'İki şef, muhteşem Boğaz manzarası ve bolca lezzet dolu bir gece'

Bu aralar Gault&Millau Türkiye’nin peşinden giderken kendimi dünya gastronomi turuna çıkmış gibi hissediyorum. Tabii pasaport yok, bavul yok ama şefler dünyanın dört bir yanından geliyor; bize de oturup o tabakların hakkını vermek düşüyor...

Esin Övet

Esin Övet

Tüm Yazıları Görüntüle

'İki şef, muhteşem Boğaz manzarası ve bolca lezzet dolu bir gece'

Hatırlarsanız daha önce bu köşede Gault&Millau Türkiye’nin Signature Dining Experience buluşmalarını anlatmıştım. Bodrum’da aynı mutfakta buluşan birbirinden iddialı şefleri, uzun sofraları, şaşırtan tabakları ve “Bunu nasıl düşünmüşler?” dedirten lezzetleri yazmıştım.

Bu kez rota İstanbul! Hem de Boğaz’ın eşsiz manzarasına şahitlik eden The Peninsula Istanbul’da…

Yani lezzete dâhil bir güzellik.

Boğaz karşınızda, İstanbul bütün güzelliğiyle etrafınızda, masada ise dünya gastronomisinin iki önemli isminin lezzetleri… Daha ne olsun!

Biri çağdaş gastronominin yaratıcı çocuklarından Diego Guerrero, diğeri tatlı dünyasının yıldızlarından Antonio Bachour.

Yani biri, “Ben bu tabağı biraz karıştırayım, bildiğin şeyi başka bir şeye dönüştüreyim” diyor; diğeri, “Finali bana bırakın” diye mutfağın öbür ucundan geliyor.

E hal böyle olunca insanın beklentisi de yükseliyor tabii.

Gökmen Sözen ve ekibi bu işe baş koymuş durumda. Uzun zamandır düzenlenen Gault&Millau Türkiye Signature Dining Experience serisinin sezonun beşinci buluşması gerçekleşiyor. Ve gece gerçekten adına yakışır biçimde bir “experience”, yani tam anlamıyla bir deneyim olarak yaşanıyor.

Ben artık bu yemeklerde sadece “Ne yedik?” kısmına bakmıyorum. Çünkü dünya gastronomisinin gittiği yer de tam olarak burası:

Tabak artık sadece tabak değil.
Şef sadece yemek pişiren kişi değil.
Mutfak da dört duvar arasında kalan bir yer hiç değil.
Çünkü artık hikâye var, teknik var, şov var, sürpriz var. Hatta bazen tabağa bakıp, “Şimdi bunu bozup yemeye kıyamam” hissi bile var.'İki şef, muhteşem Boğaz manzarası ve bolca lezzet dolu bir gece' - Resim : 1

Fakat hiç merak etmeyin, kıyılıyor o güzel tabaklara… Hem de gayet güzel kıyılıyor!

Çünkü lezzetler şahane ve deneyim gecesi daha en başlangıçta belli etti kendini.

Bu buluşmalarda şeflerin kendi dillerini konuşurken bulundukları coğrafyaya da göz kırpmalarına bayılıyorum. Her tabak başka bir olay, başka bir sohbet, hatta bazen başka bir tartışma konusu.

Bu deneyim gecesinde en keyif aldığım bölümlerden biri de paellaların konukların önünde, açık ateşte hazırlandığı andı. Masamızdan kalkıp şefleri izlediğimiz ve o ana yakından şahitlik ettiğimiz o an… Açık ateş, tavadan yükselen kokular, şeflerin tatlı telaşı ve tabii ki şahane İstanbul atmosferi.

Gün akşama, akşam geceye doğru akarken lezzetler de damaklarımızı çatlattı. E tabii bir de dost sohbetleri eklenince değmeyin keyfimize! Malumunuz son yıllarda keyifli anlar çok az. E bulunca da mühürlemek gerek.

Bizler de öyle yaptık ve geceyi tatlıyla taçlandırdık.

Modern pastacılığın dünyadaki en önemli isimlerinden Antonio Bachour, tatlıyı adeta bir sanat eserine dönüştüren tabağıyla finali yaptı. Kaşığı elimize aldık ve unutulmaz bir geceyi daha cebimize koyduk.

Ve tabii şu gerçeği de bir kez daha idrak ettik: Şeflik gerçekten bambaşka bir yere gidiyor.

'İki şef, muhteşem Boğaz manzarası ve bolca lezzet dolu bir gece' - Resim : 2

Artık sadece iyi yemek yapmak kesinlikle yeterli değil. Yani;

Bir fikriniz olacak.
Bir hikâyeniz olacak.
Ürünü çok iyi tanıyacaksınız.
Güçlü bir tekniğiniz olacak.
Ama hepsinden önemlisi, masadaki insana bir şey hissettireceksiniz.
Diego Guerrero ile Antonio Bachour’un ortak gecesinde de tam olarak bunu gördüm. Bütün bunların The Peninsula Istanbul’da, Boğaz’ın yanı başında gerçekleşmesi ise geceye ayrı bir “İstanbul imzası” attı.

Dünya gastronomisinin dev isimlerinin İstanbul’a gelmesini ayrıca çok önemsiyorum. Çünkü İstanbul’un manzarası var, malzemesi var, kültürü, sofrası ve tarihi var. Çok yetenekli şefleri var. Ve artık dünya gastronomi takviminde çok daha güçlü bir şekilde yeri var.

Gault&Millau Türkiye’nin bu buluşmalarının en sevdiğim tarafı da tam olarak bu: Dünyanın önemli şeflerini Türkiye’ye getirirken, bizim gastronomi sahnemizi de dünya gastronomisinin o büyük hikâyesine dâhil ediyor.'İki şef, muhteşem Boğaz manzarası ve bolca lezzet dolu bir gece' - Resim : 3