'Ayrılırken sadece kadın değil, erkek de acı çekiyor(muş)'

Bugün konumuz kadın-erkek ilişkileri. Çünkü şu ara okuduğum bir kitaptan yola çıkarak ayrılık meselesini masaya yatırmaya karar verdim...

Esin Övet

Esin Övet

Tüm Yazıları Görüntüle

'Ayrılırken sadece kadın değil, erkek de acı çekiyor(muş)'

 

İletişim uzmanı, aynı zamanda sektörün mihenk taşlarından ve benim de can arkadaşım menajer Özgür Aras, 14’üncü kitabı *“Artık Üzülmeden Önce Düşüneceğim”*de öyle bir şey söylüyor ki: “Ayrılık acısı sadece kadınlara ait bir duygu değil. Erkekler de seviyor, bağlanıyor, özlüyor ve acı çekiyor. Tek fark, bunu çoğu zaman göstermemeyi tercih etmeleri.”

Yani Özgür diyor ki; “Ayrılık cinsiyet tanımaz. Kadınlar nasıl acı çekiyorsa erkekler de aynı duyguları yaşar.”

Eeee tamam ama bu bana pek uymadı arkadaşım diyorum ben de!!!

Bakın ben size söyleyeyim; bir milyonda bir erkek gerçekten acı çekiyordur. NOKTA!

Çünkü benim bugüne kadar gördüğüm tablo bu. Ya da erkekler ne zaman acı çekiyor biliyor musunuz? Mevzu istedikleri gibi gitmeyince... Yani planları tutmayınca, bekledikleri kadın geri dönmeyince... İşte o zaman!

Yoksa ilk ayrılıkta tablo genelde şöyle oluyor: Erkek ayrılınca “O mekan senin, bu mekan benim”, “Hayat devam ediyor kanka”, “Hayırlısı olmuş”, “Zaten yürümüyordu”, “Boş ver” derken arkadaşlarla maç, tatil, gece hayatı, o kadın senin, bu kadın benim... Hatta kısa süre sonra da yeni bir ilişki. Hatta bazısı evleniveriyor!

Yani Özgürcüğüm kusura bakma; benim gördüğüm manzara bu.

Tabii Özgür Aras’ı da ciddiye alırım. “Hadi Esin, peşin hüküm verme. Oku kitabı” dedim kendi kendime. Başladım okumaya.

Neyse, biraz bodoslama girdim. Şaka bir yana efendim, Özgür Aras derse doğrudur. Ancak “E biz kadınlar da az üzülmedik be, az biraz da üzülen erkek mevzusu okuyalım” deyip harıl harıl okuyorum. Çünkü Özgür “O kadar da emin olmayın” diyorsa vardır bir bildiği.

Zaten ben de hiç acı çeken erkek görmedim demiyorum. Gördüm. Ama çoğunun ilk refleksi gerçekten farklı oluyor.

Kadınlar ise ayrıldıktan sonra hemen başka bir limana sığınmıyor. Önce acısını dibine kadar yaşıyor. Ağlıyor, arkadaşlarını bunaltıyor... Gece iki buçukta “Sence beni hiç sevdi mi?” diye başlıyor düşünmeye. Aynı şarkıyı yüz kere dinliyor. Eski fotoğraflara bakıyor. Kilo veriyor ya da tam tersi kendini salıyor.

Kısacası yasını tutuyor. Ama sonra... Aslanlar gibi ayağa kalkıyor, hem de sıfırlanmış bir şekilde! İşte ben de diyorum ki; kadın gerçekten bitirmeden geri dönmüyor.

Erkek ise yaşamaya devam ediyor gibi görünüyor. Yaşıyor ve sonra aradığı mutluluğu bulamazsa koca bir hüsran! Yanlış ve acele karar ile berbat bir son... Ve eski limana dönmeye çalışıyor.

İşte Özgür Aras’ın kitabı tam da burada devreye gidiyor bence. Çünkü bizim görmediğimiz tarafı anlatıyor Özgür; erkeklerin de üzüldüğünü, özlediğini, acı çektiğini...

Okurken itiraf edeyim hoşuma da gitmiyor değil. “Demek ki bir şey hissediyorlarmış, kalpleri varmış” diyorum.

Ama sonra şu cümle geldi: “Tek fark, bunu göstermemeyi tercih ediyorlar.” Tabii orada az biraz bozuldum. Hayır, biz kadınlar bayıla bayıla mı gösteriyoruz? Sürünüyoruz ayol, acı çekiyoruz acı!!! Sanki elimizde megafonla geziyoruz da “Merhaba, ben bugün de ayrılık acısı çekiyorum” diye inlemiyoruz hani!

Neyse...

Bu konuyu daha çok konuşacağız gibi görünüyor. Çünkü kitabı okudukça her sayfada başka bir tartışma çıkıyor. Özgür 12'den vurmuş. Çünkü ayrılığı sadece bir kayıp olarak değil, insanın kendini yeniden keşfettiği bir dönüşüm süreci olarak anlatıyor. Ve tabii erkeklerin acı çektiğini okumak da fena hissettirmiyor hani!

Ve kitabın en dikkat çekici cümlesi de bence şu: “Ayrılık cinsiyet tanımaz. Kadınlar nasıl acı çekiyorsa erkekler de aynı duyguları yaşar. Bastırılan her duygu ise iyileşmeyi geciktirir.”

Okuyun, sonra bana yazın. Gerçekten erkekler de bizim kadar üzülüyor mu? Yoksa yine biz mi fazla romantik düşünüyoruz?

Ha bu arada, yolda gördüğüm kitabın tanıtım afişindeki erkek var ya; tam ayrılık acısı çeken erkek modeli! Ama onu görünce aklıma şu geldi tabii: Biz kadınlar ayrılık acısı çekerken saç baş dağılmış, gözler şiş, pijamayla koltukta oturuyoruz. Erkeklerin ayrılık acısı bile daha karizmatik arkadaş!

Hayat gerçekten adil değil. Ah Özgür sen ne ettin!!!