'Menopoz, detoks ve kadın olmak'

Beş kadın dört günlüğüne detoks kampına kapanınca konuşulan konular da aşağı yukarı şöyle oldu...  1- Menopoz 2- Kilo 3- Cilt bakımı 4- Kilo 6- Cilt bakımı… diye uzadı hatta sonra tekrar başa sardı da sardı.

Esin Övet

Esin Övet

Tüm Yazıları Görüntüle

'Menopoz, detoks ve kadın olmak'

Haliyle konumuz detoks olunca daha çok menopoz, hep daha fazla menepoz gündeme geldi.

Şöyle ki, “Ben daha önce hep salata yiyordum ama şimdi şişiriyor”, “Ben artık böyle beslenmeliyim çünkü menepoz’dayım”, “Ben yılda iki kere bu merkeze geliyorum. Menepoz sonrası daha çok dikkat etmem gerekiyor” diye diye geçen dört gün. 

Ve tabii yaş da belli bir yere geldiyse kaçınılmaz oldu bu önemli konu. 

E bir de merkezde “Menopoz” ile ilgili özel beslenme ve çalışmalar da olunca konu başlığımız belli olmuş oldu.

Daha önce hiç aklınıza gelir miydi “Menopoz”u bu kadar rahat konuşacağımız?

Yani biz ve bizden önceki nesil için imkansızdı. 

Çünkü biz büyürken menopoz kelimesi neredeyse yasaklıydı. 

Kadınlar bırakın “Menopoza girdim” demeyi, fısıltıyla bile söylemezdi. 

Çünkü menopoz demek; “yaşlandı”, “bitti”, “artık bu kadından hayır gelmez” demekti.

En acısı da bu yargıyı çoğu zaman kadınların yine kadınlara yapmasıydı. 

Hatta annem başta olmak üzere, kadınlar gizli gizli ateş basmaları ile uğraşırdı. 

Neyse ki dünya değişti çok şükür. Tek sevindiğim yanı da bu. Her neyde ki, kadınlar artık menopozdan utanmıyor; tam tersine yüksek sesle konuşuyor. 

Sosyal medyada anlatıyor, televizyon programlarında deneyimlerini paylaşıyor, uzmanlarla tartışıyor.

Ve yine fark ettiyseniz; “Ben menopozdayım” diyen kadınların çoğu da taş gibi. 

Allah aşkına, bugün kime “bitmiş” diyebiliriz?

Jennifer Lopez’e mi?

Seda Sayan’a mı?

“Perimenopoz dönemindeyim” diyerek bunu gayet doğal karşılayan Burcu Esmersoy’a mı?

Ya da Çağla Şıkel’e mi? 

Kadınlar fıstık fıstık. Ve çoğu da detoks yapıyor ve hatta çok sağlıklı besleniyor.

Tabii tüm bunlar olurken de yeme alışkanlığı da tamamen değişti.

Hayvansal gıda çok az tüketiliyor. Ekmek yenmiyor diye uzuyor. Yani artık kimse annelerimiz, babalarımız gibi de beslenmek istemiyor.

Sağlık her şeyden önce geliyor. 

Nokta!!!

Çünkü sağlıklı olan kişi fıstık gibi ve üretiyor, çalışıyor, spor yapıyor, seyahat ediyor, aşk yaşıyor, hayatın tam içinde yaşamaya devam ediyor.

Daha ne olsun. İşte budur!

Demek ki mesele menopoz değilmiş.

Mesele, ona nasıl baktığımızmış.

İşte biz de beş kadın, bu konuların hepsini enine boyuna konuşarak Bodrum’da dört gün geçirdik. 

Öyle magazin dedikoduları falan da sanmayın. Menopoz konuşuldu, hormonlar konuşuldu, kilo konuşuldu, kas kaybı konuşuldu, cilt konuşuldu. Bir ara kendimizi küçük çaplı kadın sağlığı kongresinde sandım.

Bu dört günlük kaçamağın mimarı sevgili Tacnur Aydın’dı. 

Tacnur; “Hadi Esin Bodrum The Lifeco da detoks yapıyoruz.” dedi.

“Tamam.” dedim.

İyi ki de demişim.

Ekipte de Posta Yazarı Şirin Sever, Gecce.com yazarı Berrak Tangülü ve happyfashionandfood’ın kurucusu Özge Zeki vardı. 

Hepsi şahane kadınlar. 

Onlarla bu dört günlük deneyim çok keyifliydi. 

Üst üste gelen seyahatler, yorgunluk derken biraz yorucu başlayan program çok keyifli geçip sonlandı.

Daha önce de detoks yaptım. 

Hatta birkaç kez yaptım ve her seferinde faydasını gördüm. Ama itiraf edeyim; o dönemlerde bunu sürdürülebilir bir yaşam biçimine dönüştüremedim.

Şimdi dönüp bakınca nedenini de anlıyorum.

Çünkü insanın yaşı ilerledikçe sadece takvim değişmiyor.

Bilinci de değişiyor.

Bedenini dinlemeyi öğreniyorsun.

Eskisi gibi ona hoyrat davranamıyorsun.

Uykunun, nefesin, yediğin lokmanın, yürüdüğün adımın, görüştüğün insanın kalitelisinin bile kıymetini fark ediyorsun.

Ben galiba ilk kez yaşımın farkında ve hatta çok memnun olduğum bir dönemdeyim. 

Çünkü artık ne isteyip, ne istemediğimi anladığım bir dönemdeyim.

Ve bu bedeni seviyorum.

Bana bugüne kadar tahammül ettiği ve onca hoyrat kullanmalarıma teğmen taşıdığı için daha çok teşekkür ediyorum.

Belki de bu yüzden yaptığım detoks, öncekilerden çok daha anlamlı geldi.

Çünkü artık amacım sadece birkaç kilo vermek değil.

İyi yaş almak.

İyi hissetmek.

Enerjimle barışmak.

İşin en güzel tarafı ise aynı şeyleri yaşayan kadınlarla bunları konuşabilmekti.

“Aa bunu ben de yaşıyorum.”

“Ben de aynı şeyi hissediyorum.”

Cümlesinin insana verdiği rahatlığı hiçbir ilaç vermiyor inanın. 

E bir de işin içinde Bodrum un şahane havası, doğası var. 

Bodrum’a yıllardır sayısız kez gittim.

İşim gereği çok fazla gecesini de gördüm, gündüzünü de.

En hızlı masalarında oturdum.

En kalabalık davetlerinde bulundum.

Ama galiba hayatımda ilk kez bu yaz döneminde Bodrum’da bedenimi dinledim.

Zihnimi susturdum.

Telefonu ikinci plana attım.

Kendime gerçekten vakit ayırdım.

Türkbükü TheLifeCo bedenimi dinledim. Merkez 

Klasik bir otel değil. 20 seneyi geçiyor burada. Müdavimleri arasında Kate Moss’da var,  Naomi Campbell da. 

Doktorlar ve multidisipliner uzman ekip eşliğinde kişiye özel programlar hazırlanıyor. Ki bu detoks olayında kişiye özel olması en ama en önemlisi. 

Kampın son günü merkezin kurucusu Ersin Pamuksüzer’in söylediği “Telefonumuzu her gün şarj ediyoruz ama bedenimizi şarj etmeyi unutuyoruz” sözünü de bavuluma koyup öyle çıktım. 

Kendisi “Ferrarisini Satan Bilge”lerden. Daha önce ciddi şirketlerde üst düzey yöneticilik yaptıktan sonra uzun yıllardır bu olaya gönül vermiş. 

Yani artık bedeni şarj etmek ile ilgileniyor.

Şahsen bu şarj olayını sürekli kendime hatırlatacagım. Çünkü; kendimi yıllarca yüzde 5 şarjla çalıştırmaya çalıştım. Ama artık yeter!

Bu kadarım. 

Bu anlamda bu detoks kampı çok daha anlamlı oldu.

Yazının en başında söylediğim gibi farkındalık, kendini fark etmen ve ne istediği keşfetmek.

En büyük sihir!!!

Ve sonuç; 

Dört günün sonunda birkaç kilo eksilerek dönmedim sadece. Biraz daha hafiflemiş, biraz daha sakinleşmiş, biraz daha cildim parlamış, ve bedenimin bana yıllardır anlatmaya çalıştığı şeyleri biraz daha duymaya başlamış olarak döndüm.

Belki de sağlıklı yaş almak tam olarak budur.

Lütfen siz de kendinizi dinleyin. 

Bakalım bedeniniz be söylüyor…

Unutmadan; merkez menepoz konusuna özellikle geniş bir kapı aralıyor. Eğer arayışta olanlarınız varsa duyurulur.