'Bodrum mandalinası ağaçlarının arasında'

Bu hafta Bodrum’da dostlarımın dört yıldır sahibi olduğu ama benim her yaz “Bu kez kesin geleceğim” deyip bir türlü gidemediğim bir mekanı sonunda keşfettim; Mandalin Bahçesi’ni...

Esin Övet

Esin Övet

Tüm Yazıları Görüntüle

'Bodrum mandalinası ağaçlarının arasında'

Ve ne yalan söyleyeyim, biraz da kendime kızdım; “Ben buraya neden dört yıldır gelmemişim?” diye.

Çünkü Bodrum’da son yıllarda en çok özlediğim şeylerden biri burada var: Ferahlık.

Mandalina ağaçlarının arasında geniş, yemyeşil bir bahçe düşünün. Bahçenin içinde çardaklar ve her çardağın kendine ait bir alanı var. Yan masayla neredeyse dirsek dirseğe oturduğumuz, “Bir masa daha nereye sıkıştırabiliriz?” anlayışının hâkim olduğu bir dönemde burası bana fazlasıyla iyi geldi.

Kendi evinizin bahçesinde oturur gibi oturuyorsunuz. Yan masanın konuşmasını dinlemiyorsunuz, onlar da sizinkini duymuyor. Kimse kimsenin alanına girmiyor. Bir süre sonra etrafta başka insanların olduğunu bile unutuyorsunuz. Üstelik serin mi serin… Mandalina ağaçlarının arasında püfür püfür.

Gelelim benim için meselenin diğer en önemli kısmına: Yemeğe!

Malum, yemek yemeyi severiz. E bir de usta ellerden çıkıyorsa tamamdır.

Sabah giderseniz serpme kahvaltı... E ince çizgimiz, olmazsa olmaz biz Türk milletinin en sevdiği börekler, pişiler, çiğ börekler, pideler... Aman aman! Ve tabii ki memleketimizin en milli lezzetlerinden biri olan lahmacun da var.

Beni tanıyan bilir; lahmacun konusunda şakam yoktur. Hatta “Lahmacun sevmeyen bizden değildir” diyenlerin en ön sırasında bayrağı ben taşırım. İncecik olacak, çıtır olacak, malzemesi kararında olacak.

Mandalin Bahçesi’nin lahmacunu da tam o “En iyi lahmacun” sıralamalarına girecek türden.

Ama burada asıl söylemek istediğim başka bir şey var.

Biz son yıllarda dünya mutfağını, Michelin yıldızlı şefleri, gastronomi trendlerini, tadım menülerini çok konuşuyoruz. Konuşalım da! Hepsinin yeri ayrı.

Fakat bazen bir usta öyle bir lahmacun açıyor, öyle bir börek yapıyor, öyle bir pide çıkarıyor ki insan yeniden hatırlıyor: Bizim mutfağımızın ustalarının eline su dökmenin kolay olmadığını.

İşte pazar günü Mandalin Bahçesi’nde bunu bir kez daha tasdikledim.

Bazen iyi yemek için büyük laflara, uzun menülere, süslü tabaklara ihtiyaç yok. İyi malzeme, iyi usta, gölge veren birkaç mandalina ağacı, püfür püfür esen Bodrum havası ve kimsenin kimsenin masasına karışmadığı biraz alan yeter.

Benim için mesele tamamdır.

Geç olsun, güç olmasın dedim, müdavimi oldum. Bodrum Yalıkavak’taki Mandalin Bahçesi’ni listenize ekleyin derim. Pişman olmazsınız…