'Bazı şarkılar öylece dinlenip geçilemiyor'
Bazı şarkılar vardır sadece dinlemez, yaşarsın. Öyle ki, “Ben işte tam da bunu söylemek istiyorum, bunu anlatmak istiyorum” dedirtir. İşte Sıla şarkıları onlardan...
Yıllardır dilimizde, ezberimizde, hatta sinir anlarımızın fon müziğinde. “Kafa nereye biz oraya” deyip efkâra bağladığımız kaç gece varsa, bir yerinde mutlaka onun sesi vardır.
Şarkı mı dinliyoruz, yoksa içimizden geçenleri biri bizim yerimize mi söylüyor, bazen ayırt etmek zorlaşır.
İşte o noktada Sıla bizim sesimiz, yüreğimiz olur. Bu sebeple, Sıla’nın hangi şarkını söylesem eksik kalır.
Çünkü şarkıların hepsi bir yerden yakalıyor çoğumuzu.
Ve artık şunu çok net biliyorum ki, Sıla’nın derdi sadece şarkı yapmak değil; bir şeyler de anlatmak, anlatabilmek.
Ama öyle herkesin anlayacağı şekilde değil hani.
Sıla şarkılarını biraz durup dinleyeceksin, biraz kendine bakacaksın. Biraz da cesur olacaksın, üstüne alınacaksın, dert edineceksin, sırtlayacaksın.
Şimdilerde yeni albüm hazırlığında; Çıktı çıkacak, eli kulağında.
Ama öncesinde o albümün iki şarkısını yayınladı.
İlki, “Evvel Ezel”, ikincisi de “Kötü Kötü” oldu.
İlkinde olduğu gibi “Kötü Kötü”yü de, ilk günden bu yana dinliyorum. Hemen yazamadım.
Çünkü bu öyle bir şarkı değil; aç, dinle, geç tadında hiç değil.
Şarkıyı dinledikçe; içine oturuyor ve sonra konuşuyor seninle.
Ve sözleri öyle bir yerden yakalıyor ki insanı, şarkıda geçen o tavırlı söz; “Sen şarkı diye dinle” meselesi olmaktan çıkıyor.
Yani Sıla’nın birçok şarkısında olduğu gibi, “Kötü Kötü” geçilecek gibi değil. Her sinirlendiğimde, her kırıldığımda, her isyan ettiğimde açıyorum. Ve bağıra bağıra söylüyorum.
Ve her seferinde de başka bir yerime dokunuyor.
Klibi ayrı güzel, hissi ayrı.
Ama asıl mesele şu: Sıla yine yapmış. Yine bizim söyleyemediklerimizi söylemiş. Yine içimizde birikenleri dökmüş dizilere.
Sıla’nın iki yaz önce çıkan “Mesela”da onlardan mesela. Anlayana çok şey anlatıyor şarkı.
Öyle “Sen dinle geç” tadında hiç değil.
Ama işte ne diyoruz; anlayabilene.
Daha doğrusu görmek, duymak isteyene. Çünkü bugünlerde fazla görmek, fazla bilmek pek hayırlı değil. İnsan mutsuz oluyor.
Fakat, ben varsın olsun mutsuz olayım ama göreyim, bileyim tarafında olduğum için Sıla şarkıları ilaç tadında.
Belki de bu yüzden bu kadar bağ kuruyoruz Sıla ile.. Çünkü Sıla’da saklamıyor. Filtre yok, maske yok. Ne hissediyorsa söylüyor.
İbrahim Selim’in programında izledim en son; “Ben buraların yabancısıyım. Çok çıkmıyorum” dedi.
Evet çıkmıyor ki çok da haklı. Ama keşke daha çok çıksa, daha çok konuşsa.
Çünkü artık o doğallık, o samimiyet yok denecek kadar az.
Bu arada meraklısına Sıla üçüncü şarkısı “Hayran”ı da yarın çıkartıyor. Ve 11 Nisan’da da Arena’da konseri var.
Ben de oradayım. Hiç öyle cool falan takılamam, baştan söyleyeyim. Avazım çıktığı kadar Sıla şarkıları söyleyeceğim. Çünkü bazı şarkılar sessiz dinlenmez. Bağıra bağıra yaşanır.
İyi ki varsın Sıla.
Yazara Ait Diğer Yazılar
'Satıcının Ölümü: Sahnedeki gerçek, içimizdeki çöküş'
'Kadınlar iş dünyasında oyunun kuralını yeniden yazıyor'
'Moda ve tekstil denince de Cem Boyner'
'Tek kişilik dev kadro'
'Hayat bir sahne, herkes kendi rolünü oynuyor'
'Bayramın tadını kaçırmayalım'
'Yasemin Sakallıoğlu: Doğru Koca Nasıl Seçilir?'