'Artık; buraya nasıl geldik değil, biz buradan nasıl çıkarız dememiz gereken zaman'

Biz de çocuktuk. Biz de öğrenciydik. Ama biz, okula giderken çantamızda defter, kalem, silgi taşırken buugünün çocukları ise bazı şehirlerde çantasında silahla yakalanıyor.  

Esin Övet

Esin Övet

Tüm Yazıları Görüntüle

'Artık; buraya nasıl geldik değil, biz buradan nasıl çıkarız dememiz gereken zaman'

Soru artık şu değil; "Biz buraya nasıl geldik?"

Soru şu; "Biz buradan nasıl çıkacağız?"

Önce Şanlıurfa Siverek. 

Ardından Kahramanmaraş.

Çocuklarımız, öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz güvende değil.

Siverek’teki olayda saldırıyı gerçekleştiren öğrenci, bir hafta boyunca sosyal medyada “Yapacağım” diye açık açık mesajlar paylaşmış. Ve bu mesajlar sonrasında da şikayet üzerine yakalanmış. 

İfadesi alanmış. 

Ve ifadesinde de; “Şaka yaptım” dediği için serbest bırakılmış.

Düşünün sadece şaka yapmış!!! Daha doğrusu şaka yaptığını söylemiş.

Allah aşkına bunu kabul etmek mümkün mü?

O zaman herkes her şeyi yazsın, tehdit etsin, korku yaratsın; Sonra da “şaka yaptım” deyip işin içinden çıksın.

Bu, sadece bir güvenlik açığı değil.

Bu, bir zihniyet çöküşü. Gerçekten bu çocukların annesi ve babasının da bu şakayı “şaka değil bu” diye görmesi gerek miyor mu? 

O evde o çocukla yaşayan anne ve baba ne yapıyor?  Çocuğundan bir haberler mi?

Anne ve babalar çocuklarının duygusunu, düşüncesini bilir, bakışlarından anlar. Bizim anne, babamız gözümüzün içine baktığında anlarda ne düşündüğümüzü. 

Yok arkadaş yok, anne ve babaların çocuklarından haberi yok. Gerçekten benim aklım almıyor. 

Şanlıurfa Siverek canisi çocuk mesajlar sıralamış tamam sonra Kahramanmaraş’ta korkunç saldırı gerçekleşti.

Artık tekil olaylardan söz etmiyoruz.

Artık bir eğilimden, bir toplumsal kırılmadan söz ediyoruz farkında mısınız? Çocuklar değişti. Artık bizim yaşadığımız çocukluk değil bu. Bu başka bir şey. Bu başka çocukluk, bu çocuklar çok başka. Çocuk gibi değiller, öğrenci gibi değiller.

Bakın önümüzde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı var. Hemen ardından 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı. 

Bu bayramlar ne içindi?

Çocuklar gülsün, gençler umut dolsun diye.

Ama bugün ne görüyoruz?

Bayramlara hazırlanması gereken çocukların bir kısmı, şiddetin içinde büyüyor.

Ellerinde oyuncak olması gereken yaşta, silah konuşuluyor.

Gerçekten bu normal değil.

Peki neden?

Çünkü bu çocuklar bizim büyüdüğümüz dünyada büyümedi.

Onlar;

şiddetin sıradanlaştığı, ekranların sabah-akşam kavga, tehdit ve silahla dolu olduğu,

dizilerde, haberlerde, tartışma programlarında sürekli öfkenin pompalandığı bir ortamda büyüdü. Ve ellerinde akıllı telefonlarında şiddetin dozunun çok yüksek olduğu bilgisayar oyunlarıyla. 

Ve üzgünüm kimse artık sakin konuşmuyor.

Kimse dinlemiyor.

Kimse gülmüyor.

Ve çocuklar gördüğünü öğreniyor. Ya da onlar kendi dillerini oluşturuyor. 

Yıllardır aynı cümleyi kuruyoruz; “Biz bu hale nasıl geldik?”

Ama artık bu sorunun bir anlamı yok. Artık bu soruyu sormanın da bir anlamı yok. Geçtik bu noktayı. Çünkü cevap belli; Yavaş yavaş geldik. Görmezden gelerek geldik.

Asıl mesele şu; "Buradan nasıl çıkacağız?"

Daha fazla güvenlik mi?

Daha sıkı denetim mi?

Evet gerekli ama yetmez.

Eğitim, güvenlik önce aileden başlayacak.

Okulda devam edecek.

Ekranlarda değişecek. Başka çaresi yok. 

Bakın iki yıl önce katıldığım Aile Bakınlığı toplantısında ekranların değişmesi gerektiğini söylediğim bir konuşma sonrasında bazı insanlar beni o dönem yöneticime şikayet etmişti.

Evet evet şikayet etmişlerdi. Hoş şimdilerde o yönetici de o şikayet edenler de yok. Hatta korkunç sonları ile adlarını duyurdular. Neyse konumuz o değil, ama gerek aile yapısını hatırlayacağım, hatırlanacak programlara geçiş yapılması şart.

Şiddetin normal olmadığı yeniden öğretilecek. Gerek okullarda, gerek ekranlarda. Nokta!!!

Sözün, aklın ve sağduyunun değerli olduğu yeniden hatırlatılacak.

Çünkü mesele sadece “suç işleyen çocuklar” değil.

Mesele, o çocukları o noktaya getiren toplum iklimi kimse kusura bakmasın.

Ve eğer bu iklim değişmezse, yarın başka şehirlerde, başka okullarda aynı haberleri okumaya devam ederiz. Çünkü bu çocuklar bizim bildiğimiz çocuklar değil. Bence artık bu çocukların dilini çözmemiz gerekiyor.

Evet biz de çocuktuk. Bizler de bu dönemleri yaşadık ama böyle değil. Bizler gerçekten çocuktuk ve tam da çocuk gibi geçirdik ergenlik denen dönemi. Ve aile terbisinin en ön sırada olduğu şekilde de büyüdük.

Ve bugünün çocukları da korkuyla değil, umutla büyümeli.

Bu da kendiliğinden olmayacak.

Bunu biz yapacağız. üzgünümüz  gerek yönetimin, gerekse anne ve babaların acilen değişmesi ve eğitilmeleri gerekiyor.