'Adriana Lima bir döndü, pir döndü'
Bir kadının zor günlerini son zamanları sanmayın; biz kadınlar bitti demeden bitmez!!!
Bir yıl önce aldığı kilolar üzerinden kadını yerden yere vuranlar, “Bitmiş” diyenler bugün şok geçirdi.
O zaman da dile getirmiş, hatta yazıp çizmiştim. Şimdi yine, hem de çok yüksek perdeden söylüyorum: Bir kadın "bitti" demeden bitmez. Sadece kötü ve zor günler geçirir.
O günlerde düşer mi?
Evet, hem de ciddi düşer.
Öyle ki sanki bir delik açılır, içine girer; yerin dibinin dibine kadar iner. Ama yeniden ayağa kalkacak gücü bulduğunda oradan öyle bir çıkar ki... Daha da güçlenerek, daha da büyüyerek, daha da yükselerek!
Adriana Lima bunun canlı mı canlı bir örneğidir.
Yıllarca Victoria’s Secret podyumlarını kasıp kavuran kadın, yine kendinden söz ettiriyor. Geçen seneki fotoğrafı ile bugünkü haline dikkatlice bakın.
Ve bence biz kadınları hiç ama hiç hafife almayın.
Çünkü bir kadın pes etmeden oyun bitmez!
Hatırlarsınız, üçüncü çocuğunu dünyaya getirdikten sonraki görüntüleri üzerinden söylemediklerini bırakmayanlar oldu. Kadın yeni doğum yapmıştı!
Biraz anlayış göstermek yerine kilosunu, yüzünü, bedenini didik didik etmişlerdi.
Şimdi de “Bebek gibi olmuş” diyorlar.
Ne büyük sahtekarlık!
Oysaki kadın aynı kadın. O zaman da kıymetliydi!
Ama bugün sadece görüntüsüyle övüyorlar.
Adriana, kendisini görüntüsüyle yerin dibine vuranlara ne güzel yanıt verdi.
Ha tabii bu hale gelmeyebilirdi de.
Yine kilolu haliyle çıkabilirdi karşımıza; kimseye eski bedenine dönme borcu yoktu.
Fakat benim alkışladığım, kendisi için verdiği emek. Üç çocuk annesi bir kadının kendi hayatına, kendine dönüp istediği değişimi gerçekleştirmesi...
Kendine, işine, hayatına saygı göstermesi ve toparlanabilmesi.
Gerçekten helal olsun!
Tabii burada yalnızca kiloyu konuşursak meselenin çok küçük bir kısmını görmüş oluruz.
Bu değişimi sadece “Diyet yaptı, spor yaptı” diye açıklamak da “Kesin şunu yaptırdı” diye birkaç estetik işleme bağlamak da haksızlık olur.
Bu sadece “Hadi estetik merkezine gideyim, mide ameliyatı olayım, yüzümü gerdireyim” meselesi değil.
Bu çok daha büyük bir mesele. Disiplin ve hayat şekli meselesi.
Sosyal medyada dolaşırken benim de arkadaşım olan Uzm. Dr. Semra Yavuz’un bu konuyla ilgili yaptığı paylaşıma denk geldim.
O da benim gibi düşünmüş olacak ki şöyle demiş:
“Genç görünmek tek bir işlemin değil, bir yaşam biçiminin sonucudur! Kaliteli uyku, dengeli beslenme, stres yönetimi, düzenli hareket... Gerektiğinde, kişinin ihtiyacına göre hekim tarafından değerlendirilen uygulamalar... Bunların hiçbiri tek başına mucize değildir. Longevity; zamanı durdurmak değil, her yaşın en sağlıklı, en dinamik ve en iyi haline ulaşmaktır.”
Ben de bu bakış açısına kesinlikle katılıyorum.
Öncelikle uyku, beslenme, hayat şartları, moral, stres... Yanındaki dostun, ailen, evindeki huzur... Her şey o kadar etkili ki.
Bakın, tecrübe ile sabit.
Ben çok ciddi bir sağlık sorunu yaşadım. Bununla birlikte özel hayatımda da korkunç günler geçirdim ve kısa bir süre içinde inanılmaz kilo aldım.
Aynadaki kendimi tanıyamıyordum. Yani ben, ben değildim. Fakat tüm bu bileşenleri bir araya getirmeyi başarınca; yani etrafımı temizledim, düzen, huzur, yeme şekli derken çok şükür kısa süre içinde eski bedenime, kendime kavuştum.
Yeniden aynalara bakar oldum.
O yüzdendir ki “Bıçak altına yatayım, yüzümü gerdireyim, midemi aldırayım, oramı yaptırayım, buramı düzelttireyim” demekle bitmiyor mesele. Aynaya baktığında gördüğün yüz kadar, o yüzün arkasında nasıl bir hayat yaşadığın da önemli.
Ve moral!
Moral!
Moral!
Bitti…
Moralin, huzurun iyi olacak.
Ve kendine verdiğin değer, kendinle nasıl konuştuğun, kimlerle vakit geçirdiğin, neyle beslendiğin...
Hani hep derler ya “Ne yiyorsan osun” diye... Gerçekten doğru.
Ha bir de “Hayatındaki beş kişinin ortalamasısın” sözü var ya; işte bu da aşırı doğru!
Çünkü sen bunların hepsiyle bir bütünsün.
Tek bir işlemden bütün hayatını değiştirmesini bekleyemezsin. İnsanın kendine iyi gelmesi, kendine emek vermesi de gerekiyor. Bazen dinlenerek, bazen hayatındaki yükleri azaltarak, bazen yeniden başlayarak...
Adriana Lima bence bu görüntüsüyle bize çok şey anlatıyor. Önemli olan neyi gördüğün, neyi görmek istediğin, neyi anlamak istediğin.
Ben yalnızca incelmiş bir beden görmüyorum. Kendisine “Bitti” denilen bir kadının yeniden kendi adına söz almasını görüyorum.
O yüzden bu fotoğraflara bence iyi bakın.
Bir kadının zor gününü, son hali sanmayın.
Biz kadınlar "bitti" demeden bitmez!