Çiftler Kulübünü Keşfetmek

Çiftler Kulübünü Keşfetmek

Bir elmanın iki yarısına benzeyen bir çift olmak nasıl hissettiriyor? Peki, tek başına hayatı keşfedenler? Her zaman ilişkileriyle gözümüzde canlanan ‘ilişki insanı’nı ve bireyselliğiyle öne çıkan ‘yalnız kurtlar’ın sınırlarını keşfediyoruz. Biz ikisine de eşit mesafedeyiz, karar sizin!

Bazılarımıza göre birine aşkla bağlanmak dünyanın en güzel hissi. Şöyle bir kafanızı kaldırıp etrafınıza baktığınızda böyle birini göremiyorsanız, o kişi siz olabilirsiniz. Çünkü herkesin etrafında böyle biri mutlaka var değil mi? Uzun süreli ilişkilerin ya da evliliklerin başrolü olanlardan bahsediyoruz. Onlara göre, çift olmak gerçek anlamda hayatı paylaşarak kendini daha net ifade edebilmeyi sağlıyor. Partneriyle birlikte mutlu olan, üzülen, dünyayı gezen, zorluklara göğüs geren ve aklımıza gelebilecek her şeyi birlikte yapan insanlarla yakından tanışıyoruz. Çiftler Kulübü’ne hoş geldiniz! İlk kural, karşılıklı aşk sarhoşu olmak.İlişki insanları, sanki dünyaya iki kişilik ortak bir hayat yaşamak için gönderilmiş gibiler. Her daim sevgilisi, eşi veya partneriyle anımsadığımız o kişilerin hayatlarına kısa bir bakış atmak istiyoruz. Birini düşündüğünüzde eğer yanında partneriyle anımsıyorsanız, tebrikler o kişi bu kulübün daimi üyelerinden biri. Her ne kadar modern dünya bireyselliği ön plana çıkarsa da, çiftler kulübü, modası hiç geçmeyen bir oluşum olarak hayatımızdaki yerini koruyor.

İlişki: Bir Hayatta Kalma Biçimi

Genç yaşlardan itibaren kurduğumuz romantik ilişkiler, ilerleyen yıllarda süreleri değişiklik göstererek devam ediyor. Bazen bir süre, bazen ise bir ömür boyu tek eşli olarak hayatımıza devam ediyoruz. Aramızdan bazıları, birine karşı duygusal yakınlık hissettiğinde tüm vaktini yalnızca onunla geçirmek istiyor. Bu ilişkilerde tüm yaşam tecrübesi birlikteyken ediniliyor ve yeni deneyimler birlikte keşfediliyor. Birlikte olgunlaşmak ve ‘Bir hayat nasıl beraber geçirilir?’ sorusunun yaşayan cevapları olarak karşımıza çıkıyorlar. Uzman Psikolog Dilay Süloğlu’na göre, dünyaya geldiğimiz andan itibaren aslında duygusal olarak bağımlıyız.

Hayatta kalabilmemiz adına; bir eş edinerek, bu eş ile birlikte beslenme, üreme, güven gibi temel ihtiyaçlarımızı karşılamamız gerekiyor. Yani sürekli ilişkisi olan kişiler büyük ihtimalle bunu bir hayatta kalma biçimi olarak görüyor. Fakat bu ‘sürekli romantik ilişki içerisinde olmak’ kavramını bir bağımlılıktan dikkatlice ayırmak gerekiyor. Romantik ilişkiler yaşamak ve romantik ilişkilerin içinde bulunma ihtiyacı birbirinden ayrılıyor. Psikolog Süloğlu: “Romantik ilişki, ilkel beynin bir ihtiyacı olarak karşımıza çıkıyor. Ancak; anne ile kurulan ilişkinin dengeli ve güvenli bir ilişki olmaması, erken çocukluk deneyimlerinde travmatik anılara sahip olmak, kişinin kendine dair düşüncelerinde değersizlik-yetersizlik duygularına yer vermesi gibi birçok sebebe bağlı olarak kişi, ilişkiyi bir bağımlılık nesnesine dönüştürebiliyor. Aynı zamanda hepimizin zihninde, olaylara, durumlara ve kişilere yüklediğimiz anlamlar yer alıyor. İlişki bağımlılığı olan bireylerde, romantik ilişkiye ve dolayısıyla partnere yüklenen bu anlamın hem çok abartılı hem de çarpıtılmış yönleri olduğunu görüyoruz.



Gizli Bekar Davranışları

Diğer taraftan, ilişki insanı olmanın avantajlarından da bahsetmekte fayda var. Mesela, doğal bir takım arkadaşı olarak hayat mücadelesini omuz omuza vermek bu dönemde beklentileri karşılayabilecek cinsten. Her daim davet edildiğiniz organizasyonlarda eşlik edecek birinin bulunması ya da favori yakın arkadaşınızın size olan aşkından emin olmak gibi. Yalnız kurtlar –bu dosyada bekarlardan bu şekilde bahsedeceğiz- dilediklerini yapmakta özgürken dahi dönem dönem duygusal arzularını dindirecek kişileri bulmakta zorlanabiliyor. Bir organizasyona tek başına katılmak ya da ortak bir ideale koşacak bir takım arkadaşı bulmakta güçlük çekebiliyor. Elbette hepimizin sahip olduğu ‘gizli bekar hareketlerini’ gerçekleştirme noktasında fazlasıyla şanslı olduklarının altını çizelim.

Yapmaktan keyif aldığımız ve kimseyle paylaşamadığımız ritüellerimiz olabilir. Bir partneriniz varken bu davranışları sergilemek pek kolay olmayabilir. Nasıl yani, aranızda herkesin dalga geçtiği o şarkıyı dinleyip ayna karşısında ilginç figürler sergileyerek dans eden yok mu?

Neyse… Kendisini ilişki insanı olarak nitelendirdiğimiz biri, hayatı boyunca uzun ilişkiler yaşamış ve son erkek arkadaşıyla dünyaevine girmiş. Flört etmekten anlamadığını ve bir şeyler hissettiği kişiyle daha yakın bağ kurmak istediğinin farkındaymış. Risk almaktan hoşlanmayan ve daha garantici yaklaşan ilişki insanı, “Stabil bir hayat yaşamak beni huzurlu hissettiriyor” diyor. “Kendinizi tamamlayan birini bulduğunuzda zaten yeteri kadar karmaşık olan hayatta vereceğiniz bir karar (eş seçme) eksiliyor. Zaman içinde karşılıklı bir dönüşüm ve bütünleşme başlıyor. Birlikte olgunlaşıyor ve birbirinizi geliştiriyorsunuz” diyor. Bağlılık arttıkça zaten ortak bir ideale birlikte yürüyorsun diye de ekliyor. Ayrıca, bugüne kadar yaşadığı tüm ilişkilerden bir şeyler öğrendiğini ve bu sayede çok farklı yaşamları tecrübe ettiğini ifade ediyor.

Son 12 yılını birlikte geçirmiş bir çift ise aslında ilişki içinde olmanın fazlasıyla stresli olduğunu ifade ediyor. Tüm planları, kararları ve geleceği iki kişilik düşünmek bazı dönemlerde yorucu olabiliyormuş. Aynı zamanda hem ilişkinin hem de karşı tarafın ebeveyniymiş gibi üzerine titremek gerekiyor. İlişki sırasında taraflar sosyal anlamda biraz kısıtlı olsa da çift olmanın avantajı her durumda arkanı kollayacak biri olması açısından avantajlıymış. En büyük sorun ise herkesin bu düzenli ilişkiyi yıllarca sürdürebildiğin için seni bir ‘ilişki uzmanı’ olarak görmesi diye ekliyorlar. Tüm zorluklara rağmen mevcut durumdan çok memnunlar. Onlar gerçekten ilişki insanları…

başlıyor. Birlikte olgunlaşıyor ve birbirinizi geliştiriyorsunuz” diyor. Bağlılık arttıkça zaten ortak bir ideale birlikte yürüyorsun diye de ekliyor. Ayrıca, bugüne kadar yaşadığı tüm ilişkilerden bir şeyler öğrendiğini ve bu sayede çok farklı yaşamları tecrübe ettiğini ifade ediyor. Son 12 yılını birlikte geçirmiş bir çift ise aslında ilişki içinde olmanın fazlasıyla stresli olduğunu ifade ediyor. Tüm planları, kararları ve geleceği iki

İlişki İnsanı vs. Yalnız Kurtlar

Diğer cephede yalnız kurtlar, ön planda tuttukları bireysellikleri ile birlikte tüm yaşamı tek başına deneyimliyor ve tecrübe ediniyor. Kabul edelim, yalnız kurtlar için bir başkasını düşünmeden karar vermek ilişkisi olan insanlara nazaran çokdaha kolay. Yurt dışından gelecek bir iş teklifi ya da aniden kariyerini değiştirme fikri için tek başına karar verilebilir. Fakat hayatınızda biri varsa bu konulara karar vermeden önce başka şeyleri de düşünmeniz gerekebilir. İlişki insanları cephesinde ise her uzun ilişki farklı bir hayatı deneyimlemenin, farklı bir insanı ve aileyi tanımanın en kolay yolu olarak karşımıza çıkıyor. Çiftler Kulübü ve yalnız kurtları iki farklı grup olarak ele alalım ve yaşam stillerinin arasındaki farklara göz atalım mı? Uzman Psikolog Dilay Süloğlu’na göre, yalnız kalabilmek, insan doğasına aykırı. Ancak, 21’inci yüzyılda insan, bireysel olma çabasıyla dikkat çekiyor. Çünkü ihtiyacımız olan birçok şeyi başka birine ihtiyaç duymadan karşılayabiliyoruz. Bu nedenle de ilişki kurma ihtiyacı yerini gün geçtikçe bireysel hayatlara bırakıyor. Kısaca ilişkisel ihtiyaçlar, evrim geçiriyor görüşünü savunuyor.

Uzman Psikolog Dilay Süloğlu: “İlişki insanları için, yaşadıkları romantik ilişki ne kadar büyük ve abartılı bir yoruma sahipse, yalnız kurtlar dediğimiz, bağlanma ve yakınlık korkusu duyan kişilerin de ilişki algısı bir o kadar değersiz. Bir başkası olmadan kendini bir hiç gibi hisseden ilişki insanları, hayatının merkezine partnerini koyar ve olası ayrılık durumunda tıpkı madde bağımlılığında olduğu gibi ‘yoksunluk’ çekmeye başlar. Hatta ‘onsuz nefes bile alamam’ ya da ‘adeta çok önemli bir uzvumu kaybettim’ gibi cümleleri sıkça duyabilirsiniz. Uzun süre bu yoksunluk hissine dayanamayacakları için ya hali hazırdaki ilişki acı verse de ona geri dönerler ya da hızlı bir şekilde yeni bir partner arayışına girerler.

Diğer cephede yalnızlığı tercih eden kişiler ise ilişki kurarlar ancak bu ilişkiler kısa süreli, bağlılık duygusu hissetmeyeceği ve duygularını dışa vurmadıkları ilişkiler olur.” İlişki insanları hafızamızda partnerleriyle canlanırken, birtakım zorluklarla da mücadele etmek durumunda kalıyor. Öyle ki, bu ‘ilişki bağımlılığı’ halini aldığında ayrılık sürecini anksiyete ile karşılamak anlamına geliyor. Uzman Psikolog Süloğlu, ilişki insanının partnerini kaybetme korkusunu yoğun olarak yaşayabileceğini düşünüyor.

Ayrıca, partnere yönelik müdahaleler, manipülatif hareketler, ayrılığı kabullenmeme ve ilişkiyi kurtarmak adına sınırsız fedakarlıklar yapma gibi davranışlarda bulunabileceğini düşünüyor. Bir çiftin teki olmanın da yalnızlar ordusunun neferi olmanın da kendine has avantajları ve dezavantajları var. İlişki insanları hayat macerasını paylaşacak sıkı bir yol arkadaşına ihtiyaç duyuyor ya da biriyle hayatı paylaşmayı daha çok seviyor. Yalnız kurtlar ise tek başına yaşamı tecrübe ederek kendi deneyimlerini güçlendiriyor. Kendine has bir iletişim ve hayat kurgulayan çiftlerin arasına bir yalnız olarak girmek zor olabilir. Fakat ruh eşimizi bulduğumuzda o gizemli ‘çiftler kulübü’ne girebiliriz. Çift buluşmaları, çift tatilleri ve çift akşam yemeklerinde neler olduğu ise gizemini korumaya devam edecek. İlişki insanı olmadığını düşünenler ise macera dolu dünyanın keşfedilmeyi bekleyen sırlarını keşfetmeye devam edecek. En baştaki ikilem ile veda edelim: Büyük bir aşkla birine bağlanmak mı yoksa bekarlık sultanlık mı? Karar sizin!