'Yılı tamamlarken Doğu’yu, Batı’yı ve gezegenin geleceğini dinledik'
Uluslararası sanat dünyasının önde gelen piyanist ve bestecilerinden Fazıl Say’ın, her yıl büyük ilgi gören geleneksel yıl sonu konserleri cumartesi günü İstanbul Volkswagen Arena’da gerçekleşti.
Ben de bu konseri aylardır bekliyordum. Özellikle bu yıl, Eylül ayında özel bir davet için gittiğim Kapadokya, Peri Bacaları’nın arasında Fazıl Say’ı dinlemiş ve onu yeniden dinlemek için gün saymaya başlamışken.
O gün geldi çattı.
Düşünün, İstanbul’da hava soğuk…
Ciddi bir kar beklentisi var…
Yağmur atıştırıyor…
Ama binlerce insan yine de evlerinden çıkıp, yollara döküldü. Sırf Türkiye'yi, Anadolu'yu eserleriyle dünyaya tanıtan, doğa için, gençlik için, adalet için mücadele eden, bir müzik dehası olmanın yanısıra, edebi yönü de güçlü bir sanatçıyı daha doğrusu dünyada göğsümü kabartan Fazıl Say’ı dinlemek için.
Bence de her türlü soğuya, yağmura, çamura, zorluğa değer.
Üstelik yoğun talep üzerine programa eklenen ikinci bir konser oldu. O da aynı gün içinde 16.00’da gerçekleşti. Ve böylelikle Fazıl Say yıl sonu konserleri çok daha geniş bir dinleyici kitlesine de ulaşmış oldu.
Ve çok da güzel oldu.
Çünkü Fazıl Say, bu yıl sonu buluşmasında “Mother Earth” Piyano Konçertosu ve “Mozart ve Mevlana” adlı iki büyük eserinin Türkiye prömiyerini gerçekleştirecekti.
Sene biterken üstelik bi sezonun en dikkat çekici sanat etkinliklerinden birinde olmak ve o atmosferi solumak inanılmazdı.
Konser bitiminde dakikalarca ayakta alkışladık. Hatta “Biz ne yaşadık böyle, ben ne yaşadım böyle” demekten kendimizi alamadık. Öyle ki, alkışlar bile yetersiz kaldı, sahnedeki o sanat eserine ve emeğini ortaya koyan tüm sanatçılara…
Konserin detaylarına gelecek olursak; ACM Prodüksiyon organizasyonuyla gerçekleşen Fazıl Say yıl sonu konserlerinin ilk bölümünde, gezegenimizin geleceğine dikkat çeken ve uluslararası alanda yankı uyandıran “Mother Earth” adlı piyano konçertosu seslendirildi.
Eser, piyanoda Fazıl Say’ın yorumuyla; genç kuşağın öne çıkan şeflerinden Nil Venditti yönetimindeki Fazıl Say Festival Orkestrası eşliğinde icra edildi. Venditti’nin orkestra ile kurduğu dengeli, berrak ve disiplinli anlatım, eserin dramatik gücünü daha da belirginleştirdi.
Konserin ikinci yarısında ise Fazıl Say’ın uzun yıllara yayılan düşünsel ve müzikal birikiminin ürünü olan “Mozart ve Mevlana”, Türkiye’de ilk kez sahnelendi. Batı müziği geleneği ile Doğu’nun kadim düşüncesini aynı sahnede buluşturan eser, Batı ile Doğu arasında güçlü ve etkileyici bir sentez sundu.
Eser; şef Nil Venditti ve koro şefi Volkan Akkoç yönetiminde, soprano Görkem Ezgi Yıldırım, mezzosoprano Ezgi Karakaya, tenor Mert Süngü ve Uğur Etiler, bas Burak Bilgili, neyzen Burcu Karadağ, kudümde Aykut Köselerli ile Fazıl Say Festival Orkestrası ve Korosu eşliğinde seslendirildi.
Ve Mevlânâ’nın “Gel, ne olursan ol yine gel” çağrısı ile “Yedi Öğüt” şiirleri, Fazıl Say’ın eşi, flüt sanatçısı Aslıhan And Say tarafından okundu.
Bu özel bölümde Aslıhan And Say’a, ney sanatçısı Burcu Karadağ eşlik etti.
Söz, nefes ve müziğin birleştiği bu anlar salonda derin bir duygusal etki yarattı.
Gerçekten gözyaşlarına engel olamadık. O kadar yoğun, o kadar sahici bir andı.
Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol.
Hoşgörülükte deniz gibi ol.
Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
Bu sözler sadece duyulmadı; hissedildi.
2025 kapatmaya hazırlandığımız, yepyeni bir yıla yaklaştığımız şu günlerde, unutamayacağım bir konser daha yaşadım ve hafızama kazıdım.
Fazıl Say yalnızca müzik yapmıyor.
Düşündürüyor.
Yüzleştiriyor.
Ve en önemlisi, iz bırakıyor.
Evet bazı konserler biter.
Bazılarıysa insanın içinde kalır.
Bu gece, işte onlardan biriydi.
Yazara Ait Diğer Yazılar
'Kırmızı halı konuşur, stil susmaz'
'Dünya yeni fark ediyor, biz uzun zamandır izliyoruz'
'Memleket Alya ve Cihan’ın birleşmesini bekliyor'
'Hiç sadece “Mutluluk” dilediniz mi?'
'Sevgilinin ya da eşinin telefonunu karıştırır mısın?'
'Futbolu bile eleyen şey: Özlenen Aşk'
'Komedyenin suçu ne?'