'Tek kişilik dev kadro'

Bazı oyunlar vardır; izler, çıkar, hayatına devam edersin. Bazılarıysa peşini bırakmaz. Salondan çıkarsın ama o senden çıkmaz. Liste (The List) tam olarak bu ikinci kategoriye giriyor...

Esin Övet

Esin Övet

Tüm Yazıları Görüntüle

'Tek kişilik dev kadro'

Önceki akşam Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde prömiyerini izlediğim bu tek kişilik oyun, saat 17.00 matine ve 19.30 suare olmak üzere iki temsilde de kapalı gişeydi. Ama açık konuşalım; mesele salonun dolu olması değil, o salonun aynı anda tek bir duyguya teslim olmasıydı. 

Ve evet, her iki temsil de ayakta alkışlandı.

Sahnede tek başına duran İnci Türkan, klasik anlamda “iyi oyunculuk” tariflerinin çok ötesine geçiyor. 

İki oyun arasında neredeyse nefes almadan sahneye çıkıp aynı yoğunlukta oynamak sadece teknik bir başarı değil; Ciddi bir disiplin ve zihinsel dayanıklılık meselesi. 

Bu noktada “iyi” kelimesi yetersiz kalıyor bence, çünkü İnci Türkay sahnede adeta büyüyor.'Tek kişilik dev kadro' - Resim : 1

Jennifer Tremblay imzalı bu ödüllü metnin gücü tartışılmaz. Basit bir “yapılacaklar listesi” fikrinden yola çıkıp insanın en sert duvarına çarpan bir vicdan muhasebesi.

Küçük bir ihmalin bir hayatı nasıl geri dönülmez şekilde değiştirebileceğini izlerken, aslında kendi iç hesaplaşmalarınızla baş başa da kalıyorsunuz oyunu izlerken.

Ama metin ne kadar güçlü olursa olsun, onu sahnede yaşatan oyuncudur bu da tartışmasız.

İşte İnci Türkay burada sadece oynamıyor; yaşatıyor. 

Bir an geliyor, izlemeyi bırakıyorsunuz. O kadının hissettiğini hissetmeye başlıyorsunuz. İç sıkışması, vicdan yükü, yalnızlık ve hepsi seyirciye bulaşıyor. 

Salonun tamamının aynı duygunun içine çekildiğine eminim. Gerçekten inanılmaz bir performans sergiledi İnci Türkay.

Öyle ki, izlerken o bozkırın ortasındaki yalnız eve gittim. Ve gerçekten oyunda anlatıldığı gibi o bozkırın ortasındaki  ağacı bile zihnimde net bir şekilde gördüm.

Bu etki elbet oyuncunun. Ama yönetmeni de es geçmemek gerek.

Ayşegül Hardern’in kurduğu dengi de inanılmazdı zannımca.

Ne eksik ne fazla; her şey olması gerektiği kadardı oyunda. 

Ve oyunun en çarpıcı anlarından biri ise final sonrası yaşandı. İnci Türkay’ın yaptığı duygusal konuşma ve gözyaşlarını tutamaması, bir oyuncunun rolünden çıkamamasından çok, rolün oyuncunun içine işlemesi gibiydi. 

Şahsen o duygu bana çok iyi geçti.

Tabii yıllarca Sihirli Annem’de izlediğimiz keyifle izlediğimiz Betüş’ümüz İnci Türkay’ın oyunculuğunu saatlerce övebilirim o da gerçekten ayrı bir konu.

Üstelik bu başarı sadece Türkiye ile sınırlı değil. 

Oyun, Londra’daki The Show Theatre sahnesinde de sergilendi ve uluslararası seyirciden aynı güçlü karşılığı aldı. 

Bu da ortaya konan işin tesadüf olmadığının bir göstergesi elbet.

Kaçıranlar için küçük bir not: Oyun 3 Nisan’da Baba Sahne’de, ardından 5 Nisan’da Ankara Tatbikat Sahnesi’nde sahnelenecek. 

Ajandanıza not edin derim. 

Çünkü bazı oyunlar vardır, sadece sahnede kalmaz, gelir, senin içine yerleşir. 

“Liste” de tam olarak böyle bir oyun.