'Satıcının Ölümü: Sahnedeki gerçek, içimizdeki çöküş'
Hâlâ etkisindeyim. “Satıcının Ölümü” öyle bir oyun ki; izlerken içine oturuyor, çıktığında da peşini bırakmıyor. Boğazım hâlâ düğüm düğüm. Çünkü bu sadece bir adamın hikâyesi değil… ne yazık ki hepimizin hikâyesi. Neden?? Çünkü; daha başarılı ol, daha güçlü ol. daha genç görün, daha çok para kazan, daha çok şeye sahip ol… Daha fazlası, hep daha fazlası.
İnsanlar durmadan bunları fısıldıyor. Ve sonra? Tükeniyorsun. Yoruluyorsun. Kendini eksik hissediyorsun. Sanki herkes doğru yaşıyor da bir tek sen yanlış yapıyorsun. İşte oyun tam olarak buradan yakalıyor seni.
Arthur Miller bunu 1949’da yazmış. Ama izlerken insanın aklından tek bir şey geçiyor; "Bugünü anlatıyor." Çünkü değişen hiçbir şey yok. Aynı baskılar, aynı hayaller, aynı döngü içinde dönüp duruyoruz.
Evet üç saat sürüyor.
Evet, uzun.
Evet, ağır.
Ama bir an bile kopamıyorsun. Ara veriliyor, ama sen hâlâ o evin içindesin. Koltuğundan kalksan bile zihnin sahnede kalıyor. Ki ben kalkamadım.
Çünkü Halit Ergenç’in canlandırdığı Willy’nin zihninde yaşamaya başlıyorsun.
Salon tıklım tıklımdı.
Ama herkes aynı duygunun içindeydi: Sessizlik. Yoğunluk. Sarsılmışlık.
Keşke herkes izlese. Ama boş boş değil. Anlayarak, hissederek.
Öyle anlar oldu ki, alkışlamak ile susmak arasında kaldık. Çünkü sahnede olan şey sadece bir performans değil, düpedüz bir duyguydu.
Gerçekten gözümü bir an bile sahneden alamadım. Oyuncuların her mimiğini, her nefesini hissettim. Tiyatroda en önde oturmayı sevmem aslında, ama bu kez iyi ki öyle olmuş. Her şeyi daha derinden yaşadım.
Kostüm, dekor, sahne…
Hepsi tek kelimeyle şahane.
Kostüm tasarımı, hâlâ Londra’da kapalı gişe oynayan Harry Potter and The Cursed Child’in ödüllü tasarımcısı Katrina Lindsay’e ait.
Işık tasarımında ise Oliver Fenwick var.
Bu kadar güçlü bir prodüksiyonun arkasında sanata yatırım yapan bir destek görmek de ayrıca değerli. Böyle işler bu dönemde kolay çıkmıyor. Sponsor Rönesans'a kocaman alkış. Emeği geçen, destek olan herkes alkışı sonuna kadar hak ediyor.
Ve oyuncular…
Halit Ergenç sen nasıl bir oyuncusun?
Bu nasıl bir performans?
Her seferinde kendini aşmayı nasıl başarıyorsun? 25 yıl sonra sahneye dönüp böyle bir şey ortaya koymak…
Gerçekten inanılmaz.
Bu ülke için büyük şanssın.
Ve Zerrin Tekindor; Bir bakışla, bir susuşla her şeyi anlatmak nedir, onu izledik. Sahnede öyle bir duygu yarattı ki, bir an gidip sarılmak istedim. O dağıttığı pembe karanfilin bana gelmesi ise tam kalbimin çöktüğü anda tuhaf bir teselli oldu.
Ve Fatih Artman bir kez daha “Of” dedirtti.
Gerçekten bakın abartmıyorum Fatih Artman cok acayip bir oyuncu ve Satıcını Ölümü’nde yaşattı, resmen yaşattı resmen.
Ve ve ve Kerem Arslanoplu, Kubilay Karslıoğlu, Beyti Engin. Hangisini öveceğimi şaşırdım. Hepsi kusursuzdu. Bir an bile oyundan kopmadılar, bizi de koparmadılar.
Oyun Zorlu PSM de. Bilet bulmak zor, evet. Ama bulun. Gerçekten bulun. Çünkü bu sadece izlenen bir oyun değil, yaşanan bir şey.
Oyunu ilk izleyenler “uzun ve ağır” diye eleştirildiğini duymuştum. Belki öyle. Ama beni ne uzunluğu ne ağırlığı rahatsız etti. Aksine, tam olması gerektiği gibiydi.
İyi ki gitmişim.
İyi ki izlemişim.
Emeği geçen herkese…
Gerçekten yürekten: İyi ki varsınız.
Yazara Ait Diğer Yazılar
'Geçmişin yüküyle yaşamak mı, onu taşıyıp yükselmek mi?'
'Biz buradan nasıl çıkarız dememiz gereken zaman'
'Yaşamdan İzler'
'Kadınlar iş dünyasında oyunun kuralını yeniden yazıyor'
'Moda ve tekstil denince de Cem Boyner'
'Bazı şarkılar öylece dinlenip geçilemiyor'
'Tek kişilik dev kadro'