'Değişen tarz, değişmeyen ses ve karşımızda yeniliklerle Ebru Gündeş'

Takvimler 1993’ü gösterdiğinden beri hayatımızda olan bir ses Ebru Gündeş. Değişmez, eskimez. Modaya göre şekil almaz...

Esin Övet

Esin Övet

Tüm Yazıları Görüntüle

'Değişen tarz, değişmeyen ses ve karşımızda yeniliklerle Ebru Gündeş'

Yıllardır defalarca izledim, dinledim, yazdım. Ama milyonların aynı anda nefesini tutabildiği bir konser salonunda ilk kez izledim Ebru Gündeş’i. 

Ve evet şahaneydi..

Beşiktaş Kültür Merkezi’nin organize ettiği, VW Arena’daki “Beraber Söylüyoruz” konser serisi aslında tam da Ebru Gündeş’in bir konserinden daha çok bir buluşmaydı.

Üç gün üst üste sevenlerinin karşısına çıkacak.

Ve bir üç gün daha Nisan’da konser verecek. 

Duyduğuma göre, ardından Dünya turnesi geliyor. 

Yani artık Ebru Gündeş, alışılmışın dışında ki, belki de yıllardır olması gerekeni yapacak ve konser serilerine başlayacak.

Çünkü bu ülkede Ebru Gündeş dinleyen sadece kulaklarıyla dinlemez; kalbiyle eşlik eder. Sesine, yorumuna laf yok, o konularda söz biteli yıllar oldu ki, önceki gün sahneye çıktığı ilk andan itibaren de salona yayılan enerji bunu anlatıyordu.

Hop oturduk, hop kalktık. 

Şarkılar değil, duygular söylendi o gece. 'Değişen tarz, değişmeyen ses ve karşımızda yeniliklerle Ebru Gündeş' - Resim : 1

Ve Ebru Gündeş ile klasikleşmiş artık imzası gibi olan şarkılara hep bir ağızdan eşlik ettik. Mesela “Söyleyin bir daha anmasın adımı” derken salonun inlemesi de bu yüzdendir.

Yani konserde Ebru Gündeş’in her şarkısı marş gibi hep bir ağızdan söylendi.

Ve işte tam da burada Ebru Gündeş daha çok sahnede olması gerektiğini bir kez daha gösterdi. Çünkü hayranları bu doğrultu da çok şikayetçi.

Çıktığı yerlerde gidemeyen, bütçesi müsait olmayan hayranları Ebru Gündeş’i daha çok izlemek istiyor. Ki bunda da çok ama çok haklılar.

Ve benim bugün bu yazıda bahsetmek istediğim aslında biraz da geçmişten, günümüze Ebru Gündeş ve tarzı.

Yani; Ebru Gündeş’in dönüşen ama özünden kopmayan ifadesi.

Yıllardır izlediğim Ebru Gündeş, önceki gün yine cesur tavırla bambaşka ve bir o kadar  da “doğru” bir sahne dili ile karşımızı çıktı. 

Tabii bana göre… Yani ben çok sevdim.

Balmain siyah elbise, Dolce & Gabbana takım, styling Rutkay Öziş imzası.

Parmağında kocaman tek taş yüzükler, kocaman pırlanta küpeler yerine tasarımlar.

Ve usta Önder Tiryaki dokunuşlu saç ve makyaj; Ne fazla, ne eksik. 

Yani tam da, büyük konser salonuna yakışan, seveninin karşısına gururla çıkan bir kadın vardı.

Ve bunlarla birlikte daha da fazla yenilikler.

-40 şarkı…

-Bis; Bir değil, iki şarkı daha…

-Seyircinin arasına inen bir Ebru Gündeş, ki bu da ilk kez yaşanıyor.

-Fotoğraf çektiren, el sıkan, göz göze gelen yepyeni bir Ebru Gündeş.

-Repertuarını Instagram oylamasıyla hayranına açan ve çıkan şarkıyı seslendiren yeni bir konser tarzı.

-Konfetilerden hayranlarına yazılmış özel notlar.

Ve evet bu konserden çıkarttığım sonuç; Ebru Gündeş’in sesi artık ulaşılamayan, sadece uzaktan bakılan yerlerde olmamalı. Onun yeri, seveninin yanı. 

Büyük salonlar, kalabalıklar, hep birlikte söylenen şarkılar olmalı.

Ve evet Ebru Gündeş’in bu tarzını ben çok daha sevdim.

Ve evet…

Bazı sesler susarsa, bu memleket biraz eksik kalır.

Keza geçirilen sevimsiz yıllarda bu şarkılar ilaç gibi geliyor. Bu yüzdendir ki, bu seslerin daha çok şarkı söylemesi gerek.