'Mutlululuğun evlilikle ilgisi var mı Abidin?'
TÜİK önceki gün; “Evlilik hızı düştü. Boşanmalar arttı” demiş. Yani Türkiye'de 2025 yılında evlenen çiftlerin sayısı 552 bin 237, boşanan çiftlerin sayısı ise 193 bin 793 olmuş...
Oysa ki TÜİK geçen hafta da yaptığı, “Mutluluk” araştırmasında “Türkiye’nin yarıdan fazlası mutlu” deyip; “Yapılan araştırmaya göre evli bireylerin mutluluk oranı, evli olmayanlara kıyasla daha yüksek. Evli kadınların yüzde 59,6’sı, evli erkeklerin ise yüzde 54,2’si mutlu" demiş.
Yine o yapılan "Yaşam Memnuniyeti Araştırması"na göre Türkiye’de mutlu olduğunu beyan edenlerde en dikkat çekici artış 55-64 yaş grubuymuş.
Ve 147 ülkeyi kapsayan bu araştırmada; Birleşmiş Milletler tarafından geçen yıl Dünya Mutluluk Günü’nde yayımlanan 13. Dünya Mutluluk Raporu’na göre Türkiye, 5,262 puanla 94’üncü sırada yer almış.
Şahsen kendi adıma “Şükür ilk 100’deyiz” diye sevinesim geldi.
Düşünün 2024 yılında 98’inci sırada yer alan Türkiye, sıralamanın başladığı 2012 yılına göre 0,08 puan kaybetmiş.
Ve yine düşünün, sıramızı kaptırmıyoruz.
Ve yine düşünün bu oran daha da yükselecek.
Ama belli ki eksik bir şey var; o da evlilik oranı! Artarsa belki ilk sıralara oynarız.
Hadi yine iyiyiz!!!
Var bir umudumuz. Ama bilin bakalım ne eksik!!!!
Neyse efendim, şaka bir yana konumuz “Evlilik ve mutluluk.”
Madem oradan başladık, öyle devam edelim.
Mesela; sizi ne mutlu eder? Nasıl bir erkek ya da kadın ile evlenirsiniz?
Para mı? Aşk mı? Zengin olsun yeter mi? Mutlu olmak için evlilik mi? Aile mi? Sağlık mı? Arkadaşlar mı? Şan mı? Şöhret mi? Ev mi? Araba mı? Sevgili mi? Çocuk mu? Huzur mu? Kedi-köpek mi? Çiçek-böcek mi? Ya da “Bunların hiçbirine gerek yok, önemli olan mutlu olmayı bilmek” mi?
“Mutluluk” kelimesini duyunca benim aklıma hep Nazım Hikmet’in, Abidin Dino’ya sorduğu; “Mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin?” Sorusu gelir.
Hani internette dolaşan, “Mutluluğun Resmi” diye paylaşılan o tablo var ya.
Çoğu zaman Abidin Dino’ya atfedilen ama aslında Dianne Dengel’in bir tebrik kartı olan ve baktıkça mutluluk aşılıyan o resim.
Çatısı akan, camı olmayan bir ev.
Penceresinde iki muhabbet kuşu.
Sobası yanmayan bir oda.
Yatakta anne, baba ve altı çocuk, bir köpek, bir horoz .
Yatağın bir ayağı yok, zor ayakta duruyor.
Yağmurdan korunmak için şemsiye tutulmuş ama herkes güler yüzlü.
Ve Abidin Dino’nun hiç çizmediği bir resimle hatırlanmasının da acı tarafı. Her neyse Abidin Dino mutluluğun resmini yapmadı.
Ama mutluluğu sözcüklerle anlatmayı seçip; “Mutluluğun resmi” şiirini yazmıştı.
Nazım Hikmet yaşasaydı bugün de; “Mutluluğun evlilik ile ilgili var mı Abidin?” diye sorar mıydı sizce!!!
Velhasıl mutlu muyuz, değil miyiz sizi bilmem.
Fakat ben sokağa çıktığımda pek de mutlu insanlar görmüyorum. Yüzler asık, hır gür gırla… Dokunsan patlayacak gibi duran insanlar. Selam vermeye korkulan tipler.
Evli olmadıklarından mı?
Ya da boşanmaya çalıştıklarından mı?
Ya da evlenmeye çalıştıklarından mı?
Hayat pahalılığından mı?
Zengin bir influencer olmadıklarından mı?
YouTube’da tık rekorları kıramadıklarından mı?
Yapay zekâyla sohbet ettiklerinden mi?
Yalnız olduklarından mı?
Sürekli arkadaşlarından, dostlarından, ailelerinden kazık yediklerinden mi?
Pahalı kıyafetler, çantalar alamadıklarından mı?
Sosyal medyada paylaşılan yüzlerce makyaj videosundan bir şey öğrenemediklerinden mi?
Bilinmez (Tabii çoğu günümüz şartlarından yazılan maddeler) Ama bu çağ garip bir çağ.
Artık insanlık, damı akan bir evde şemsiye altında uyuyan bir ailenin resmine bakıp saatlerce yüzünde bir tebessüm taşıyamıyor.
Sizi bilmem ama ben o resme her baktığımda aşırı mutlu oluyorum. Hatta bana hayaller kurduruyor.
Tamam özellikle son beş yılda tanıdığım insanlar o saflıkta, o masumiyette değildi. Ve artık böyle resimlerle mutlu olup hayal kuran insanların “saf” sayıldığı bir çağdayız. Tamam ve böyle bir çağda o resimler de kolay kolay resmedilemiyor zaten.
Ve tam da bu karışıklıkta bile “mutlu” olunacak sebepler bulmak için çabalıyorum ey okuyucu sizler için.
Oysa ki, mutluluk belki çok klişe olacak sadece kişinin kendisiyle ilgili.
Umutsuz ve mutsuz yaşanmaz, öyle değil mi?
Bakınız, TÜİK araştırmasını yapmış, kararını vermiş. Mutlu muyuz? Evet…
Öyleyse madem kâğıt üzerinde mutluyuz, bari gerçekte de mutlu olmanın bir yolunu bulalım.
Yazara Ait Diğer Yazılar
'Kenan Doğulu sahnedeyse yerinde durmak mümkün değil'
'Hazar Ergüçlü'nin 'hevesim yok' sözleri bu çağın hastalığı'
'8 Mart Dünya Kadınlar Günü'
'Bir günün adı 8 Mart, gerçeğin adı Fatmanur'
'Bu yüzyılın ah'ı'
'Masumiyet Müzesi: Çok talihsiz bir zamanda karşılaştık'
'Hayırlı Ramazanlar'