'Futbolu bile eleyen şey: Özlenen Aşk'

Malumunuz pazartesi akşamları “Uzak Şehir” akşamları. Yani Alya ve Cihan günü. Geçtiğimiz pazartesi Galatasaray–Trabzonspor maçı vardı. Yani bu ne demek; derbi ve pek tabii futbol. Memleketin ince çizgisi ki, normal şartlarda ekranların kilitlenmesi gereken bir maç. Ama bu hafta ne oldu? 

Esin Övet

Esin Övet

Tüm Yazıları Görüntüle

'Futbolu bile eleyen şey: Özlenen Aşk'

Çoğunluk; “Ne maçı ya, Alya ve Cihan var” dedi. Reytingler Mardin semalarına doğru uçuşa geçti. 

Ve ortaya ne çıktı; bu memleket aşka hasret, sevgiye hasret, tutkuya hasret, sahiplenilmeye hasret arkadaş. Ne maçı!!!

Düşünün bugün perşembe  ve hala her yerde Alya ve Cihan postları, tartışmaları var, haftaya ne olacağı konuşuluyor. 

Çünkü memleket insanı samimiyeti özlüyor.

Doğallığı özlüyor.

Gerçekliği özlüyor.

Kadının kadın gibi olmasını, erkeğin erkek gibi davranmasını özlüyor.

Gerçekten son yıllarda kadın sahiplenilmeye hasret. Erkek gerçekten sevilmeye.

“Uzak Şehir”de Cihan ve Alya neden sevildi? Çünkü ortada zor bir ilişki var. Kolay olmayan, emek isteyen, bedel ödenen bir ilişki var.

Yani mecburen evlenmiş bir çifti, sonrasında âşık olan ve aşkları uğruna mücadele eden, her zorluğu el ele vererek aşmaya çalışan bir kadın ile adamı izliyoruz. Özlemimizi, hasretimizi izliyoruz aslında. 

Kadın gerçekten seviyor. Öyle erkek zengin, güçlü diye değil. Gerçekten seviyor, aşık oluyor ve bunu saklamıyor, hissettiriyor.

Erkek de gerçekten seviyor. Sevdiği kadın için kurallara karşı çıkıyor. Töreye karşı çıkıyor. Dayatmalara karşı çıkıyor. Elinden aslanlar gibi tutuyor, sahip çıkıyor, koruyor, kolluyor. En önemlisi de arkasında duruyor.

Ve her şeye rağmen, aşklarına da kendilerine de sahip çıkıyorlar.

Ve evet; Üzgünüm ama bu duygular artık bizim memlekette yok. Yok gerçekten yok. Tükendi, bitti, kül oldu. İşte böyle dizilerde kaldı. O da gerçekten iyi bir şekilde yansıtılırsa.

Bu yüzden de, insanlar, Alya’ya ve Cihan’a sarıldı. Bu yüzden de maçmış, başka bir şeymiş kesmiyor artık. 

Hasret kaldıkları duygunun peşinden izleyici gidiyor. 

Ozan Akbaba’nın canlandırdığı Cihan Alabora, kadınların özlediği bir erkek karakteri.

Sinem Ünsal’ın canlandırdığı Alya Albora ise erkeklerin özlediği bir kadın karakteri.

İkisinin uyumu da tartışmasız. Son yılların en beğenilen ekran çiftlerinden biri olmalarının sebebi de tam olarak bu.

Ben diziye geç başladım. Hatta başladığımda 10 bölüm çoktan geçmişti.

Ama bir başladım, kopamadım.

Evet gerçekti, sahiciydi, özlenen bir duygu vardı ortada. Hiç evirip çevirmeyeceğim. Özellikle kendi ayakları üzerinde duran, belli bir düşünce yapısına sahip, karakterine güvenen kadınların özlediği bir erkek karakteri Cihan Albora.

Adam gerçekten “Adam gibi adam” diyorsun izlerken.

Sevdiğine “Seviyorum” diyor. Sevmediğine, “Sevmiyorum” diyor. Öyle arkadan dolanmıyor, oyunlar oynamıyor. Direk, en direk ifade ediyor. Seviyorsa da aslanlar gibi sahip çıkıyor. Kadına saygı duyuyor. Onun karakterini zedelemeden, kendi örf ve adetlerine adapte ediyor. Çaktırmadan eğitti kadını aşkıyla, sevmesiyle resmen. Gerçekten bakın biz kadınların dengesini alt üst etti Cihan Albora karakteri. Artık öyle kolay kolay kimseyi de beğenmez olduk. Neyse bu başka bir yazı konusu. Ancak derbi, mermi hak getire. 

Ekranlarda gerçek ve samimi bir şey bulmak zor artık. Bulmuşken izleyici de sahip çıkıyor. Kaçırmak istemiyor. Bu kadar basit.

Hatta iş bununla da bitmiyor.

Hani maç sonrası sohbetler olur ya, erkekler oturur sabahlara kadar. İşte “Uzak Şehir”  günü dizi bittikten sonra da analizler başlıyor.

“Şurada ne dedi?”

“Bakışı ne anlama geliyordu?”

“Bir sonraki bölüm ne olacak?” Gibi.. Onlar izleniyor hani… 

O derece.

Futbolda nasıl hakem yerden yere vurulur ya da kulüp başkanları istifaya çağırılır. İşte “Uzak Şehir” in senarist, yapımcı da yerden yere vuruluyor.

 Eğer izleyicinin hoşuna gitmeyen bir şey olursa. O derece eleştiriler havada uçuşuyor.

Ama tabii güzel bir şey oluyorsa; o da övülüyor.

İzleyici de kadını, erkeği fark etmiyor. İzleyici bol “Uzak Şehir”in ve dizi aleminde de tüm dengeleri alt üst etti. Yani maç dünyasını etmiş çok mu?

Neden;

Çünkü artık ilişkiler çok hızlı.

Çok yüzeysel.

Çok çıkar odaklı.

Kadınlar para ve statüye, erkekler kolay elde etmeye odaklanmış durumda.

Uğraş yok.

Emek yok.

Sabır yok.

İlişkiler jet hızıyla başlıyor, aynı hızla bitiyor.

Kimse kimseye sahip çıkmıyor.

Kimse kimsenin arkasında durmuyor.

O yüzden ekranda sahiplenen bir erkek, sevdiğini saklamayan bir kadın görünce, de bu oluyor; Reyting tavan. 

Ve evet…

Bu devirde en büyük lüks, gerçekten sevilmek hanımlar-beyler. Bulursanız siz de lütfen emek verin… 

Senarist ve yapımcıya not; lütfen seyirciyi üzmeyin, yormayın arkadaş. Alya ve Cihan’ımıza dokunmayın. Gerçek dünyada aşktan yüzümüz gülmedi, bari Cihan ve Alya’dan gülsün… Lütfen!!!