Uzak Şehir’in ışığı: Çağla Şimşek ile içten bir yolculuk

Zamanın hızına meydan okuyan ve yetenekleriyle göz kamaştıran doğuştan bir yıldız. Oyuncu Çağla Şimşek ile kendi hikayesinde rüya gibi bir yolculuğa çıkıyoruz.

Uzak Şehir’in ışığı: Çağla Şimşek ile içten bir yolculuk
Baran Alışkan

Baran Alışkan


RÖPORTAJ: BARAN ALIŞKAN
FOTOĞRAF: BURCUM BAYGUT
STYLING: BÜŞRA ÇEVİK
SAÇ: REMZİ ATEŞ
MAKYAJ: HİDAYET KORKMAZ
FOTOĞRAF ASİSTANI: SELİM KILIÇ
STYLING ASİSTANI: ESRA KÜÇÜKAKKAŞ
SAÇ ASİSTANI: UĞUR ÇAMURCU RETOUCHER CAN ŞEREFOĞLU
MEKAN İÇİN JW MARRIOTT ISTANBUL BOSPHORUS’A TEŞEKKÜR EDERİZ.

Sonbaharın son demlerinde, İstanbul’un yazdan kalma bir gününde sıcak kahvelerimizle masmavi gökyüzünün altında bir araya geliyoruz. Bir yanımızda şehrin tarihi manzarası, diğer yanımızda ise iki kıtanın buluştuğu boğaz hattı var. Koyu sohbetimizin başrolünde ise televizyon ve yayın döneminin yıldızları var. Bazılarımız televizyonun yayın akışına sıkı sıkıya bağlı, bazılarımız ise ilk fırsatta yeni bölümleri izleyebilecek kadar yoğun takvimlere sahip. Kalabalık ve her biri kendi alanında pek yetenekli ekibimizin ortak paydada buluştuğu ise Uzak Şehir’in üzerimizde bıraktığı büyüleyici etki. Elbette bu, bir tesadüf değil. Çünkü birkaç dakika içinde Uzak Şehir’in İpek’i genç oyuncu Çağla Şimşek aramıza katılacak.

Uzak Şehir’in ışığı: Çağla Şimşek ile içten bir yolculuk - Resim : 1

Gülümsemesi ve etkisi altında kalmaktan çekinmeyeceğiniz bakışlarıyla ilk tanışma anında yörüngesine katılacağınız bir enerjiye sahip. Hem bizden biri hem de doğuştan sahip olduğu yeteneğiyle özel biri, hiç şüphesiz. Henüz çocuk yaşta başladığı kariyerinde her geçen gün yeni adımlar atan, mesleğini hakkıyla yerine getirmeyi ilke edinmiş tutkulu bir oyuncu Çağla. Küçük yaşlarda reklam ve dizi setleriyle tanışmış genç oyuncu Elveda Derken, Kayıp Prenses, Cuma’ya Kalsa, Vay Arkadaş, Hayat Devam Ediyor, Çeşme, Küçük Gelin, Elif, Ferhat ile Şirin, Kardeşlerim, Elkızı, Tozluyaka gibi birçok yapımı sığdırmış genç yaştaki kariyerine. Şimdiyse Mardin’in büyüleyici atmosferinde Uzak Şehir dizisiyle yola devam ediyor. Önce birazdan göreceğiniz şahane fotoğraflar için ayrılıyoruz ve hemen sonrasında sabırsızlıkla beklediğimiz sohbet için yeniden buluşuyoruz. Yıllardır meraklı bakışların odağında genç bir oyuncu için -gündelik sorulardan sonra- eleştiriler ve övgülerle ilgili bir soru sorarak başlıyorum. “Acımasız eleştirilerin düşüncelerine düştüğümde hala daha yolun başında olduğumu kendime hatırlatarak, kendimi sessize aldığım günler olabiliyor” diyor Çağla. Bunu anlayabilirim, birkaç eleştiriye maruz kaldığınızda siz nasıl hissederdiniz? Bir de milyonların takip ettiği genç bir oyuncu olsanız, ne yapardınız? Düşünün. Sormaktan keyif aldığım bir sorum daha var. Tanıştığım kişilerin hayatlarının kırılma anlarını ve neleri değiştirdiğini merak ederim. “Spesifik olarak şimdilik yok ama büyümek diyebilirim. Çünkü yaptığım işin bir sanat olduğunu, dört elle sarılmam gerektiğini, çok çalışmam ve her zaman, yaşım kaç olursa olsun ögrenmeye aç bir oyuncu olmam gerektiğini biraz daha yaşım ilerleyince ögrendim” yanıtını duyuyorum konuğumuzdan. Bu yanıt, okuyacağınız sohbetimiz için bir referans olabilir. Çalışkan, ne istediğini bilen ve yürümek istediği yolda kendinden emin adımlar atan bir yıldızla baş başa bırakıyoruz sizi. Bize katılın.

Uzak Şehir’in ışığı: Çağla Şimşek ile içten bir yolculuk - Resim : 2

Bugünlerde nasılsınız? Hayatınızın hangi döneminde buluştuk ve nasıl hissediyorsunuz?
Teşekkür ederim, çok iyiyim. Sanırım daha sakin, kendimi dinlediğim, anlamaya çalıştığım, olan biteni seyrettiğim bir dönemimdeyim. Kendimi iyi hissediyorum. Bazen hayat telaşıyla yaşamayı geciktiriyor, çok hızlanıyor, koşturuyor ama ne için olduğunu unutabiliyoruz ya hani; ben yapmam gerekenleri yine yaparken, koşarken anda kalabilmeyi de ögrenmeye çalışıyorum. Etrafa sadece bakmak değil, baktığımı görebildiğim, hayatın getirdiklerine şükrettiğim ve yaşamayı geciktirmemeyi ögrenmeye çalıştığım bir dönemdeyim. “Yavaş yavaş acele et” diye bir söz vardı, bu dönemime uygun olabilir sanırım.

Küçük yaşlardan bu yana kamera önünde, bir ‘çocuk yıldız’ olarak hayatımıza giren ve sonrasında kariyerini sürdürmeyi başarmış yetenekli genç bir oyuncuyla karşı karşıyayız. Kamera önünü bir kenara bırakırsak, nasıl bir çocukluk geçirmiştiniz?
Kendimi bildim bileli sektörde olduğum için bu soruyla çok karşılaşıyorum. “Çocukluğun zor muydu, yaşayabildin mi?” gibi gibi... Mahalle arkadaşlarımla ağaç yapraklarından sarma, çamurdan sarma içi yaptığımız, sokakta evcilikler oynadığımız anılardan bir sürü hatıra geliyor şu an gözümün önüne. Biz annemle ikimiz yaşıyorduk, çekirdek aileyiz. Her okul çıkışında sete giderken abilerimin, ablalarımın yanına gidiyordum. Setlerde de kocaman bir aileyle büyüdüğümü ve harika bir çocukluk geçirdiğimi düşünüyorum.

Peki, kamera önündeki çocukluğunuz hafızanızda nasıl canlanıyor? Yine o yıllardan, ilk kamera karşısı deneyiminizden yola çıkarak henüz o yaşlardan itibaren mesleki anlamda neyi öğrenmeye başlamıştınız?
O zamanlarda bunun bir meslek olduğunun çok bilincinde değildim. Dört yaşında başladığım için sanırım 10’lu yaşlarıma kadar hep bir oyun, eğlence olarak gördüm. Ama bu işi yaparken aşık oldum. Ve hep çalışmak istediğimi zorluklarla karşılaşsam da asla bırakmamam gerektiğini kendime hep hatırlattım. Çünkü insanın sevdiği şeyleri keşfetmesi uzun sürüyor. Ben şanslıydım ki erken tanıştım. Yaparken kendinizi çok iyi hissettiğiniz işlerde kendinize yer bulabiliyor olmanız çok kutsal bir şey.

Uzun yıllar boyu kamera karşısında olmak bugünden baktığınızda size nasıl hissettiriyor? Bir şansınız olsaydı, daha geç bir yaşta şöhrete kavuşmayı mı, yoksa yine küçük yaşlardan itibaren sektörün içinde olmayı mı seçerdiniz?
Kamera karşısında büyüyor olmak şahane hissettiriyor. Eski çalıştığım projelerden kesitler önüme düştüğünde tatlı bir tebessümle seyrediyorum hep. Kesinlikle her şeyin aynı kalmasını isterdim. Bir tecrübe kazandırıyor çünkü. Her şeyde öyle değil midir? Erken başlamanın avantajını her daim yanınızda hissedersiniz. Sürece hakimsinizdir. Ama konudan bağımsız parantez açacak olursam yine de şu hayatta hiçbir şeye geç kalınmadığını, her yaşta istenen sürece başarıya ulaşılabileceğini herkesin kendisine hatırlatması gerek.

Uzak Şehir’in ışığı: Çağla Şimşek ile içten bir yolculuk - Resim : 3

Oyunculuğun yanı sıra akademik eğitiminize de devam ediyorsunuz… Eğitim hayatınız nasıl gidiyor? Kariyer yolculuğunuzda akademik eğitiminiz ve mesleğiniz birbirini nasıl besliyor?
Çocukken okulla bir arada çalışmak daha kolaydı. Biraz büyüyünce başka sorumluluklar da eklendikçe okula ağırlık vermek zorlaşıyor tabii. Okumak, çalışmak, hep yeni şeyler öğrenmek beni çok besliyor. Hatta hiçbir şey yapmadığım boş vakitlerimde değil de, oyunculuk yaptığım zamanlarda derslerimden daha çok verim aldığımı düşünüyorum. Enteresan bir şekilde, hayat motivasyonundan ötürü olabilir.

Hayatı öngörülemeyen maceralarla dolu uzun ve heyecanlı bir yolculuk olarak yorumluyoruz... Siz, bu serüvendeki kendi rolünüzü nasıl tanımlarsınız?
Yaşamayı seviyorum. Her karanlık gecenin bir sabahı olduğuna inanıyorum. Şu hayatta kalpten istediğimiz sürece başımıza her türlü güzelliğin gelebilecek olması, insanların pes etmediği sürece her şeyi yapabilecek potansiyel sahip olduğunu bilmek, bunları düşünmek beni hayata karşı motive ediyor.

Bugünlerde ‘Uzak Şehir’ sayesinde yeniden bir aradayız. Nasıl başladı Uzak Şehir hikayeniz ve İpek karakteriyle ilk tanışmanız sırasında ne düşünmüştünüz? Yollarınız nasıl kesişti?
Meksika’da tatildeydim. Döner dönmez daha bavullarımı bile yerleştirmeden, yeterince dinlendiğimi ve çok çalışmak istediğimi düşündüğüm bir dönemdi. Ve İpek’le tanıştım. Benim için özel bir yerde kalacak hep. Uzak bir ülkeden uzak bir şehre yerleştim. Yollarımız böyle kesişti. Bu kadar büyük başarı elde etmiş bir hikayeye sonradan dahil olmak hem çok heyecanlandırdı hem de kaygılarım vardı. Ancak burada tüm ekip o kadar muazzam ki, beni ilk günden ailelerine kattılar. Onların arasında olmak şanslı ve şahane hissettiriyor.

Şimdiden bir fenomene dönüşen Uzak Şehir’i daha önce de takip ediyor muydunuz? Hem dışarıdan hem de içeriden bir göz olarak, sizce nasıl böylesi büyük bir etki yarattığını merak ediyoruz…
Tabii ediyordum. Her bölümü olmasa da ara ara neler olmuş diye kesitlerini izliyordum. Ben diziye girmeden birkaç ay öncesinde oyuncu arkadaşlarımla bir iş için Bodrum’a gitmiştik. Pazartesi gününe denk gelmişti. İş için gittiğimiz şehirde gün boyu sokakta en çok duyduğumuz Uzak Şehir’di… Benzinlik, bakkal, restoran çalışanlarından bankta oturan insanlara kadar herkes diziyi kendi arasında konuşuyordu. Şoka girdiğimizi ve kendi aramızda da akşam işimizi iptal edip bizde mi bu bölümü izlesek diye konuştuğumuzu hatırlıyorum. Ben bu başarıyı herkesin oynadığı karaktere dört elle sarılmasına, hikayeye inanmasına ve set arkasında da gerçek bir aile olmasına yoruyorum.

Uzak Şehir’in ışığı: Çağla Şimşek ile içten bir yolculuk - Resim : 4

Sizce Uzak Şehir’deki İpek’in hikayesinde, ruhunun derinliklerinde neler saklı?
İpek, içi dışı bir olan bir kadın. Ne hissediyorsa içinde tutmuyor, üzüntüsünü de mutluluğunu da göstermekten çekinmiyor. Tuttuğunu koparan kendi yolunu çizmeye çalışan, aşkı bulmuşken kaybetmek istemeyen genç bir kadın. Bu hikayede hayat neşesini hep diri tutmaya çalışıyor olması, pes etmiyor oluşu beni etkiliyor.

Aşk üçgenleri ve entrikalar arasında İpek’e bir dost tavsiyesi verebilecek olsanız, bu ne olurdu? Gelecek bölümlere dair ipucu almak ya da almamak… Aslında bütün meselemiz bu.
Asla ipucu alamazsın Baran… Tavsiye verecek olsam ise böyle devam etmesini ve onu takdir ettiğimi söylerdim. Herhalde ben onun kadar dirayetli, sabırlı olamazdım. Dediğim gibi İpek’in pes etmiyor oluşu çok özel bence.

İstanbul Boğazı’ndan Albora Konağı’na, İstanbul-Mardin arasında mekik dokuyorsunuz. Bu yoğun tempoda düzeninizi, dengeyi nasıl kuruyorsunuz? Mardin’de sizin için yaşam nasıl?
Gerçekten son zamanlarda özellikle fazla yolculuk yaptım. İstanbul’da da yapmam gereken işlerim olduğu için... Ama Mardin muazzam bir şehir, geldiğim an beynim sessizleşiyor sanki. O yüzden çok iyi hissediyorum. Tarihi dokusu bana iyi geliyor. Daha işime odaklı hissediyorum. Kendimi dinliyorum. Bir kahve içmeye çıktığımızda bile durup etrafı seyretmek içimde varlığını unuttuğum yerlere dokunuyor. Bir rüzgarın esintisiyle bile yaşadığımızı hissettiğimiz anlar vardır ya Midyat’ta çok sık yaşıyorum onu.

Bugüne dek birçok karaktere hayat verdiniz. Her karakter ise hayranlarınızın kalbinde ayrı bir yere sahip. Bir karaktere hazırlanırken en çok neye odaklanırsınız? Psikoloji eğitiminizin karakter inşasına katkısı oldu mu?
Benim içinde gerçekten hepsi ayrı bir yere sahip. Sanırım yeni hazırlanacağım karakterlerde en başta kendimde ve önceki karakterlerimde olan-olmayan özellikleri sıralıyorum. Bu canlandıracağım karakteri daha iyi anlamamı ve diğerlerinden farklı bir persona olduğunu fark etmemi sağlıyor. Daha küçükken karakterlere daha az çalışır biraz ezberden oynardım sanırım. Bunun yıllar içinde yanlış olduğunu fark ettim. Tabii çocuktum o zamanlar, daha ögrenmem gereken çok şey var... Psikoloji de karakterlerimle empati yapabilme tarafımı güçlendirmiş olabilir. Özellikle ‘kötü’ olarak nitelendirdiğimiz karakterleri oynamam gerektiğinde bana katkısı olduğunu düşünüyorum.

Uzun set saatleri ve duygusal yoğunluğu yüksek sahnelerin ardından kendinizi nasıl sıfırlıyorsunuz? Ruhunuzu ve bedeninizi dinlendirmek için belirli rutinleriniz var mı?
Belki alıştığım için olabilir ama duygu dolu sahnelerden çıkmak beni zorlamıyor. Ben daha çok gün biter bitmez çekilen sahnelerimde ‘duyguya yeterince girebildim mi? Acaba iyi olmuş mudur?’ diye düşünüyorum. Ama etkisinde kaldığım sahneler tabii ki oldu, normal yaşantımda da başka yaşadığım veya düşündüğüm yorucu şeyler olursa eve geçer geçmez sevdiğim klasik müzikleri açarım. Evdeki tüm ışıkları kapatır kendimi iyi hissettiğim bir köşeye çekilirim. Olabildiğince de hiçbir şey düşünmemeye çalışırım. Ertesi gün bu 10 dakikalık bir durup dinlenmenin beni sıfırladığını düşünüyorum.

Uzak Şehir’in ışığı: Çağla Şimşek ile içten bir yolculuk - Resim : 5

Enerjiye ne kadar inanıyorsunuz? Kötü ve iyi enerjiyi ayırt etmek konusunda kendinizi nasıl buluyorsunuz?
Enerjiye sonsuz inanan insanlar arasındayım oldum olası ve 6. his dediğimiz şey bende kuvvetli galiba. İyi ve kötü enerjiyi ayırt edebilirim. Beni düşüren enerjili ortamlardan sakince ayrılırım.

Genç ve başarılı bir kadın oyuncu olarak sektördeki değişim ve dönüşümü nasıl gözlemliyorsunuz? Doğrusu, bir değişim ve dönüşüm söz konusu mu?
Tabii büyük bir değişim var. Her anlamda hatta, çok kapsamlı uzun bir cevap olur bu. Ama birkaç örnek verecek olursam; benim zamanımda çocuk oyuncular için pedagog bile yoktu. Önceden dublaj olması, sufle ile sahne çekmemiz, çalışma saati kuralının olmaması gibi değişen şeyleri örneklendirebilirim. Başka bir değişim de sosyal medyanın hayatımıza girmesi ve oyuncuların hayatlarına herkesin daha hakim olması… Her açıdan uzar gider liste. Değişmesi gereken yine çok şey var tabii… Zaten hayat ilerledikçe bu bağlamda yine dönüşeceğiz yıllar geçtikçe.

Oyunculukta başarı saf yeteneğe mi, yoksa sürekli bir öğrenme ve gözlem sürecine mi bağlı sizce? Dengesi nasıl kurulmalı, neyden beslenmeli?
İkisinin iç içe olduğunu düşünüyorum. Ama sadece saf yeteneğe güvenmek doğru olmaz. Oyunculukta bir ‘oldum’ noktasının var olduğunu düşünmüyorum. Her gün yeni şeyler ögrenip kendimizi geliştirmemiz gerekiyor bence.

Empati ve mükemmeliyetçilik hakkında fikrinizi merak ediyoruz. Sizce empati ve mükemmeliyetçilik, oyunculuğu besleyen birer güç mü, yoksa oyuncuyu zorlayan birer baskı unsuru mu?
Bunların beni zorladığını düşünmüyorum. Karakteri geliştirmek için, çok dozunu kaçırmadan, savrulmadan mükemmeliyetçi olmak; insanın kendisini de hep bir adım ileriye taşımak için motivasyon olabilir. Empatinin de zaten her alanda olmazsa olmaz olduğunu düşünüyorum.

Uzak Şehir’in ışığı: Çağla Şimşek ile içten bir yolculuk - Resim : 6

Televizyonun yanı sıra bir beyaz perde deneyiminiz de var. Yine de gelecek yıllarda beyaz perde, tiyatro sahnesi gibi farklı noktalarda da yeteneklerinize tanıklık edecek miyiz? Mesela set boyunca sesinizin ne kadar güzel olduğunu söylediğimizi hatırlatmak isteriz…
Olmaz olur mu? Özellikle sinema bir oyuncu için bambaşka bir deneyim bence. Tiyatro da çok yapmak istiyorum ama henüz bir boşluğum olamadı. Ayrıca ben de hatırlatmak isterim ki sesimi beğenen nadir insanlardansınız. Teşekkür ederim tekrar... Hayat sürprizlerle dolu. Bir şeyi yapmam veya yaparım diyerek kendimi sınırlandırmıyorum hiçbir zaman.

Hayranlıkla takip ettiğiniz, bir gün birlikte çalışmayı istediğiniz bir yönetmen veya oyuncu var mı?
Bazen Nolan’ın filmlerini ya da Al Pacino filmlerini izlerken şu sahnede keşke arkada oturan ben olsaydım derken bulabiliyorum kendimi; o geldi aklıma şimdi. Bir gün Nuri Bilge Ceylan’la çalışmak isterim. Onun setinin okul olduğunu düşünüyorum.

Kamera önünde yetişen genç bir oyuncu olarak, sizce ‘şöhret’ tam olarak neye benziyor? Şöhret, ışığı altındaki kişiye ne kazandırıyor ve bunun karşılığında ondan ne istiyor?
Kocaman bir aile kazandırıyor. Seni tam anlamıyla tanımayan gerçekte görmeyen ama seni karşılıksız seven milyonlarca kalp belki. Bu ne güzel bir his. Karşılığında da çok bir şey istediğini düşünmüyorum. Belki çok görünür olduğumuz için yaptıklarımıza dikkat etmek. Ama bir söz var: “Madem insan doğdum, olabileceğim en iyi insan olmalıyım” diye ara ara hatırlatırım kendime ve iyi biri olmak istiyorum. Bu yüzden ‘rol model’ olmak için ekstra bir çaba sarf etmediğim için gözlerin üzerimizde olması beni çok korkutmuyor. Bir de bu şöhret olaylarına insanın kendini kaptırmaması gerektiğini savunuyorum.

Meraklı bakışlardan uzakta, tamamen sıradan bir günde ve kendinizle baş başa kaldığınızda neler yaparsınız?
Bazen fazla evcimenim; gün boyu filmler ve kitaplarımla vakit geçirirken buluyorum kendimi. Bazen de yakın arkadaşlarımlayken eve girmek bilmiyorum. Sevdiğim insanlarla yeni şeyler keşfetmek, gezmek, bazen hiçbir şey yapmadan sorumsuzca akşama kadar oturmak bile her zaman iyi geliyor.

Uzak Şehir’in ışığı: Çağla Şimşek ile içten bir yolculuk - Resim : 7

Bir itiraf sorusu… Ekran süreniz ne kadar? Bir gün tüm sosyal medya hesaplarınızı kapatmanız gerekse orada geçirdiğiniz zamanın yerine neyi koyardınız?
Ekran sürem kapalı… Çok şarj tükettiğini söyledikleri için kapatmıştım. Bazen çok dozunu kaçırıyorum. Gün boyu bir yerlere gir-çık el alışkanlığı. Bazen de mesaj ya da arama gelmedikçe saatlerce elime almadığım günlerim oluyor. Değişiyor tabii ama ‘telefonsuz yaşayamam’ insanı değilim. Onun yerine film izlerim. Ekrandan diğer ekrana geçmiş gibi oldu ama boş vakitlerimde hemen yeni bir film keşfetmek istiyorum. Onun dışında belki bir şeyler yazar, daha çok kitap okurdum.

“Bugün bir sözle karşılaştım: ‘Kıyamet kopacak sanıyordum, ılık bir rüzgar esti’ Hayat.” Size ait bir X paylaşımı. Okuduğum anda gözümün önünden birçok hatıra geçti. Açıkçası hayata dair biraz da düşünmemi sağladı. Size bu paylaşımı yaptıran, ılık rüzgarlar estiren anları nasıl hatırlıyorsunuz? Hayat, gerçekten nasıl?
Ben bu sözle çok ihtiyacım olduğu bir dönemde karşılaşmıştım. Dün gibi hatırlıyorum. Bazen yaşadığımız zorlukların içindeyken asla çıkamayacakmışız gibi gelebiliyor. Her şey tepetaklak olacak gibi hissettiğimiz zamanlar oluyor. Bazen o zorluklar düzelmese de şu hayatta her şeyin olması gerektiği gibi ilerlediğini, hep çıkarmamız gereken dersler olduğunu ve zaman hafiflettikçe yaraları, ılık rüzgarı yüzümüzde daha çok hissetmeye başladığımızı ögrendim.

Aşka bakış açınız nasıl? Bazılarımız aşkı ikili bir delilik, bazılarımız taktik savaşları bazılarımız ise ‘olmasa da olur’ gibi görüyor.
Aşk olmasa da olur değil, olmazsa olmazdır bence. Ben aşkı sadece ikili ilişki olarak değil; inancımla, sevdiğim işe bakış açımla, ailemle, yaşamakla nitelendiriyorum. Aşkın sevmekten daha vazgeçilmez ve daha yoğun olduğunu düşündüğüm için henüz birine aşık olduğumu düşünmüyorum.

Uzak Şehir’in ışığı: Çağla Şimşek ile içten bir yolculuk - Resim : 8

Çağla Şimşek, nasıl bir aşıktır? Uslanmaz bir romantik mi, aşkla canlanan bir çılgın mı, yoksa ayakları yere sağlam basan, aşkta doğruları olan daha sakin biri mi?
Hepsinin karması diyebilirim ama daha çok o kişiyle evindeymiş gibi güvende hissetme durumu.

Sizi ‘dünyanın en mutlu insanı’ yapacak bir dilek hakkınız olsaydı, bu hakkınızı nasıl bir dilekle değerlendirirdiniz?
Sonsuz dilek hakkı isteyerek… Ben dünyanın en mutlu insanıyım zaten.

Seyahat etmeyi ve yeni keşiflerin peşinde olmayı seven biri olarak, nasıl bir gezginsiniz? Yolculuklar sırasında size ilham veren anlar hangileri?
İyi bir seyahat arkadaşı olduğumu söylerler. Sevdiğim insanlarla yeni kültürler, yeni yerler keşfetmeyi çok seviyorum. Her yurt dışı tatili bitişinde diğer tatillerimden daha bir hoş hissediyorum. İlham yolculuklarımda kesinlikle şehirler arası gün batımı eşliğinde araba yolculuklarım oluyor.

Sizi henüz yakından görememiş olanlar için söyleyelim, gerçekten duru bir güzellikle karşı karşıyayız. Bu bağlamda, günlük bakım ve makyaj rutininizi öğrenmek istiyoruz. Sağlıklı ve parlak bir cilde sahip olmanızın sırlarını paylaşır mısınız?
Çok teşekkür ederim! Bol su içmenin ve fazla ürün kullanmamanın daha sağlıklı bir cilt sağladığını düşünüyorum. Sabahları sadece bol suyla yıkamak, her gün nemlendirmek. O gün makyaj yapmam gerekiyorsa daha çok nemlendirmek ve akşamına iyice temizleyerek uyumak rutinim diyebilirim.

Trendlerle ilişkiniz nasıl? Stilinizin kendinizi ifade etme noktasında nasıl bir rol üstlendiğini düşünüyorsunuz?
Trendleri takip edebilen birisi değilim. Gün içerisinde çok koşturduğum ve hep çalıştığım için bedenime uygun rahat kıyafetlerle günü tamamlıyorum. Daha spor bir stilim var sanırım. Özel davetlerde de destek alarak ilerliyorum.

Sıradan bir günde egzersize ne kadar vakit ayırıyorsunuz? Ayrıca özel bir diyete sahip olduğunuzu sanıyoruz, yanılıyor muyuz?
Çabuk kilo alabilen bir yapıya sahip olduğum için hep dikkat ediyorum. Ama spora çok vakit olmadığından dolayı daha çok dengeli beslenerek yapıyorum bunu. Öğünlerimi sağlıklı ve sağlam yiyerek öğünlerimin arasına da en az 5 saat koymaya çalışarak aralarda bir şey atıştırmadan dengeliyorum. Bu düzen bana daha uygun geliyor.

Bir röportajınızda “İnsan hayallerinden bahseder mi?” diyerek hayallerinizi saklı tuttuğunuzu öğrenmiştik. O halde şöyle soralım: Gelecek için hazırladığınız ‘yapılacaklar listesi’ hangi maddeler var?
O zaman söyleyebileceğim tek bir planım var: Geriye dönüp baktığımda gerilememiş olduğumu görmek istiyorum. Çağla’nın her gün bir şeyler ögrenmiş olduğunu ve ilerlemiş olduğunu görmek istiyorum.

Son olarak, Elele arşivi için ‘zaman kapsülü’ niteliğinde bir soruyla bitirelim… Bir sonraki Çağla Şimşek röportajımızda mutlaka hangi soruyu sormalıyız? Ve neden?
Filmler hakkında soru olsun bir sonrakinde çok severim. Sevdiğim filmleri uzun uzun konuşmayı… Eğer cevabım yeterli değilse bu soru için o zaman aşkı sorarsın; bakış açım değişmiş mi diye…

Uzak Şehir’in ışığı: Çağla Şimşek ile içten bir yolculuk - Resim : 9

TEK BAKIŞTA

Başarıyı nasıl kutlar?
Sevdiklerimle.

Kaybedince nasıl tepki verir?
Kendimle kalırım.

Neyi yemekten bıkmaz?
Dondurma.

Rüya gibi bir tatil rotası?
İtalya.

Dostları ona nasıl seslenir?
Çaça. Arada duyarım.

Neye tahammül edemez?
Saygısızlığa.

İmza aksesuarı nedir?
Saat.

Favori kokusu hangisi?
Bu aralar Versace Dylan Blue.

En çok kimi arar?
Annemi.

Eleştirileri nasıl karşılar?
Saygı çerçevesinde bir eleştiriyse tabii ki kulak vererek.

İlham veren bir söz?
“Pozitif bir zihin, pozitif bir hayat yaratır.”