'Farkındalık yaşayan çoğu insana 2026 yükleniyor'

Zor zamanlardan geçiyoruz, öyle böyle değil. Her gün yeni bir şey öğreniyor ve; “Biz meğer hiçbir şey bilmiyormuşuz”, “Biz meğer kimseyi tanımıyormuşuz”, “Biz meğer hiçbir şey yaşamamışız”, “Biz de çok şey biliyoruz zannediyormuşuz” diye diye farkındalık yaşayanlar ortak cümlelerde buluşuyor.

Esin Övet

Esin Övet

Tüm Yazıları Görüntüle

'Farkındalık yaşayan çoğu insana 2026 yükleniyor'

İnsan en çok da bunu fark edince büyüyor. Ve son yıllarda “Dost sandıklarımızla sınandık, bildiklerimizi yeniden tarttık” denir ya tam da o noktadayız.

Kendi adıma çok şey öğrendiğim, deneyimlediğim, sınavlardan geçtiğimiz zaman dilimindeyim. 

Ve ben artık bunu saklamıyorum: Yeni bir versiyonuma geçiyorum. Tabii sadece ben değil. Bu yazı aslında çoğu insan ile konuştuğum ortak sohbetlerden ortaya çıktı.

Ve artık çoğu insan sessizce, kimseye hesap vermeden bir değişim içinde. Yani  “Ben değişiyorum. Yeni ben ile tanışıyorum” zamanı. Ve çoğu insanda;

Eskiden;

Yanlış anlaşılmaktan korkardım. Cümlelerimi törpüler, kelimelerimi yumuşatır,

kendimi geri çekerdim. Haklıyken bile “Susar” alttan alırdım. 

Şimdi;

Nasıl anlaşıldığım değil, ne söylediğim önemli. Daha da fazlaca netim. Çünkü doğru söz yemin istemez. Ve bununla barışığım. Kim nasıl anlamak istiyor, nasıl duyuyorsa varsın öyle duysun. 

Eskiden;

Hak etmediğini bildiğim ancak yine de, kalbi kırıldı mı diye uykularım kaçardı. Hatta başkasının yükünü sırtlanır, kendi yaramı görmezden gelirdim. Ve olmayacak insanları oldurmaya çalışırdım. Başarısız insanlar kırılmasın diye sesimi çıkartmazdım.

Şimdi;

Kendi kalbimi kırmamak önceliğim. Herkes kendi yarasından sorumlu. Her koyun kendi bacağından asılıyormuş gerçekten. Artık bunu kabullendim. Çünkü o kadar hiç beklemediğim kişiler tarafından yalnız bırakıldım ki, “Tamam” diyerek kabul ettim. Yani artık kimseyi omuzlarımda taşımıyorum. 

Eskiden;

“Neden böyle yaptı?” diye geceleri düşünürdüm. Sebep arardım, anlam bulmaya çalışırdım.

Şimdi;

Sebep aramıyorum. Gidenin gerekçesi, kalan için yük olmamalı. Ben artık arkasından bakıp yorulmuyorum.Gidende de olmayan da vardır bir hayır diyorum. Ve inanın o hayır da hep çıkıyor. Var gerçekten bunu da çok net gördüm.

Eskiden;

Biraz daha sabredeyim, biraz daha alttan alayım derdim.

Şimdi;

Şimdi sabır taşı çatladı sayın seyirciler… 

Eskiden;

Bir şans daha verirdim.

Şimdi;

“Ben değiştim” diyorum. Çünkü aynı hatayı iki kere yapmak tecrübe değil, ısrardır.

Eskiden;

Susardım, mesele büyümesin diye, içime atardım.

Şimdi;

Sessizliğim bilinçli. Çünkü bazen en yüksek ses, hiçbir şey söylememektir.  Ben artık neyi duymak istemediğimi de biliyorum.

Eskiden;

“Kafamda mı büyütüyorum?” diye kendimden şüphe ederdim. Hep kendimi sorgular, suçlardım. Tüm kabahati kendimde bulurdum.

Şimdi;

İç sesime güveniyorum. Kalp yalan söylemez. Ve sonunda da iç sesinin hep doğru olduğu çıkıyor.

Eskiden;

“Lütfen beni anla” derdim. Anlaşılmak için kendimden eksiltirdim. Anlatmaya çalışırdım.

Şimdi;

Anlamayanın gitmesine izin veriyorum. Herkesle aynı yolda yürümek zorunda değilim.

Eskiden;

Herkesi tutmaya çalışırdım. Kimseyi kaybetmeyeyim diye kendimi kaybederdim.

Şimdi;

Hayatımda kalmak isteyen zaten kalıyor. Zorla güzellik olmuyor, olsa bile huzur getirmiyor.

Ve işte tam da bu yüzden…

2026 yükleniyor.

Daha az açıklama, daha çok sınır.

Daha az kalabalık, daha çok gerçeklik.

Ve her zamanki gibi; kapım yalana, dolana sözünün eri olmayana, söylediğinin arkasında durmayana tamamen kapalı.

Had, hudud, saygı, sevgi, vicdanına olmayana da.

Bu yeni ben, biz, sen, o, belki de onlar… Aslında farkındalık yaşayan çoğu insanın ortak düşüncesi bu yazı… Kimseye bir şey ispat etmeye ihtiyacımız yok.

Ne alkış bekliyoruz, ne onay.

Hayatın sonu belli değil. Yol uzun mu, kısa mı o da belli değil. Daha ne kadar zaman kaldı o da!!! Bu yüzden “An”ın tadını çıkartabilmek, huzurlu olmak hayattaki en büyük zenginlik.