'Hayırlı Ramazanlar'
Ramazan gelince içimde hep aynı kapı açılıyor; çocukluk. Aynı sokaklar değil belki, aynı insanlar da değil. Çok eksikler var ama o duygu hâlâ yerli yerinde duruyor.
Şimdinin çocukları bizim neyi özlediğimizi tam anlayamayabilir; çünkü biz Ramazan’ı sadece takvimdeki bir ay olarak değil, bir hâl olarak yaşadık.
Ramazan biraz durmaktı.
Kendine dönmekti.
Kalbinle baş başa kalmaktı.
Aynı sofrada buluşmaktı.
Ailenle, komşunla, misafirinle bir olabilmekti.
Halden anlayabilmekti.
Kimin nereden geldiğinin, neye inandığının konuşulmadığı; ekmeğin bölündüğü, suyun paylaşıldığı anlardı.
O sofrada kimse kimseyi ölçmezdi.
Çünkü Ramazan’ın özü buydu; gönül genişletmek.
Maalesef son yıllarda etrafı fazla gürültüyle sarıldı bu ayın. Sosyal medyada tartışmalar, yargılar, kırıcı sözler havada uçuşuyor. Yok kim oruçlu, kim tutmamış. Yok kim yardım yapmış, kim yapmamış.
Oysa Ramazan başkasına bakma ayı değil, kendine bakma ayıdır.
“Kim oruç tutuyor, kim tutmuyor; kim nasıl ibadet ediyor?”dan çok daha başka bir aydır. Ki zaten bunlar tamamen Allah ile kul arasındadır. Kimsede karışamaz öyle değil mi?
İşte bu ay tam da bunu anlatıyor aslında. Ama tabii anlayabilene.
Diyor ki; “Saygıyı, hoşgörüyü, susmanın kıymetini” öğren.
Ve Ramazan;
Yardım etmektir mesela, ama bağırmadan, anlatmadan, göze sokmadan, göstermeden, nazik. Bilinsin diye değil, iç huzuru için.
Ve iftar sofraları…
Aklıma lüks oteller gelmez hiçbir zaman. Annemin mutfağının kokusu gelir. Sıcacık yemekler, ortada yeni alınmış Ramazan pidesi, yanında belki bir çorba, belki bir zeytinyağlı. Ve mutlaka güllaç. Çünkü bazı tatlar karın doyurmaz; hatıra doyurur.
Benim çocukluğumdaki Ramazan sofralarında kimse pahalı mı ucuz mu diye düşünmezdi.
Kalabalıksa zengindi zaten masa.
Muhabbet varsa, dua varsa, huzur varsa yeterdi.
Hâlâ böyle yaşayan insanlar var elbet. Gösterişten uzak, sakin, içe dönük bir Ramazan geçirenler…
Ben de ailemle o hissi yaşayabildiğim için kendimi şanslı sayıyorum. Demek ki mesele zaman değil, niyet.
Ramazan; başkasının orucunu takip etmemektir, iyiliğini saymamaktır, ibadetini sergilememektir.
Ramazan kendini düzeltme ayıdır bana göre. Gürültüyü azaltma, kalbi temizleme, sofrayı paylaşma ayıdır. Biraz yavaşlamak, biraz susmak, biraz şükretmektir iyi gelir. Benim mesela son yıllarda bu dönemde bazı insanlara tavsiyem budur.
Yalandan, dolandan, iftiradan, olmayandan uzak durmak en iyisidir. Ve eğer unuttuysanız mesela bu ay; Huzuru, gösterişten uzak durmayı ve sadeliği hatırlayın derim.
Bu yüzden Ramazan önemlidir. 12 ayın Sultanıdır…
Kalbi sakin, sofraları bereketli bir Ramazan olsun.
Yazara Ait Diğer Yazılar
'Kenan Doğulu sahnedeyse yerinde durmak mümkün değil'
'Hazar Ergüçlü'nin 'hevesim yok' sözleri bu çağın hastalığı'
'8 Mart Dünya Kadınlar Günü'
'Bir günün adı 8 Mart, gerçeğin adı Fatmanur'
'Bu yüzyılın ah'ı'
'Mutlululuğun evlilikle ilgisi var mı Abidin?'
'Masumiyet Müzesi: Çok talihsiz bir zamanda karşılaştık'