'Yılın son virajı: Bakmak değil, görmek zamanı'
Aralık ayındayız. Takvim yaprakları aceleci, günler hızlı, aklımız biraz dağınık, 2025’i kapatıyoruz. Hani şu “Bir dönüp bakma” ayı var ya… İşte tam oradayız.
Herkes yıl sonu listeleri yapıyor: Kim geldi, kim gitti, ne kazandık, ne kaybettik. Ben de sizin gibiyim. Ben de dönüp bakıyorum elbet. Ama öyle boş boş değil. Biraz daha dikkatli bakıyorum.
Çünkü bu yıl sadece magazin başlıklarına bakarak okunacak bir yıl değildi. Siyaset, spor, ekonomi, sosyal hayat diye diye hepsi üst üste bindi.
2025 magazin için bile öyle sakin sakin geçmedi. Hart, hurt, acımasızca geçti. Özellikle son aylarda…
Çat. Çat. Çat.
Her gün bir şok, her gün bir “yok artık” dedik.
Gerçeklerin bir bir gün yüzüne çıktığı, bazı tuhaflıkların artık saklanamadığı günlerden geçiyoruz.
Ve bence tam da bu yüzden bu olan biteni dedikodu niyetine değil, ders niyetine okumak daha doğrusu sanki.
Eskiler boşuna dememiş; “Komşunun başına gelen, senin de başına gelir” diye.
Yani “Gördün mü bilmem kimin başına neler gelmiş?” diye konuşmak yerine,
“Ben nerede duruyorum?” diye sormak gerek. Tam da o yıllardan geçiyor gibiyiz.
Çünkü kimse ama kimse kendini dokunulmaz sanmasın.
Güç dediğin şey bazen bir alkış kadar, bazen bir imza kadar kısa ömürlü.
Bugün zirvede olan, yarın manşet olabiliyor ki, bu son yıllar tam da bunu izliyoruz. Yani “Rüzgar eken, fırtına biçer” sayır seyirciler.
Her şey bir dakikada yerle yeksan olabilir. Ki bu yıl tam da bunun yansıması.
O yüzden hayat inşa ederken…
Temel atarken…
Dostluk kurarken…
Hatta dostluk elerken bile…
Durup düşünmek, gözlemlemek şart.
Ben bu son beş seneyi özellikle 2021 ve 2025 arasını insanlık adına ciddi bir dönüşüm dönemi olarak okuyorum.
Maskeler düştü, roller değişti, ezberler bozuldu.
Ama özellikle 2025. Yani bu yıl bize çok şey anlatıyor.
Tabii görebilene.
Bakmak başka, görmek başka.
Anlamak ise bambaşka.
Yaşananları magazin malzemesi yaparsak hiçbir şey öğrenmeyiz. Ama fotoğrafı doğru okursak, ders çıkarırsak, işte o zaman bu yıl boşa geçmemiş olur gibi geliyor bana. “Akıllı insan başkasının düştüğü çukura bakar, kendi yolunu değiştirir” diye düşünüyorum.
Önümüzde son 15 gün var, yeni yepyeni bir sene için.
Az mı? Değil.
Bazen bir farkındalık, koskoca bir yılı kurtarır.
Eğer bu seneye kadar bu açıdan bakmadıysanız, şimdi bir de bu çerçeveden bakın derim.
-Hayatınızdaki eksikler.
-Fazlalıklar.
-Yanlış dostluklar.
-Sizi aşağı çeken alışkanlıklar.
Hepsi için bu son 15 gün bir fırsat. Hatta şu an, hatta an!!!
Yeni seneye girerken plan yapmak önemli.
-Hedef belirlemek önemli.
-Çağı yakalamak önemli.
-Organize olmak önemli.
Ama en önemlisi: kimlerle yürüdüğünüz.
Çünkü, “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” boşa denmemiş hanımlar-beyler.
2025’te kimleri bırakacağın ve 2026’ya kimlerle gireceğini tam da belirlemek için plan yapmak şart.
Ve 2025 bize şunu çok net gösterdi: Kimse vazgeçilmez değil. Kimse dokunulmaz değil. Ve hiçbir koltuk sonsuza kadar sabit değil.
O yüzden yeni yıla girerken sadece ajanda değil, vicdan da düzenlemek lazım.
Sadece hedef değil, niyet de belirlemek lazım.
Son söz mü? “Geçmişten ders almayanın geleceği olmaz”
Şimdi derin bir nefes alın.
Bir kahve koyun.
Ve kendinize dürüstçe bakın.
Çünkü yeni yıl, en çok da kendisiyle yüzleşebilenleri sever.
Yazara Ait Diğer Yazılar
'Kırmızı halı konuşur, stil susmaz'
'Dünya yeni fark ediyor, biz uzun zamandır izliyoruz'
'Memleket Alya ve Cihan’ın birleşmesini bekliyor'
'Hiç sadece “Mutluluk” dilediniz mi?'
'Sevgilinin ya da eşinin telefonunu karıştırır mısın?'
'Futbolu bile eleyen şey: Özlenen Aşk'
'Komedyenin suçu ne?'