'Bir kız çıktı ve okyanuslara meydan okudu: Aysu Türkoğlu'
19 Mayıs’ın arifesinde bir belgesel izledim. Bir yüzme belgeseli değildi yalnızca... Bir gencin, kendi sınırlarını boğaza, dalgaya, soğuğa, karanlığa karşı yeniden yazmasının hikâyesiydi...
İzlerken zaman zaman nefesimi tuttum, zaman zaman “Bir genç bunu nasıl başarır?” diye düşündüm.
Denizi ve yüzmeyi çok sevsem de “Ben asla yapamam” dedim. Ve en çok da şuna tanıklık ettim: Cumhuriyet’in yetiştirdiği genç bir kadının, hayallerini korkularından büyük tutmasına…
Aysu Türkoğlu yalnızca kulaç atmıyor; o, inancın neye benzediğini gösteriyor. İnsan bedeninin değil, insan iradesinin sınırlarını ölçüyor. Ve bunu yaparken arkasında yalnızca bir spor hikâyesi bırakmıyor; bu ülkenin gençlerine dair çok güçlü bir umut bırakıyor.
19 Mayıs’ın ruhu tam da budur aslında. Atamız gençliği hiçbir zaman yalnızca yaş olarak tarif etmedi. Gençlik; cesaret demekti, hedef koymak demekti, yorulduğunda vazgeçmemek demekti. Cumhuriyet’i emanet ettiği gençlerden beklediği şey tam da buydu: Kendi yolunu açabilen insanlar olmak.
Aysu’nun hikâyesini izlerken insan bunu iliklerine kadar hissediyor.
Bodrum’dan çıkan bir genç kadın düşünün… Dünyanın en sert parkurlarında, saatler boyunca tek başına yüzüyor. Manş Denizi’ni geçiyor, Kuzey Kanalı’nı aşıyor, Catalina’yı tamamlıyor, Hawaii’de Kaiwi Kanalı’nda 21 saati aşan bir mücadele veriyor. Dalgalarla savaşırken aslında biraz da kendi zihniyle savaşıyor. Çünkü insanın en büyük sınırı bazen okyanus değil, kendi iç sesi oluyor.
Belgeselin en etkileyici tarafı da burada başlıyor. Başarıyı parlatılmış cümlelerle anlatmıyor; yorulmayı gösteriyor, üşümeyi gösteriyor, korkuyu gösteriyor, vazgeçme ihtimalini gösteriyor. Sonra bütün bunların içinden çıkan kararlılığı…
İşte ilham tam burada doğuyor.
Bugün gençlere sürekli neyi yapamadıkları anlatılıyor. Ekonomik zorluklar, umutsuzluklar, gelecek kaygısı… Hepsi gerçek. Ama bir başka gerçek daha var: Bu ülkenin gençleri hâlâ hayal kurabiliyor ve o hayalin peşinden dünyanın öbür ucuna kadar gidebiliyor.
Vestel’in 19 Mayıs için hazırladığı “AYSU” belgeseli bu yüzden kıymetli. Çünkü sadece bir sporcuya değil, bir fikre; Türk gençliğinin potansiyeline yatırım yapıyor.
Bazen bir belgesel yalnızca izlenmez, insanın içine işler. Bu film de öyleydi. Salondan çıktığımda aklımda tek bir cümle vardı: Cumhuriyet hâlâ gençler yetiştiriyor ve o gençler hâlâ dünyaya meydan okuyor.
Aysu Türkoğlu kadar ona inanan, arkasında duran ailesi de çok kıymetli. Hepsini yürekten tebrik ediyorum; bizi gururlandırdıkları için…
Yazara Ait Diğer Yazılar
'Size derdimi anlatabilir miyim?'
'Dört şef, tek menü unutulmaz bir deneyim'
'Ortaya karışık sayıklamalar'
'Kurban Bayramı paylaşma bayramıdır'
'Estetik operasyonundan kornea nakline uzanan 3,5 yıl'
'Rotahane ile 81 şehirlik yolculuk “Ata”nın huzurunda tamamlandı'
'Kenan Doğulu 'Yaparım Bilirsin' dedi ve yine yaptı'