'Yanlış kişiyle yaşanan aşk sigara kadar tehlikelidir'
Sadece benim değil, toplum olarak kalbimiz çok kırık. Bunu anlamak için derin analizlere gerek yok. Sokağa çıkmak yeterli. Taksiye bin, restorana otur, bir mağazanın vitrinine bak, bir kafede etrafını süz, kimsenin yüzü gülmüyor. Herkesin kalbinde görünmeyen bir sızı, omuzlarında taşınan bir ağırlık var.
2025 öyle bir yıl oldu ki, kalplerimizi kıra döke, incite incite, yerle yeksan ederek bitmeye hazırlanıyor. Normalde bu günler yeni yıl heyecanının konuşulduğu, 2026 planlarının yapıldığı zamanlar olurdu. Oysa biz, her gün üst üste gelen yeni bir şok dalgasının içinde savruluyoruz. Ne şaşıracak hâlimiz kaldı ne de kırılacak sağlam bir kalbimiz.
Garip olaylara tanıklık ediyoruz.
Zaten millet aşk yorgunu üstüne bir de memleket sorunları ekleninde olan oldu.
Kalp yoruluyor, ruh daralıyor, beden alarm veriyor.
Tam da bu yüzden, ben de canım arkadaşım Prof. Dr. Ali Aycan Kavala’nın kapısını çaldım.
Dedim ki: “Canım doktor, derdimize bir çare. Kalbimiz kırık dökük, ne yapacağız?”
Biz kendisiyle ne zaman yan yana gelsek, vücudun en hayati organı olan kalpten girip kalpten çıkıyoruz. Ve her sohbetimiz kahkahayla bitiyor. Çünkü bazen en güçlü ilaç reçetede değil, bir gülüşte saklıdır ya doktor da kalbimi en rahatlatan sohbete eşlik ediyor.
Bu yüzden sohbetlerimizde merak edip sorduğum soruları ve daha fazlısını sizlerle paylaşmak istedim.
Ve tabii ameliyat masasında açılan kalplerden çok, hayatta kırılan kalpleri konuştuk.
– Hocam, siz ameliyatta kalbi açıyorsunuz. Peki aşktan kırılmış kalpleri de elinize aldığınız oluyor mu?
Kalbi ameliyatta açmak anatomik olarak nettir; nereden girileceği, neyin onarılacağı bellidir. Ama aşktan kırılmış kalpler öyle değildir. İnsanlar bazen polikliniğe şikâyetleriyle değil, hikâyeleriyle gelir. O zaman anlarsınız ki kalp sadece fizyolojik bir organ değil; yaşananların, kayıpların, hayal kırıklıklarının da taşıyıcısıdır. Cerrah olarak elimle değil ama bazen sadece dinleyerek o kalpleri elime aldığım çok olmuştur.
– Bir kalp cerrahı için hangisi daha derin iz bırakır: ameliyat dikişi mi, ayrılık mı?
Ameliyat dikişleri zamanla silinir. Vücut kendini onarır. Ama ayrılıklar görünmez izler bırakır. Ne MR’da çıkar ne EKG’de. Hastanın bakışında, nefesinde, kalbin ritminde kendini belli eder. Tıpta iz ölçülür, hayatta iz taşınır.
– Kalp kırıklığı gerçekten var mı hocam, yoksa biz ona şiir mi yazıyoruz?
Aslında ikisi de doğru. Tıpta Takotsubo sendromu dediğimiz, ani duygusal stresle ortaya çıkan bir tablo var. Kalp kası geçici olarak işlevini kaybedebiliyor. Yani kalp kırıklığı sadece mecaz değil; bilimsel karşılığı olan bir durumdan söz ediyoruz. Biz şiir yazıyoruz ama kalp bunu gerçekten yaşıyor.
– Aşk mı kalbi daha çok yorar, stres mi, yoksa bazı insanlar mı?
Bilimsel olarak stres ve sigara başı çeker. Ama bazı insanlar farkında olmadan kronik stresin ta kendisi olabiliyor. Yanlış kişiyle, sınır koymadan yaşanan aşk kalbi sessizce tüketebilir. O yüzden evet, yanlış kişiyle yaşanan aşk sigara kadar tehlikelidir.
– Kalp ve damar cerrahisi size hayatla ilgili en net neyi öğretti?
Hayatta hiçbir şeyin garantisi yok. O yüzden ertelenen sevgiler, söylenmeyen sözler ve ihmal edilen sağlık çok pahalıya mal olabiliyor. Kalp bize hep ‘şimdi’yi hatırlatır.
– Herkes kalbinin temiz olduğunu söylüyor. Sizce kalbi en çok ne kirletir?
Biriken öfke, kin, intikam duygusu ve affedememek. Kalp bu duygusal toksinleri uzun süre taşıyamaz.
– Bugün kalbi kırık ama güçlü durmaya çalışan birine ne söylersiniz?
Güçlü olmak her zaman iyi değildir. Kalbin de dinlenmeye ihtiyacı vardır. Acıyı bastırmak değil, anlamak iyileştirir. Bazen en doğru tedavi, durmak ve hissetmeye izin vermektir.
– Kalbini korumak isteyen birine tek cümlelik tavsiyeniz ne olur?
Hayatınızdaki yüklerden kurtulun. Affedin. Ve kalbinizi herkese teslim etmeyin. Bazı kalpler sadece sahibinin sorumluluğundadır.
Daha ne olsun. Bu sohbetten çıkarken şunu düşündüm: Kalp sadece atan bir organ değil. Hatırlayan, kırılan, iyileşen bir hafıza.
Belki de bu yılın bize bıraktığı en büyük ders şu: Kalp sadece sevilmek için değil, korunmak için de var. Herkese açılmıyor, her yükü taşımıyor, her kırığı da sessizce onarmıyor. Ve bazen bir yıl, insana bir ömürlük farkındalık bırakıyor.
Yazara Ait Diğer Yazılar
'Ben de artık balık etli kontenjanından devam ediyorum'
'Mabel’in 9/8’liği'
'Bildiğiniz kahvaltıları unutun'
'İki şef, muhteşem Boğaz manzarası ve bolca lezzet dolu bir gece'
'Kadının gücü: Filenin Sultanları tarih yazmaya devam ediyor'
'Düne kadar her şey çok güzeldi de bugün ne değişti?'
'Bodrum’da lezzetin yıldızları aynı mutfakta buluştu'