Bir sanatçının köyü: Szentendre

Bir sanatçının köyü: Szentendre

Birbiri ile yarışan süslü dükkanlar, geleneksel pazarlar, dolambaçlı sokaklar, şirin kafeler, restoranlar ve müzeler! Tıpkı bir ressamın tuvalinden fırlamış bir tablo gibi… Gözlerinizi kapatın ve hayalinizdeki kasaba ile tamamen örtüşecek sevimli bir şehre yol almaya hazır olun.

Yazı: Müjde Taşçıoğlu

“SZENTENDRE’NİN NEREDE OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUNUZ? BU KÜÇÜK KASABA TUNA’NIN SAĞ TARAFINDA, Buda, Visegrad ve Estergon arasında kurulu. Harika bir bölge! Bu küçük kasabanın dar sokakları Tuna Nehri’ne akar; gözlerimizin önünde bereketli köylerin dağılmış olduğu bir ada var, Roma taş köprü yıkıntılarının olduğu yerde büyük Tuna sizi bekler. Kasabanın arkasında ve solunda üzüm bağları ve güzel tepeleri var. Ve bu güzel Szentendre vadisi, Pomaz ve Buda arasındaki büyük bir amfitiyatro gibi. Harika manzara, zenginlik, güzel şarap ve mükemmel su. Söylesenize başka neye ihtiyacınız var?” Ağız dolusu etkileyici bu hisleri coşkulu cümlelere döken Sırp roman yazarı Jakov lgnjatovic, 19’uncu yüzyılda Szentendre şehrine beslediği duyguları böyle ifade etmiş. Tıpkı Jakov lgnjatovic gibi hayatını bu şehre adamışsayısız sanatçının yaşadığı bu topraklar, Tuna Nehri’nin kıyısında pitoresk ve bir o kadar da armonik. Şirin, göz alıcı ve birbirine yaslanmış renkli evleri, uzun ince Arnavut kaldırımları, bozulmamış geleneksel dokusu ile bir saatlik uzaklıktaki Budapeşte’ye yolu düşenlerin en çok görmek istedikleri yerler arasında. Hal böyle olunca, sizce de bu tatlı kasabaya bir sanatçının gönlünü vermemesi mümkün mü?  Osmanlı’dan kaçan Sırp mültecilerin kurduğu bu küçük kasabaya Macar, Slovak, Alman, Yunan ve Rumen halkları da yoğun ilgi göstererek yerleşmeyi başarmış. Birbirinden farklı etnik grupların yarattığı çok yönlülük kasabayı olumlu yönde farklılaştırsa da Sırp milletinin tek çocuk modeline bağlı olmaları azınlığa düşmelerine neden olmuş. 19’uncu yüzyılın sonlarına doğru büyüyen Macarlar, egemen etnik grup haline gelerek nüfusun neredeyse tamamına sahip olmuş. Geride kalan yüzlerce yılın ardından kasabanın sakin taşra yaşamı, bugün hala ‘sanatçıların şehri’ olarak biliniyor. Eskisi kadar olmasa da bugünlerde sanat tutkunları ve sanatçılar için yaşam vadediyor burası. Çeşitli müze ve çağdaş sanat galerileri ile Szentendre bir sanat kolonisi unvanını hak ediyor.

NEREYE GİTMELİ?

Szentendre ününü bozulmamış doğasına, gelenekselliğine ve yüreğinde hala bu şehri taşıyan sanatçılarına borçlu. Tüm şehri yürüyerek ya da bisiklet kiralayarak arşınlayabilirsiniz.

SZABO MARZIPAN MÜZESİ

Macar şekerleme endüstrisinin iki seçkin ustası Matyas Szamos ve Karoly Szabo tarafından hayata geçirilmiş çılgın bir iş. Müzenin içi dışı badem ezmesinden yapılmış zengin bir sergi alanına dönüştürülmüş. Başyapıtlardan Budapeşte Parlamento Binası figürü başı çekiyor. Michael Jackson, Lady Diana, Szentendreli sanatçılara ait büstler, çeşitli kral ve kraliçelerin badem ezmesinden yapılmış eserleri göz doyuracak kadar güzel. Ayrıca müzenin içindeki kafede soluklanmak iyi bir karar. Tatlı krizime yetişen şekerlemeleri sevdim.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.