Hangi Victoria? Bir ikonun evrimi

Popüler müzik grubunun havalı yıldızı mı, ödüllü bir moda tasarımcı mı? Başarılı bir futbolcunun eşi mi, kendi adını taşıyan bir markanın kurucusu mu? Dans etmeyi öğrenen bir genç kadın mı, dört çocuklu bir anne mi? Victoria Beckham ile yeniden tanışın. Kendini gerçekleştirme konusunda modern kadının ilham kaynağı olmaya aday.

Hangi Victoria? Bir ikonun evrimi
Baran Alışkan

Baran Alışkan


Victoria, önce sadece Victoria. O, modern kültürümüzde ikon olarak anılan, her attığı adımda kendinden söz ettirebilen, dokunduğu her şeyi parlatan özel bir figür. Sıradan bir ailenin, Adams ailesinin üç çocuğundan biri.

Küçük yaşlardan beri başarılı ve iyi olma arzusunu sanatla, müzikle ve dansla taçlandırmak istemiş fakat gelecekte ne kadar ünlü olacağından bihaber bir çocuk. Gençlik yıllarındaysa önce Spice Girls’ün (Baharat Kızlar) havalısı, ardından popüler kültürün bir diğer ikonu David Beckham’ın sansasyonel aşkı ve en sonunda moda dünyasının parlayan yıldızı olacağından habersiz. Victoria’ya baktığımızda karşımıza çıkanlar; pop yıldızı, futbolcu eşi, anne, güzellik kraliçesi, iş insanı ve moda tasarımcısı. Daha doğru bir tabirle taşıdığı sıfatı yeniden anlamlandırmanın ustası.

Victoria, çalkantılı kariyeri boyunca birçok farklı alanda karşımıza çıktı. İngiliz pop müziğinin gösterişli şöhreti, futbolseverlerin doldurduğu tribünlerin odak noktası, Paris Moda Haftası’nın sofistike tasarımcısı ve kalabalık bir aile yemeğinin baş köşesi gibi. Her nerede olursa olsun, benzerine az rastlanan bir yeteneğe sahip olduğuysa net. Kendini yaratma, en iyisi olma mücadelesi. Bu çetrefilli yolculuğunda medyanın acımasızlığına karşı koymayı ve mücadele etmeyi hiç bırakmadı. Perde arkasında çok zorlanmış olsa bile…

Fotoğraf: GettyImagesFotoğraf: GettyImages

Havalı ve henüz Beckham değilken…

Victoria Adams, (henüz bir Beckham değilken) 90’lı yılların ortasında Spice Girls ile müzik piyasasını tabiri caizse sallayan bir hareketin içinde buldu kendini. ‘Girl power’ (kız gücü) temsiliyetiyle, dönemin erkek müzik gruplarına karşı kurulan Spice Girls, yayınladıkları şarkılar ve sergiledikleri sahne şovlarıyla kısa zamanda büyük bir hayran kitlesine ve küresel şöhrete kavuştu. İlk isimleri ‘Touch’ olsa da sonrasında isimlerini popüler şarkıları ‘Sugar and Spice’ ile birlikte önce ‘Spice’ olarak ve nihayetinde kendilerini daha iyi tanımlayacak Spice Girls’ta karar kıldılar. Pop müziğin seyrini değiştiren 5 genç kadın; Geraldine Halliwell, Melanie Chisholm, Melanie Brown, Emma Bunton ve Victoria Adams, kadın dayanışması ve gücünü teşmil ettiklerinin bilinciyle büyüdü. Her üyenin farklı bir temsili vardı. Örneğin Victoria, ikonik Bob kesimi saçları, şık kıyafetleri ve doğuştan sahip olduğu aurasıyla ‘Posh Spice’, yani ‘Havalı Baharat’ olarak tanımlanıyordu. Çünkü diğerlerinden daha farklı, daha şık, daha stil sahibiydi. Bu, gelecekteki Victoria’nın marka kimliğinin hem temeli hem de habercisiydi. Bildiğimiz adıyla Baharat Kızlar, müzik listelerini kasıp kavurduktan sonra milenyumla birlikte dağılma kararı almış olsa da Posh Spice Victoria, sıfatıyla uzun yıllar daha anılmaya devam etti. Kimileri için hayalleri süsleyecek bir kariyer, yıllar sonra esas kızın üzerinden sıyırmak için can attığı bir esarete dönüşecekti...

Hangi Victoria? Bir ikonun evrimi - Resim : 2

Spice Girls’ün anatomisi: Hangi üye, neyi temsil ediyor?

Victoria Adams-Posh Spice: Zarafet, lüks.
Melanie Chisholm-Sporty Spice: Atletik güç, enerji.
Geri Halliwell-Ginger Spice: Gösteriş, özgürlük.
Emma Bunton-Baby Spice: Masumiyet, sevimlilik.
Melanie Brown-Scary Spice: Asi duruş, yüksek enerji.

İmkansız zaman alır

Sahnelerin havalı kızı, çeyrek asır önce yeşil sahaların yıldızı ve o dönem (ve hala) genç kızların sevgilisi İngiliz futbolcu David Beckham ile flört etmeye başlamıştı. Henüz Spice Girls dağılmadan önce başlayan bu aşk, David’in profesyonel ekibi ve teknik patronu tarafından onaylanmayan sansasyonel bir aşktı. Kim şöhreti paylaşmak ister ki? Diğer tarafta ise turneler, şovlar ve müzik kayıtları arasında pek vakti olmayan Victoria tarafında da imkansız bir aşka benziyordu. Yine de kader ağlarını örmüş ve ikili, gizli saklı buluşmalar ve büyük bir özveriyle flörtün hakkını vermiş ve ilişkilerini duyurmuştu. Manşetleri süsleyen bu aşk, müzik ve futbolun popüler iki özel figürünün birleştiği harika bir eşleşmeydi. Aşk laftan anlamıyor… Medya ise hemen bu aşkı satın aldı. Gazetelerin, televizyon programlarının hatta sokakların tek gündemi bu aşktı. Onlar nerede kameralar orada, paparazziler peşlerinde, meraklı bakışlar her daim tepelerindeydi. 2000’li yılların başında Victoria ve David’in hayatını en iyi anlatacak şey, bir zamanlar ülkemizde de fenomen olan Biri Bizi Gözetliyor programı olabilir. Her anları kayıt altında, her hareketli eleştirilerin odağında. Neyse ki küçük krizler dışında bu ilgi onları pek olumsuz etkilememiş olacak ki televizyonda ilk görüşünde David’in “onunla evleneceğim” dediği Victoria ile bir aile kurması geç olmadı. Victoria, artık bir Beckham’dı. Ve ‘Beckhamlar’ kendi impratorluğunu sessizce kurmaya o gün başlamıştı.

Victoria ve David’in evliliği, onu sadece bir pop yıldızı imajından çıkarıp, küresel bir ikona dönüşmesinde mutlaka etkiliydi. Ne de olsa Beckham soyadı şov endüstrisinde bir markaya dönüşüyor ve iki başrol olarak isimlerini büyütmeye devam ediyorlardı. Popüler kültürün çok sevdiği çift, yalnızca magazinin değil reklam kampanyalarının da aranan yüzleriydi. Aslında istedikleri de buydu neredeyse. Onlara baktığınızda aşkı, şöhreti, yeteneği ve modern lüksü görebiliyordunuz. Hal böyle olunca markalara peşlerinden koşmak dışında başka bir seçenek kalmamıştı.

Fotoğraf: GettyImagesFotoğraf: GettyImages

Küresel ikonlar ve devlerin aşkı

Gençliklerinin baharında ve şöhretlerinin zirvesindeki ikili, Spice Girls’ün dağılmasından sonra yeni bir kariyer yolculuğu arayan Victoria ve Manchester United’ın ve İngiltere milli takımının kaptanı olarak kendi yıldızını parlatan David olarak aşklarını dolu dizgin yaşıyordu. David’in birkaç maç sonucuna olumsuz etki etmesiyle popülerliğin negatif yüzüyle tanıştığı, Victoria’nın ise müzik grubu dağılırken ilk çocukları Brooklyn’e hamile olduğu dönem birbirine çok yakın zamanlar. İkili artık ailelerini büyütmeye ve geleceklerini daha çok düşünmeye başlamıştı. Medya ise acımasızlığını Beckham ailesinin üzerinde sürdürmeye devam ediyordu. David bu konuda henüz yeni ve acemiydi. Victoria ise ‘Posh Spice’ döneminden bu yana eleştirilerin odağında olmaya alışıktı. Tabii bir insan sınırları aşan eleştirilere ne kadar alışık olabilirse. Medya baskısı adeta onun normali haline gelmişti. Öyle ki görünümü, stili ve vücudu üzerindeki medya baskısı sadece eleştirel değil, adeta sistematik bir zulme benziyordu. Yakın zamanda Netflix’te yayınlanan Victoria belgeselinde paylaştığı o döneme dair çarpıcı anılardan biri; oğlu Brooklyn’i doğurduktan sadece altı ay sonra katıldığı bir televizyon programında, canlı yayında tartıya çıkmasının istenmiş olması. Sınırlar konusunda kendi otokontrolünü sağlamamasıyla meşhur İngiliz medyası -ki bunu Lady Diana’nın trajik öyküsünden de biliyoruz- onu sürekli “Porky Posh” (Tombul Posh) ve “Skeletal Posh” (İskelet Posh) gibi iki ayrı uçta tanımlayan bir anlatının başrolüne hapsetmişti. Anlayacağınız, Victoria ne yapsa yaranamazdı. Kilo alsa tombul, kilo verse iskelet. Bugün düşünüyoruz, bunun haber değeri nerede?

Hangi Victoria? Bir ikonun evrimi - Resim : 4

Kendini arıyorken…

Bu zorlu dönemde, Brooklyn’e hamileyken ve David’e yakın olmak için Manchester’da yaşamaya başlamış Victoria. O zamanları, dünya turnesinden Manchester’da bir daireye zor bir geçiş yaşadığını ve kaybolmuş hissettiğini söyleyerek hatırlıyor. David yükselirken, Victoria destekleyici bir rol üstlendiğini ama kimliği konusunda endişeli olduğunu ve kendini yeniden bulmakta zorlandığını da ekliyor. Üstelik o dönem yine medya WAG (Wives and Girlfriends) etiketiyle Victoria’yı tanımlıyordu. Victoria, yeni kimliğini böylece bulmuş olabilir mi? Böyle anılmak istemese de…

Victoria o dönem, medya tarafından WAG (Wives and Girlfriends), olarak tanımlandığını ve aslında kendi arayışı sırasında bunu biraz da kullandığını itiraf ediyor. Mesela 2006 Dünya Kupası sırasında İngiltere Futbol Federasyonu futbolcuların eşlerini ve kız arkadaşlarını da onlara eşlik etmeleri için götürmüştü. O dönem Victoria, tüm süreç boyunca David’i desteklemek için orada olduğunu söylese de o dönem yarattığı imajıyla kendisine layık görülen etiketle eğlendiğini, dalga geçtiğini ve arayışı sırasında kendini öne çıkarmak için bir fırsat olarak görmüş. Şimdilerdeyse, o dönemki davranışlarının aslında ne kadar güvensiz olduğunu gösterdiğini ve gündemde olmak için bunu tercih ettiğini itiraf ediyor.

Hangi Victoria? Bir ikonun evrimi - Resim : 5

Amerikan rüyası

Süregelen zamanda David’in İngiltere’den İspanya’ya uzanan transferi ve ardından Amerika Birleşik Devletleri’ndeki futbol hikayesinin gelişmesiyle birlikte doğan ABD fırsatı hayatlarını adeta dönüştürdü. Amerika, medyanın göz bebeği Beckham ailesinin kendini daha rahat ve daha iyi ifade etmesini sağlamıştı. Victoria, sonunda ait olduğu yeri bulmuştu. İngiliz basını kadar acımasız olmasa da Amerikan medyasının mutlak odağında olan ikili, Hollywoodlu dostlarıyla rüya gibi bir hayata yelken açmıştı. Bu noktada David’in futbol kariyerini bir kenara bırakırsak, Victoria için hayalini kurduğu dönüşümün ilk adımları da burada atılacaktı. Elbette, geçmişten bugüne taşıdığı miras da heybesindeyken.

Victoria Beckham, söz konusu olduğunda akla gelen imaj çok net. İlgi çekici hayatı, ilham veren stili, asla gülümsemeyen doğuştan dikkat çekici bir figür. Peki, neden onu hep gülümsemeyen, ciddi, stil sahibi biri olarak hatırlıyoruz. Çünkü ona dair tüm fotoğraflarda bir başka şey görmedik. Fakat perdenin arkasında bambaşka bir hikaye var. Bilinenin aksine Victoria, objektiflerle dost değil. Kamera görünce adeta içindeki canavar ortaya çıkıyor ve gülümsemesi bıçak gibi kesiliyor. Halbuki David’in bildiği Victoria, evde eşofmanlarıyla zaman geçiren, sürekli gülümseyen biri. Buna rağmen paparazzi ve medyanın acımasızlığı üzerine yüksek lisansını (elbette akademik bir başarı değil) başarıyla tamamlamış biri olarak, kameraların ve patlayan flaşların karşısında rahat hissetmemesi çok normal. 2000’li yıllarında başında modaya olan bakış açısı dar bir çevre tarafından bilinen Victoria, gelecekte kusursuz bir stile sahip, moda imparatorluğunun kurucusu, yetenekli bir tasarımcı olarak hatırlanacağını bilseydi, belki biraz daha gülümseyebilirdi. Fakat 2008’den önce kendi inşasının son demlerindeydi ve bundan habersizdi.

Fotoğraf: GettyImagesFotoğraf: GettyImages

Tasarımcı Victoria, sonunda!

Victoria’nın belki de kariyerindeki en büyük kumarı kendi adını taşıyan bir moda markası kurmaktı. Moda dünyasında, popüler bir ismin lüks giyimde ciddiye alınması neredeyse imkansızdı. Birçok ünlü sözde markalar kuruyor, eleştirmenler ise onları ‘ünlü markası’ olarak görüp pek de oralı olmuyordu. Oysa Victoria, eleştirilere çok çalışarak ve vizyonuyla yanıt verecekti. Fransız tasarımcı Roland Mouret, onun tasarım yolculuğuna eşlik eden, tanık olan biri olarak bu konuda tam referans oluyor. Victoria, gerçekten çalışkan! Ve biraz da kontrolcü. Defile gününün akışı hakkında ve koleksiyon hazırlık sürecinde podyumdan çalınan müziklerden ışıklara kadar her konuda ne kadar kontrolcü olduğunu ilk kez görüyoruz belgeselinde. Katıldığı bir şovda ise belgeselin sonunda daha az kontrolcü birine dönüştüğünü de ekliyor.

Peri masalı ve finansal krizler

Böyle şeyler yalnızca filmlerde olur. Bu hikayeye bir engel lazım... Victoria Beckham markası, ilk yıllarında hayli zarar eden bir markadan fazlası değildi. Evet, sahibi ve tasarımcısı çalışkan, vizyon sahibi ve şöhretliydi. Ama bu bir peri masalı değil en nihayetinde. Markanın en büyük yatırımcılarından David Beckham da geleceği pek parlak görmeyenler arasında. Bu sırada yardıma bir başka David, David Belhassen koştu. Yatırımcı ve iş ortağı Belhassen, markanın finans raporlarını incelediklerinde yatırım yapılmayacak kadar kötü bir senaryoyla karşı karşıya olduklarını söylese de romantik bir akşam yemeğine çıkarken eşinin kıyafetini çok beğendiğini anlatıyor. Belki peri masalı burada başlamış olabilir. Çünkü tahmin edeceğiniz üzere eşi “Victoria Beckham giyiyorum” diyor ve Belhassen’de kıvılcımlar çakıyor; kısa sürede bu işe girmeye karar veriyor. Elbette bu, işin romantik tarafı. Markanın ve tasarımcısının vizyonuydu etkili olan. Bu sırada ünlü yayıncı Anna Wintour ve tasarımcı Tom Ford tarafından da başarısı tescillenmişti. Victoria’nın en büyük ticari hamlesi ise 2019’da kurduğu güzellik markası oldu. Bu stratejik adım, markanın finansal modelini kökten değiştirdi. Bakıldığında güzellik markaları, moda evlerine kıyasla çok daha yüksek kar marjına sahip ve daha geniş bir kitleye ulaşma imkanı sunabiliyor. Güzellik markası, moda evinin finansal stabilitesine de olumlu katkı sağladı. Öyle ki Victoria hızla popülerleşen ve çok satan ürünleri hakkında bir röportajında şöyle diyor: “İnsanlar beni sokakta durdurur ve benimle Spice Girls’te olmaktan bahsederdi. Şimdi, her gün, insanlar benimle göz kalemi hakkında konuşuyor.” Evet, bir şeyler değişti o kesin.

Hangi Victoria? Bir ikonun evrimi - Resim : 7Fotoğraf: GettyImages

En iyi olmayan oyun kurucu

O, moda endüstrisinin doğal bir parçası olsa da oyun kuruculardan, daha doğrusu saygı duyulan isimlerinden biri olma arzusuyla yıllarca yanıp tutuşuyormuş meğer. Bu zamana dek onu farklı sıfatlarla etiketlendi ve gerçekten iyi bir bakışa sahip olduğuna inandığı için bu yolculuğa çıkmaya karar verdiği için ise hiç pişman olmadı. En azından böyle bir açıklaması yok. Birkaç adım geriye baktığımızda ise aslında küçük yaşlardan itibaren hiçbir şeyin ‘en iyisi’ olmadığını da dürüstçe itiraf edebiliyor. Bir röportajında, “Okuldayken, doğal olarak hiçbir zaman öğrencilerin en parlak olanı değildim” diyor. “Sonra sanat okuluna gittim ve hiçbir zaman en yetenekli olmadım. Her zaman çalışmak zorunda kaldım...” Her zaman havalı görünen bir figürün geçmişine baktığımızda alışık olmadığımız biriyle karşılaşıyoruz. Fazla kiloları nedeniyle koreografinin arka sırasına gönderilen, akne problemlerini makyajla örtmeye çalışan genç kadın için ‘çok çalışmak’ yalnızca moda dünyasına kendini kabul ettirmek için değil, onun tarzı bu. Hiçbir zaman en parlak olan olmadığını söylese de 20’li yaşlarına geldiğinde dünyanın en çok tanınan müzik gruplarından birinin en havalısıydı. Boşuna ‘Posh Spice’ demediler.

Tüm etiketlere ve kalıplara karşı

Netflix’te yakın zamanda yayınlanan kendi adını taşıyan mini dizi/belgesel, aslında Victoria’nın çok istediği tasarımcı kimliğinin pekiştirilmesini sağlıyor. Onu daha az pop yıldızı, daha az futbolcu eşi, daha çok iş insanı ve daha çok tasarımcı göstermek üzere kurgulanmış. ‘Daha az ve sade’ mottolu kusursuz bir stile sahip Posh Spice; bir moda imparatorluğunun kurucusu ve bir güç çiftinin diğer yarısı bugünlerde. Yıllar boyunca özenle inşa ettiği kamusal personanın arkasında ise dışarıdan aradığı onayı, mücadele ettiği özgüvensizliği, içsel motivasyonunu bulduğu bir evrim hikayesiyle tamamlanan bir dönüşüm var. Birlikte çıktığımız bu yolculuk, sadece bir tarz veya tavır değişikliği değil. Toplumsal algının ya da yaratılan algının acımasızlığına karşı verilen, tavizsiz ve stratejik bir mücadele ve çalışmanın meyvelerini toplamak. Gördüğümüz ve tanık olduğumuz üzere eleştiriyi zırha, şöhreti sermayeye ve ismini bir markanın temel taşına dönüştürmeyi başardı. Hem de üzerine yapıştırılan tüm etiketlere, sığdırılmaya çalışılan tüm kalıplara karşı.

Bugün zırhını yavaşça çıkardığını, artık dışarıdaki eleştirilere daha az kulak astığını ve her şeye rağmen kendi başarısını birlikte kutlamaya niyetli görünüyor. Victoria’nın yeni kimliğiyle ortaya koyduğu, sadece tasarımlarındaki kusursuz dikişlerden ibaret değil. Disiplinin estetikle ve hayalle buluşması. O, disiplini bir kısıtlama olarak değil, zarafetin kaynağı olarak görüyor. Erken saatte kalkmayı, dikkat edilen bir diyeti uygulamayı, çikolata yememeyi, dört çocuk annesi olmayı veya moda evinin finansal krizine karşı sarsılmaz bir iradeyi göstermeyi... Bu, sadece ‘nasıl bir iş kadını olunur?’ dersi değil, aynı zamanda pratiği. Kontrole olan tutkusu da buradan geliyor muhtemelen. Onun hikayesi, günümüz sosyal medya çağında, her şeyin anlık ve geçici olduğu yanılsamasına karşı, kalıcılığın, çalışkanlığın ve özgün emeğin nasıl bir başarı yarattığını gösteren bir örnek. Victoria, kendini sürekli yeniden inşa etme eylemiyle, modern kadının çok yönlü ve tavizsiz halini somutlaştırıyor ve bunu imzasıyla mühürlüyor. Şimdi, Victoria Beckham ile yeniden tanışalım. Moda tasarımcısı, iş insanı, güzellik kraliçesi, anne, futbolcu eşi ve pop yıldızı.

Hangi Victoria? Bir ikonun evrimi - Resim : 8Fotoğraf: GettyImages

Nedir bu WAG?

WAG (Wives and Girlfriends), ilk olarak İngiliz tabloid basını tarafından popülerleştirilmiş bir terim. Genellikle ünlü sporcuların, özellikle futbolcuların eşleri veya kız arkadaşları ya da partnerleri için kullanılıyor. ‘Eşler ve kız arkadaşlar’ olarak tanımlanan isimler, kendi profesyonel başarıları yerine, eşleri veya erkek arkadaşlarının şöhretinden faydalanan kişileri için kullanılıyor. Yüzeysel ve eleştirel bir etiket olarak tanımlanabilir.

Modaevinde bugün

Victoria Beckham’ın kendi adını taşıyan modaevi, British Fashion Council’s Fashion Awards’ta ‘En İyi Tasarımcı Markası’ ve ‘Yılın Markası’ gibi birçok saygın ödül kazandı. Londra ve New York dışında 50 ülkede 230’dan fazla noktada bulunuyor.

Baharatlı dinleme listesi

  1. Wannabe
  2. Say You’ll Be There
  3. 2 Become 1
  4. Viva Forever
  5. Stop