Hayatın kalbinden süzülen bütün duygular, 8 Mart akşamı sahnede olacak.
“Yüksek Ökçeler Ses Oyuncuları”, izleyiciyi sadece koltuğunda oturan bir seyirci olmaya değil, anlatılan hikâyenin yaşayan bir parçası olmaya davet ediyor.
7’den 70’e herkesin kendi hayatından bir parça bulacağı bu müzikli gösteride;
evlilikten aldatmaya, büyük başarılardan sessiz gözyaşlarına kadar hayatın bütün renkleri var.
Kısacası bu sahnede hayat olacak.
Almula Merter Churm, Mihriban Er, Nihan Durukan, Balçiçek İlter, Asuman Bora
ve ben deniz hayatı anlamak için aynı sahnede bir araya geliyoruz.
Nostaljik bir radyo tiyatrosu atmosferi, modern ve interaktif bir sahneyle birleşecek.
Bazen derin bir empati…
Bazen sıcak bir gülümseme…
Bazen de içimizi titreten bir farkındalık…
Çünkü bu hikâye hepimizin.
Bu gösterinin en güzel tarafı şu; burada kimse sadece izleyici değil.
İzleyen herkes o hikâyenin bir parçası olacak.
Şarkıların korosu, hikâyelerin gizli kahramanı. Belki de bu akşamın başrol oyuncusu.
Çünkü bazen anlatılan hikâyeler çok tanıdık.
Bazen yepyeni.
Ama her zaman çok bizden.
Evet içimiz yanıyor.
Malumunuz kadınlar hâlâ öldürülüyor.
Fatmanurlar hâlâ aramızdan koparılıyor.
Ama belki de tam da bu yüzden sesimiz daha çok çıkmalı.
Daha gür çıkmalı.
Kadınların sesini kısmak isteyenlere inat daha çok konuşmalıyız.
Daha çok anlatmalıyız.
Daha çok bir araya gelmeliyiz.
Belki de 8 Mart’ı gerçek anlamına biraz daha yaklaştırmanın yolu buradan geçiyor:
Hikâyelerimizi paylaşmaktan. Birbirimizin sesini büyütmekten ve unutmamaktan.
Hikâyelerimize ortak olmaya, şarkılarımıza yoldaş olmaya, sahnemize can olmaya bekliyoruz.
Çünkü bu hikâye sadece bizim değil.
Hepimizin hikâyesi.
Bu akşamki gösteri ücretsiz olacak. Fethiye’de olan herkesi bekliyoruz.
Çünkü kadın olmak;
Bazen dimdik ayakta durmaktır.
Bazen gözyaşını içine akıtmaktır.
Bazen susmamaktır.
Bazen konuşarak dünyayı değiştirmektir.
Kadın olmak;
dayanmaktır,
yeniden başlamaktır,
küllerinden doğmaktır.
Kadın olmak;
birbirine omuz olmaktır.
Ve kadın olmak;
birlikte güçlü olmaktır.
Yazara Ait Diğer Yazılar
'Biz buradan nasıl çıkarız dememiz gereken zaman'
'Yaşamdan İzler'
'Satıcının Ölümü: Sahnedeki gerçek, içimizdeki çöküş'
'Kadınlar iş dünyasında oyunun kuralını yeniden yazıyor'
'Moda ve tekstil denince de Cem Boyner'
'Bazı şarkılar öylece dinlenip geçilemiyor'
'Tek kişilik dev kadro'