Çağlar boyunca kozmetik

Çağlar boyunca kozmetik

Güzel görünme arzusunun modern dünyaya ait bir takıntı olduğunu sanıyorsanız feci halde yanılıyorsunuz. Kozmetik tarihiyle ilgili bazı bilgiler insanı hayrete düşürebiliyor. Kemerlerinizi bağlayın, antik bir yolculuğa çıkıyoruz.

Yazı: Gülru İncu

Güney Afrika (100.000 yıl önce)
Güney Afrika’da bulunan ve günümüzden 100 bin yıl öncesine uzanan bir boya fabrikasının kalıntıları, o dönemde pigmentlerin kullanıldığını ve kadınların vücutlarını boyamak için bu pigmentleri deniz kabuğunda karıştırdığını gösteriyor.



Güney Irak (M.Ö. 3500)
M.Ö. 4000 ile M.Ö. 2000 yılları arasında hüküm süren Sümerlerin kraliçesi Schub-ad, kırmızı renkli kayaların tozuyla yaptığı karışımla dudaklarını boyardı. Bu maddenin tarihteki ilk kırmızı ruj olduğuna inanılıyor.

İran (M.Ö. 1000)
Yapılan arkeolojik kazılar İran’da hüküm süren Pers İmparatorluğu’ndaki kadınların saçlarını ve yüzlerini kınayla boyadığını gösteriyor.



Birleşik Krallık (M.S. 1800’ler)
Üzerinde güneş batmayan Britanya İmparatorluğu’nun kraliçesi Victoria, kozmetik kullanımını yasakladı. Ağır makyaj, sadece hafifmeşrep kadınlara özgü bir alışkanlıktı. Dönemle ilgili iki tane de ilginç bilgi verelim. Bu dönemde ölen aile üyelerinin son fotoğraflarını çektirmek gelenekti ve ölülere gömülmeden önce makyaj yapılıyordu. Peki, Lewis Carroll’un Alice Harikalar Diyarı kitabındaki zalim Kupa Kraliçesi’nin aslında bir rejim eleştirisi olarak Kraliçe Victoria olduğunu biliyor muydunuz?

Fransa (M.S. 18. yüzyıl)
1643-1715 yılları arasında yaşayan ve Fransa’nın en uzun süre tahtta kalan kralı olan XIV. Louis, ülkedeki kadınları hayalinde yarattığı kadına dönüştürmek için bir makyaj yasası çıkarmış. Kaşları kazıtmış, kirpikleri boyatmış, dudakların sadece ortasını boyatarak küçük görülmesini istemiş, dekolteleri açtırmış ve sarı bukleli saçlar olmasını şart koşmuş.



Mısır (M.Ö. 4000)
Antimon, sülfür ve çinko bileşiminden oluşan ismit taşının tozlarının zeytinyağı ile karışımıyla elde edilen bir boyama maddesi olan sürme, özellikle antik Mısır’ın en güçlü simgelerinden. Mısır’da olası göz hastalıklarından ya da güneşten korunmak amacıyla kullanılıyordu ancak Mısırlılar zarar vermemesi için bu kimyasal bileşimi 30 gün boyunca dinlendirip öyle kullanırdı.