'Daha yolun başında zirveye çıkartıyoruz, abartma konusunda üzerimize yok'

Biz millet olarak abartmayı gerçekten çok seviyoruz. Birini bir anda göklere çıkarır, ardından aynı hızla yerin dibine sokarız. Ortasını bulmak gibi bir alışkanlığımız pek yok. En azından ben bu yaşıma geldim daha görmedim. Hatta bazen öyle yüceltiriz ki heykelini diker, sonra dönüp kendi ellerimizle o heykeli yıkarız. Son günlerde Dünya Kupası sürecinde yaşananlar da bana bunu bir kez daha hatırlattı.

Esin Övet

Esin Övet

Tüm Yazıları Görüntüle

'Daha yolun başında zirveye çıkartıyoruz, abartma konusunda üzerimize yok'

Dünya Kupası’na katılacağımız kesinleştiği gün başlayan coşkuyu hatırlayın.

 -Daha ilk maç oynanmadan reklam filmleri çekildi.

-Markalar sponsorluk yarışına girdi.

-Futbolcuların yer aldığı kampanyalar peş peşe yayınlandı.

-Organizasyonlar yapıldı.

-Vaatler havada uçuştu.

-Birileri villa vereceğini açıkladı, birileri primleri konuştu.

-Sosyal medyada öyle bir atmosfer oluştu ki, sanırsınız takım kupayı çoktan kazanmış.

-Birbiri ardına marşlar yapıldı. 

-Şarkılar bestelendi. 

-Gözyaşları içinde milli duygular pompalandı.

Ve herkes kendi yarattığı hikâyeye inanmaya başladı. 

Amerika’ya giden Türklerin görüntülerini izledik.

Tribünler kırmızı beyaza boyandı, köprüler kapandı. 

Yabancı basında bile “Türkler savaşa mı geliyor?” tarzında haberler yaptı. 

Tamam;

Elbette sevineceğiz.

Elbette gurur duyacağız.

Elbette takımımızın arkasında duracağız.

Buna kimsenin itirazı yok.

Ama biz sevinmekle abartmayı birbirine karıştırıyoruz ne yazık ki!!!

Bakın 24 yıl sonra Dünya Kupası’na gidiyor olmamız gurur verici bir durumdu elbette.

Ama bir noktadan sonra destekle baskı arasındaki çizgiyi kaçırdığımızı düşünüyorum.

Çünkü biz başarıyı değil, henüz gerçekleşmemiş başarıyı kutladık. 

Ve ne yazık ki, sorun da burada başlıyor. Daha yolun başında finale çıkmış gibi davranıyor ilk maç sonrası kupayı kaldıracagız havasına giriyoruz.  

Oysa sporun doğasında belirsizlik yok mudur Allah aşkına. 

Her zaman, “Top yuvarlak belli olmaz” denmez mi? 

Ben mi yanlış biliyorum. 

Bazen dünyanın en iyi oyuncularına sahip olursunuz ama sahada işler istediğiniz gibi gitmez. 

Ve tam da yaşanan bu!!! .

Fakat biz her defasında duygularımızı öyle büyütüyoruz, öyle büyütüyoruz ki sonuç istediğimiz gibi olmayınca yaşadığımız hayal kırıklığı da aynı oranda büyüyor.

Ve sonra ne oluyor?

Dün omuzlarda taşıdığımız insanları bugün yerden yere vuruyoruz.

Dün kahraman ilan ettiklerimizi bugün eleştirilerin hedefi haline getiriyor sonra da o beklentiyi karşılayamadıklarında suçlu ilan ediyoruz.

Hanımlar-beyler unutmayın ki, bir insanı sürekli alkışlarsanız, sürekli överseniz, daha hedefe ulaşmadan başarı hikayesinin kahramanı ilan ederseniz ister istemez zihninde bir rahatlama oluşur. Bu sadece futbolcular için de geçerli değil.

Hepimiz için geçerli, insan doğası böyledir. Az biraz kendinizden düşünün; Bir işi daha tamamlamadan herkes size “Muhteşemsin”, “Başardın”, “Sen zaten kazandın” dese üzerinizdeki baskı da değişir, motivasyonunuz da. İşte bu yüzden başarı kutlamalarının zamanlaması da önemli değil mi? 

Yani; kutlama, sonuç alındıktan sonra yapıldığında daha güzel olmaz mı? 

Yani şu olanlar Dünya Kupası bitmesine yakın olmalıydı.. 

Sonuç alınmadan değil.

Aslında bu durum bana yeni nesil anne babaları da hatırlatıyor. 

Çocuk daha ilk adımını atıyor ama sanki Nobel ödülü kazanmış gibi alkışlanıyor.

Daha yolun başında ki, çocuga anne-baba hayatın bütün sınavlarını geçmiş gibi davranıyor. 

Yok efedindim tatiller, hediyeler, şımartmalar, eşe-dosta hava atmalar. 

Yahu gerçekten kendinizi görmüyor musunuz? Tamam elbette çocuklarınızı destekleyin, elbette motive edin.

Ama gerçekçi olmayı da unutmayın lütfen. 

Çünkü hayat sürekli alkışlanan bir sahne değil ki, Hayat mücadele etmek, düşmek, kalkmak ve yeniden denemek demek değil mi? Daha doğrusu bizim bildiğimiz hayat böyleydi. Ve çok şükür gayet de, başarılı ve mutlu olduk. 

Neyse bence artık öğrenmemiz gereken şey tam olarak bu; Desteklemek başka şeydir, abartmak başka şey.

İnanmak başka şeydir, sonucu garanti görmek başka şey.

Sevmek başka bir şeydir, putlaştırmak başka şey. 

Biz ne yazık ki bu çizgileri sık sık karıştırıyoruz.

Sonra da kendi yarattığımız beklentilerin altında eziliyoruz.

Bence bu yaşananlar hepimize ders olmalı.

Arkadaş; başarı gelmeden zafer kutlaması yapmayı bırakalım. İnsanları ulaşmaları gereken yerden önce zirveye taşımayalım.

Biraz sabır. 

Biraz sakin.