'Ölümün yaşı yok, kalbin cinsiyeti yok'
“Kızılcık Şerbeti”nin Işıl’ı Ece İrtem, önceki gün saatler 12.00’yi gösterdiğinde evinde, annesinin yanında hayatını kaybetti. Daha dört gün önce tatilden dönen ve ölümünden 24 saat önce yeni yaşını kutlayan genç bir kadın, bir anda bu dünyadan göçüp gitti.
Ne olduğunu otopsi sonucu ortaya çıkaracak. Ancak dışarıdan bakıldığında gayet sağlıklı, enerjik ve hayat dolu görünüyordu. İnsan ister istemez düşünmeden edemiyor: Kullandığı ilaçlar mı vardı, bilinmeyen bir rahatsızlığı mı vardı, yoksa başka bir sebep mi söz konusu? Elbette bunların hepsi şu an için birer soru işareti.
Ancak son yaptığı röportajlara bakılırsa Ece; hassas kalpli, çok güzel yürekli bir kadın. Belli ki birçok şeye üzülmüş, kırılmış, dert etmiş. Belki de birçok şeyi günlerce kafasında kurmuş; belki maddi sıkıntıları vardı, ya da aşk acısı çekiyordu. Belli ki hayat onu çok yormuş, sıkmış, bunaltmış ve kalbi yorgun düşmüş!
Kalp Kırıklıkları MR’da Görünür mü?
Bakın, kalp aslında çok kırılan bir şey. Hatırlarsanız daha kısa bir süre önce “Yaşamdan İzler” programındaki partnerim Prof. Dr. Ali Aycan Kavala ile bu konuyu konuşmuştuk. Hatta bu köşede de yayımlamış; “Kalp kırıklıkları MR’da görünür mü, kalp kırıklarının bir çaresi var mıdır?” sorularını sormuştum.
Merak edenler için o röportajın linkini de buraya bırakıyorum: Yanlış Kişiyle Yaşanan Aşk Sigara Kadar Tehlikelidir
Hepimizi derinden üzen Ece İrtem’in ani ölüm haberinin ardından hocayı yeniden aradım ve merak edilenleri sordum.
Prof. Dr. Ali Aycan Kavala: "Kalp Hastalıklarının Yaşı da Cinsiyeti de Kalmadı"
- Hocam, belki ilk kez değil ama ünlü bir oyuncu olunca hepimiz şok geçirdik ve ilk defa 35 yaşında bir kadının kalp krizini bu kadar yoğun konuşuyoruz. Ece İrtem’in evinde kalp krizi sonucu hayatını kaybettiğini öğrendik. Biz genelde erkeklerin kalp krizi geçirmesine alışkınız; kadınlar da böyle krizler geçirir mi hocam?
Prof. Dr. Ali Aycan Kavala: Kesinlikle geçirir. Toplumda kalp krizi daha çok erkeklerle özdeşleştiriliyor ancak bu doğru bir yaklaşım değil. Kalp hastalıkları kadınlarda da en önemli ölüm nedenlerinden biridir. Özellikle menopoz sonrası risk artsa da son yıllarda genç kadınlarda da kalp krizi vakalarını daha sık görmeye başladık.
Üstelik kadınlarda kalp krizi her zaman filmlerde gördüğümüz gibi göğsü tutup yere yığılma şeklinde ortaya çıkmayabilir. Nefes darlığı, aşırı halsizlik, mide bulantısı; sırt, boyun veya çene ağrısı gibi daha farklı belirtilerle kendini gösterebilir. Bu nedenle belirtiler bazen gözden kaçabiliyor. 35 yaş genç bir yaş gibi görünse de maalesef günümüzde kalp hastalıkları için artık “çok genç” diyebileceğimiz bir yaş aralığı kalmadı.
- Peki kalp kırıklıkları, ihanetler, üzüntüler kalbimizi nasıl etkiliyor? Bunu daha önce de konuşmuştuk ama sarsıcı olaylar tetikliyor mu?
Prof. Dr. Ali Aycan Kavala: Kalbimiz sadece kan pompalayan mekanik bir organ değil; duygularımızla da çok yakın ilişki içinde çalışan bir organ. Yoğun stres, büyük üzüntüler, ani kayıplar, ayrılıklar ve duygusal travmalar vücutta ciddi hormonal değişikliklere neden olabiliyor. Hatta tıpta “Kırık Kalp Sendromu” (Takotsubo Kardiyomiyopatisi) olarak bilinen bilimsel bir durum var. Çok yoğun duygusal stres sonrasında kalp kası geçici olarak zayıflayabiliyor ve kişi tıpkı kalp krizi geçiriyormuş gibi belirtiler ve tıkanmalar yaşayabiliyor.
Elbette her üzüntü doğrudan kalp krizine yol açmaz. Ancak uzun süreli stres, kaygı bozukluğu, depresyon ve uykusuzluk kalp-damar sağlığını doğrudan olumsuz etkileyen majör faktörlerdir. Bu nedenle ruh sağlığımızı korumak, aslında kalbimizi korumanın da en önemli parçasıdır.
- Biz kadınlar kalbimizi nasıl korumalıyız hocam?
Prof. Dr. Ali Aycan Kavala: Kadınlar çoğu zaman iş hayatını, aileyi, çocukları ve günlük yaşamın tüm yüklerini aynı anda omuzlamaya çalışıyor. Fakat bunu yaparken kendi sağlıklarını hep ikinci plana atıyorlar. Kalp sağlığını korumak için düzenli egzersiz yapmak, sigara ve tütün ürünlerinden tamamen uzak durmak, dengeli beslenmek, ideal kiloyu korumak, kaliteli uyumak ve stresi yönetebilmek çok önemlidir.
Ayrıca kadınlarda şikayetleri erteleme veya geçiştirme eğilimi vardır. Yaşanan sıkıntılar “yorgunluktandır”, “strestendir” diye geçiştirilebiliyor. Oysa göğüs ağrısı, ani nefes darlığı, çarpıntı veya açıklanamayan aşırı yorgunluk gibi belirtiler varsa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Kalbimize göstereceğimiz küçük bir özen, ileride karşılaşabileceğimiz büyük trajedilerin önüne geçebilir.
- Bir kalp cerrahı olarak siz bu acı haberi duyunca ilk ne hissettiniz? Aklınıza gelen ilk şey ne oldu?
Prof. Dr. Ali Aycan Kavala: Her şeyden önce büyük bir hüzün hissettim. Çünkü 35 yaşındaki genç bir insanın hayatını kaybetmesi, mesleği ne olursa olsun hepimizi derinden etkiliyor.
Ancak bir hekim olarak böyle haberleri duyduğumda ilk aklıma gelen şey, altta yatan ve fark edilmemiş olan gizli bir kalp hastalığı olasılığıdır. Çünkü dışarıdan son derece sağlıklı, fit ve enerjik görünen kişilerde bile bazen genetik yatkınlıklar, doğumsal damar anomalileri, ritim bozuklukları veya sessiz seyreden kalp-damar rahatsızlıkları bulunabiliyor. Burada en önemli nokta şu: Kişinin tıbbi geçmişini ve resmi otopsi raporunu bilmeden kesin yorumlar yapmak doğru değildir. Ölüm nedenleri ancak detaylı tıbbi incelemeler sonrasında net olarak ortaya konabilir.
- Peki, sağlıklı bir insan gibi görünmesine rağmen neden aniden kalp krizi tetiklenmiş olabilir?
Prof. Dr. Ali Aycan Kavala: Toplumda sık karşılaştığımız büyük bir yanılgı var: Sağlıklı görünmek ile gerçekten sağlıklı olmak aynı şey değildir. Bazen yüksek kolesterol, gizli damar sertliği veya ritim bozuklukları yıllarca hiçbir alarm vermeden, sinsice ilerleyebilir. Kişi genç olabilir, düzenli spor yapıyor olabilir ama yine de genetik olarak ciddi bir risk taşıyor olabilir. Bu nedenle herhangi bir kişi hakkında dış görünüşüne bakarak "asla kalp krizi geçirmezdi" demek tıbben doğru değildir. Kesin neden ancak bilimsel değerlendirmelerle ortaya çıkar.
- Genç birinin kalp krizi haberini siz cerrahlar kendi aranızda duyduğunuzda ilk neyi sorgularsınız?
Prof. Dr. Ali Aycan Kavala: Biz hekimler böyle durumlarda öncelikle klinik nedenleri anlamaya çalışırız. Genç yaşta gelişen ani ölümler her zaman dikkatle araştırılması gereken doğumsal veya çevresel faktörler barındırır. Kendi aramızda genellikle; genetik yatkınlık var mıydı, ailesinde erken yaşta kalp hastalığı öyküsü bulunuyor mu diye konuşuruz.
Bunun yanında son yıllarda özellikle sigara ve elektronik sigara kullanımını da dosyalarda mutlaka sorguluyoruz. Çünkü toplumda elektronik sigaranın zararsız ya da masum olduğu yönünde çok yanlış bir algı var. Oysa bilimsel çalışmalar bunun tam aksini kanıtlıyor. Elektronik sigaralar damar iç yüzeyinde (endotel) ciddi hasara yol açıyor, damar fonksiyonlarını bozuyor ve damar sertliği sürecini inanılmaz hızlandırıyor. Daha da önemlisi, damarda önceden oluşmuş ve henüz belirti vermeyen sessiz plakların çatlamasına veya yırtılmasına zemin hazırlayabiliyor. Kalp krizlerinin önemli bir kısmı da bu plakların aniden yırtılması ve üzerinde oluşan pıhtının damarı tamamen tıkaması sonucu meydana geliyor. Bu nedenle bugün genç yaşta kalp krizi geçiren bir hastayı değerlendirirken; elektronik sigara kullanımı, enerji içecekleri, düzensiz yaşam, yoğun stres ve genetik yatkınlık gibi faktörlerin hepsini tek tek masaya yatırıyoruz.
- Son olarak gençlere bu konuda bir mesajınız var mı hocam?
Prof. Dr. Ali Aycan Kavala: Özellikle gençlere mesajım şudur: “Ben gencim, spor yapıyorum, bana bir şey olmaz” düşüncesi tamamen yanlıştır. Kalp hastalıklarının görülme yaşı dünya genelinde giderek düşüyor. Risk faktörleriyle mücadeleye ne kadar erken yaşta başlarsak, gelecekte o kadar büyük avantaj sağlıyoruz.
Bu üzücü olay bize bir kez daha şunu hatırlatıyor: Kalp hastalıklarının ne yaşı var ne de cinsiyeti. Kadın ya da erkek, genç ya da ileri yaşta fark etmeksizin hepimizin kalbimize çok iyi bakması gerekiyor. Belirtileri küçümsememeli, düzenli sağlık kontrollerimizi ihmal etmemeli, sigara ve elektronik sigaradan tamamen uzak durmalı, stresimizi yönetmeyi öğrenmeli ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını hayatımızın bir parçası haline getirmeliyiz. Çünkü kalp krizlerinin önemli bir kısmı kader değil; erken fark edilen risk faktörleri ve doğru önlemlerle önlenebilir durumlardır.
Tek Değişmeyen Gerçek Ölüm...
Evet, hocamın söyledikleri aslında çok açık ve net. “Ben gencim, sağlıklıyım, bana bir şey olmaz” diyebileceğimiz konforlu bir dönemde yaşamıyoruz artık.
Kalbimize iyi davranmamız gerekiyor. Kendimize iyi davranmamız gerekiyor. Her şeyden önce sağlığımıza çok iyi bakmamız gerekiyor. Ve öyle tuhaf, öyle hızlı zamanlardan geçiyoruz ki, her geçen gün bizi ölüm gerçeğiyle yüz yüze bırakan ani haberlerle sarsılıyoruz.
Bu yüzden; kalbini kırdığınız, örselediğiniz, üzdüğünüz, incittiğiniz, hayal kırıklığına uğrattığınız, kandırdığınız veya ihanet ettiğiniz insanlardan vakit varken helallik isteyin. Af dileyin.
Gerçekten hayat çok kısa. Bu sadece karı-koca ya da sevgililer arasında değil; anne-baba, kardeş, dost, arkadaş ve iş yaptığınız insanlar için de geçerli. Çünkü günün sonunda geriye kalan tek şey vicdanımız oluyor.
Naçizane tavsiyem; hayatta vazgeçilmez sandığımız birçok şeyin aslında bir saniyede yok olabileceğini unutmayın. Tek değişmeyen gerçek ölüm.
Nurlar içinde yat Ece…
Yazara Ait Diğer Yazılar
'Bodrum’da lezzetin yıldızları aynı mutfakta buluştu'
'Ayrılırken sadece kadın değil, erkek de acı çekiyor(muş)'
'Menopoz, detoks ve kadın olmak'
'Bu dünyadan bir Kadir İnanır geçti'
'Bir garip ai meselesi: Bu çocuk gerçek mi?'
'Abartma konusunda üzerimize yok'
'Size derdimi anlatabilir miyim?'