'I Swear' ile BAFTA'da En İyi Erkek Oyuncu seçilen Robert Aramayo: "Bu ödülü kazandığıma inanamıyorum"
22 Şubat 2026'da gerçekleşen BAFTA ödülleri sahiplerini buldu. Gecenin en büyük sürprizi, Hollywood'un önemli isimlerini geride bırakarak "I Swear" filmindeki performansıyla En İyi Erkek Oyuncu seçilen Robert Aramayo oldu.
22 Şubat Pazar gecesi düzenlenen BAFTA ödül töreni, sinema dünyasında nadir görülen bir sürprize sahne oldu. Kirk Jones imzalı 'I Swear' filmindeki performansıyla Robert Aramayo; Leonardo DiCaprio, Ethan Hawke, Timothée Chalamet ve Michael B. Jordan gibi dev isimleri geride bırakarak 'En İyi Erkek Oyuncu' ödülünü kazandı. Aramayo, ödül konuşmasında şaşkınlığını gizleyemedi.
"BUNA KESİNLİKLİ İNANAMIYORUM"
Aramayo, filmde Tourette sendromu farkındalığı için mücadele eden gerçek bir isim olan John Davidson’ı canlandırıyor. Oyuncu, ödülünü almak için sahneye çıktığında şaşkınlığını şu sözlerle ifade etti:
“Buna kesinlikle inanamıyorum; burada duruyor olmam bir yana, sizin gibi insanlara bakıyor olduğuma, sizinle aynı kategoride yer aldığıma bile inanamıyorum. Bu ödülü kazandığıma dürüstçe söyleyebilirim ki inanamıyorum. Gerçekten, gerçekten inanamıyorum. Bu kategorideki herkes beni hayran bırakıyor.”
ETHAN HAWKE'NİN ARAMAYO ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Konuşmasında, dünyanın en prestijli sahne sanatları konservatuvarlarından biri olan ‘Juilliard’ yıllarına dayanan bir anıyı paylaşan Aramayo, rakiplerinden Ethan Hawke’ın öğrencilik döneminde kendisi üzerinde bıraktığı etkiyi şu cümlelerle hatırlattı:
“Okuldayken, Ethan Hawke Juilliard'da bizimle konuşmaya gelmişti. Bir aktör olarak uzun ömürlülük, enstrümanınızı korumak ve kendi kendinize zarar veren davranışlardan kaçınmak üzerine harika bir konuşma yapmıştı. Ve o odadaki herkes üzerinde gerçekten müthiş bir etkisi olmuştu. Bu yüzden bu gece seninle bu kategoride bulunmak inanılmaz. Teşekkürler Ethan.”
Aramayo, konuşmasını duygusal bir veda ile noktaladı: “Tamam, şimdi konuşmayı bırakacağım. Çok, çok, çok, çok teşekkür ederim.”
BİR DİRENİŞİN HİKAYESİ
1980'lerin İskoçya'sında geçen film, Tourette sendromunun toplumda henüz tanınmadığı bir dönemde John Davidson’ın verdiği mücadeleyi konu alıyor. İstemsiz tikler ve sözel patlamalar nedeniyle dışlanan bir gencin, zamanla nasıl ulusal bir savunucuya dönüştüğünü anlatan yapım, sadece bir biyografi değil, aynı zamanda bir dayanıklılık hikayesi niteliğinde.