Sabaha kadar dans!

Sabaha kadar dans!

70’lerdeki disko kültürü Manhattan sokaklarından yükseliyor! Kaotik, şöhretli, cinsel devrimin doruklarında ve yüzde 100 özgür Studio 54’ün neon ışıklar altındaki ütopik evreniyle tanışın.

Yazı: Simay Engür

New York’un 54. Sokak’ında yer alan tarihi Gallo Opera Binası’nın dans, moda, şöhret ve baştan çıkarıcı zevkleri merkezine alıp 70’lerin devasa bir eğlence parkına dönüşeceğini kimse tahmin edemezdi. Efsanevi gece kulübü Andy Warhol, Michael Jackson, Bianca Jagger, Jack Nicholson, Karl Lagerfeld, Elton John, Yves Saint Laurent, Grace Jones ve daha sayısız şöhretin gerçek dünyayla bağını kopardığı kusursuz bir simya. Eğer caddenin sonuna kadar uzayan kuyruğu aşıp kapısından girebilirseniz Studio 54’te bir tek kural var: Herkes için sonsuz özgürlük! Steve Rubbel ve Ian Schrager 1977 yılında Manhattan’da bulunan eski opera binasını Hollywood’un arka bahçesine çevirme projesiyle yola çıktı ve yalnızca üç yıl sürecek bir popüler kültür cenneti yarattı. Ne yazık ki vergi kaçakçılığından her ikisi de tutuklanırken, diskonun yerden yüksek popülerliği de ani bir düşüş yaşadı ve 1980 yılında kapandı. Sonrasında Steve Rubbel’ın 1989 yılında AIDS yüzünden hayatını kaybetmesiyle Studio 54 oldukça dramatik ancak efsanevi bir dönem olarak tarihe kazındı. Disko kapanmadan önceki gece DJ kabininin hemen üzerinde başka bir efsane izole eğlence krallığını taçlandıracaktı. Tüm dünyayı etkisi altına alan ikonik şarkıcı Diana Ross son gece canlı performansıyla oradaydı.


Caddenin sonuna kadar uzayan kuyruğu aşıp kapısından girebilirseniz Studio 54’te bir kural var: Herkes için sonsuz özgürlük!


Studio 54 müzisyen ve sanatçı çevresinin yanı sıra moda devlerinin de sodom ve gomoresi haline geldi.

Glam tarzın yükselişi
Studio 54 müzisyen ve sanatçı çevresinin yanı sıra moda devlerinin de Sodom ve Gomore’si haline geldi. Tabii ki başı çeken sanatçılardan Andy Warhol ve onun tüm şöhretli dostları Studio 54’ün neon aydınlatmalı pistinin müdavimlerindendi ve Warhol’a göre burada başarının anahtarı ‘kapıda diktatörlük, pistte demokrasi’ydi! Hem pop sanatının hem de 70’lerin disko müziklerinin aniden patlamasının yanı sıra; modanın topraklarında da trendlerin utangaç peçesini kaldıran abartılı ve eğlence sektörüne paralel görünümler yükselişe geçti. Hızla üretilen ve anında tüketilen sanat, şarkılar ve moda tıpkı Studio 54’ün uyuşturucu, dans, cinsellik ve standartların epey dışında partileriyle dönemin atmosferini yansıtıyordu. Studio 54’ün tanrıçalarından tasarımcı Diane von Furstenberg, Coco Chanel’den beri en çok konuşulan moda tasarımcısı olarak biliniyordu. Onun rahat ipek jarse ve ikonik şal elbiseleri diskonun da en gözde tarzını işaret ediyordu.



70’lerin modaya enjekte ettiği glam rock dalgası ve yüksek platformlu topuklar yine dans pistinin vazgeçilmezleri olarak sahnedeydi. İleriki yıllarda Studio 54 kuyruğundan ayrılmayan David Bowie’nin disko kıyafetleri, konserlerinde de şovunun bir parçası olarak herkes tarafından Stardust lakabıyla benimsenecekti. Ayrıca The Rolling Stones’un kurucusu Mick Jagger ve o zamanki eşi Bianca Jagger disko kültürünün kadife zincirinin en parlak zincirlerindendi. Öyle ki Bianca Jagger unutulmaz 30’uncu yaş partisine Studio 54’ün kapısından içeriye bembeyaz bir atın üzerinde girdi. Manhattan gecelerinin bir nevi hippi uzantısı olan disko kültürünün bir diğer müdavimiyse tasarımcı Roy Halston Frowick’ti. Genellikle Elizabet Taylor ve Liza Minelli ile birlikte geldiği Studio 54’ün arşivlerinden üç yıl boyunca hiç eksik olmadı. Hızla yükselen ve ani bir düşüşe geçen kulüpte yıldızların dışında eşcinseller, translar ve dönemin başkaldıranları olarak görülen feministler halk rütbesinden eğlencenin merkezindeydi; tabii ki kapıdan bir kez içeri girmiş olmak ertesi günkü avangart partiye tekrar dahil olabileceklerini garantilemiyordu.