'Öldükten sonra kavga edecek akrabalar için paranızı biriktirmeyin'

Ve yine olan oldu; Kadir İnanır’ın vefatının ardından yine miras kavgaları başladı. Klasik, olmasa şaşardık öyle değil mi? Çünkü ünlülerin vefatının ardından bitmeyen mevzudur bu miras kavgası.

Esin Övet

Esin Övet

Tüm Yazıları Görüntüle

'Öldükten sonra kavga edecek akrabalar için paranızı biriktirmeyin'

Hani birine milli piyango çıktığında bir anda akrabalar ortaya çıkar ya; ölümün ardından akrabaların bir anda ortaya çıkması da benzer türden...

Ama bu çok daha fenası. Çünkü ortada bir ölüm var, başka bir şey değil.

Üstelik çalışmadığı, kazanmadığı paranın peşine düşen bir sürü insan var.

Şimdi de ülkenin en sevdiği, kıymet verdiği, bağrına bastığı bir isim için, yani Kadir İnanır’ın ardından miras kavgaları başladı.

Üstelik vasiyet henüz tam anlamıyla açıklanmadı bile!

Mal varlığının büyük bölümünü 27 yıllık hayat arkadaşı Jülide Kural’a bıraktığı söyleniyor.

Daha henüz söyleniyor ama ortalık yangın yeri.

Çünkü vasiyet henüz resmen açıklanmadı. Yani bu şimdilik bir iddia. Ama belli ki söylentiler bile ortalığı karıştırmaya yetti.

Düşünün, daha vasiyetin içeriği netleşmeden aileden açıklamalar geliyor; hem de en çirkin sözlerle.

Yeğeni Levent İnanır, dayısının iradesini sorguluyor. Ailede kendisine gösterilen saygıyı anlatıyor ve ardından soruyor: “Bunun bir karşılığı yok mu?”

Ben en çok bu cümleye takıldım işte:

“Bunun bir karşılığı yok mu?”

Pardon da neyin karşılığı? Saygının mı, sevginin mi?

Neyin karşılığı para ile ölçülebilir ya da ölçülmeli?

Bir büyüğünüze saygı duymanızın, onu sevmenizin karşılığında size mal mülk bırakmasını mı bekliyorsunuz?

Benim bildiğim, insan ailesini karşılık beklemeden sever. Saygısını da sonunda kendisine ne kalacağını hesaplayarak göstermez.

Ama konu miras olunca bir anda tapular, evler, mal ve mülk konuşulmaya başlanıyor.

Peki, kimin tapusu? Kimin malı, mülkü?

Kimin çalışıp kazandığı para?

Amcanız, babanız, anneniz, ağabeyiniz, ablanız, teyzeniz olabilir... Ama sonuçta o insanın emeği, yılları, hayatı var. Yani kendi kazandıklarıyla ilgili bir isteği, bir kararı olamaz mı?

Ki kendi iradesini sorgulayan bir akraba var ortada.

Ve Kadir İnanır’ın iradesinin, ölümünün ardından ailesi tarafından tartışmaya açılması da bir o kadar acı. Gerçekten Kadir İnanır’ın kemikleri sızlıyordur. Ya da bunların olacağını biliyor muydu?

Ve bu yüzden mi mirasını 27 yılını birlikte geçirdiği kadına bıraktı?

Ah Kadir baba ah! Senin yüreğini bilen biri olarak çok çok üzgünüm.

Yazık!

Çok fena gerçekten...

Ve tabii tüm bu çirkin şeylerin kameralar önünde konuşulması var ki o daha da acı veriyor insana.

Üstelik bu miras tartışmaları yalnızca Kadir İnanır’la gündeme gelmedi. En son Fatih Ürek hakkında da benzer iddialar konuşuldu. Bir sanatçının adının, ardından kalanlarla ilgili tartışmaların içine çekilmesi bile yeterince üzücü. Çünkü ciddi bedeller ödüyor bu insanlar.

Evet, yaptıkları işlerle çok ciddi paralar kazanıyorlar. Bu ödedikleri bedelin karşılığında da birçok kişiden çok daha fazla kazanıyorlar. Ama bunun peşine düşmek akrabalara mı kalıyor yani!

O zaman bütün ünlü isimlere buradan sesleneyim:

Yiyin, için, gezin!

Paranızı yaşayın arkadaşlar.

Kendi kazandığınız parayı biraz da kendiniz için fazlasıyla harcayın.

Çalıştınız, emek verdiniz, yıllarınızı verdiniz. Biraz da tadını çıkarın.

Çünkü bu manzaraları gördükçe insanın aklından şu geçiyor: Siz öldükten sonra hiç ummadığınız akrabalar ortaya çıkacak, birbirine girecek. Bir de sizin adınızı bütün ülkenin önünde bu kavgaların içine çekecekler.

Siz eserlerinizle, yaptıklarınızla, güzel hatıralarınızla anılmayı beklerken herkes malınızı, mülkünüzü konuşacak.

Vasiyet hazırlasanız bile tartışma bitmeyebiliyor. Kararınıza, emeğinize, yıllarınıza saygı duyması gereken en yakınlarınız bile beklentilerini öne koyabiliyor.

O yüzden cimrilik yapmayın.

"Para biriktireceğim, yatırım yapacağım" diye uğraşmayın.

Hayattayken kendi emeğinizin karşılığını biraz da kendinize verin!