Gerçek Olamaz! Seyşeller Fregate Island

Asıl sakinleri deniz ve kara kaplumbağalarıyla rengarenk kuşlar ve palmiye ağaçları olan Hint Okyanusu’ndaki Seyşeller Fregate Island; bembeyaz kumsalları, turkuaz rengi denizi, mercan kayalıkları ile hayallerinizin ötesinde bir tatil vadediyor.


Yazı: Vecihe Sözeri

Issız bir adaya düşerseniz yanınıza alacağınız üç şey mayo, terlik, şapka olsun! Zira Seyşeller Fregate Island’a ayak bastığınız andan itibaren başka hiçbir şeye ihtiyacınız olmayacak çünkü bu adada sizin yerinize her şey düşünülmüş. Son yılların trend kavramı ‘kişiye özel tatil’ anlayışı ile zevkinize, isteğinize ve elbette bütçenize göre nasıl bir tatil istediğinizi belirledikten sonra sadece arkanıza yaslanıyorsunuz. Nereden mi biliyorum; bizzat deneyimledim de oradan… Setur Select’in düzenlediği gezi programı süresince hayallerin ötesinde bir tatilin var olabileceğini anladım. Durun üç günlük rüyamı en baştan anlatayım…

KORSANLAR ADASI

Son yıllarda balayı tatili denilince akla gelen 2-3 lokasyondan biri olan Seyşeller, Hint Okyanusu’nda 115 adadan oluşuyor. Bu adaların 1500’lü yıllarda Portekizliler tarafından bulunduğu sanılıyor. 1700’lerde Fransızlar tarafından işgal edilmiş, 1800’lerde İngiliz kolonisi olmuş. 1814’te Paris Antlaşması’yla Birleşik Krallık’a verilmiş. 1903’te Birleşik Krallık’a bağlı bir koloni haline gelmiş, 1976 yılında bağımsızlığını elde etmiş. Fregate Island’ın hikayesi ise oldukça büyülü. Anlatılanlara göre 17’nci yüzyılda korsanlar, Fregate gibi adaları, saldırılar için bir üs olarak kullanmışlar. Adı, İskoçyalı yazar Robert Louis Stevenson’un ünlü macera romanı ‘Define Adası’nda ölümsüzleştirilen kumların altına gömülmüş hazine sandığı efsanelerini ve hikayelerini hatırlatıyor. Bu büyülü adaya deniz veya hava yolu ile ulaşabiliyorsunuz. Biz İstanbul’dan yaklaşık yedi buçuk saatlik uçuşun ardından Mahe’ye indik. Rüyaların gerçeğe dönüştüğü Fregate Island’a geçmek için de küçük uçağı tercih ettik. Yaklaşık 15 dakikalık seyrine doyulmaz uçuşun ardından çimlerin üzerine iniş yaptık ve bizi ilk karşılayanlar dev kaplumbağalar oldu! Yaşları 170 ile 200 arasında değişen heybetli ama sevimli kaplumbağalar tatilimizin ne kadar sıra dışı olacağının da ilk sinyalleriydi bizim için.


DÜNYANIN EN GÜZEL KUMSALI

Dünya lüks oteller zincirleri arasında seçkin bir yere sahip olan Alman Oetker Collection, her şeyin en iyisini sunmayı hedefleyen dokuz ‘masterpiece’ oteli bünyesinde bulunduruyor. Bunlardan Fregate Island Private, 2013’ün temmuzunda Oetker Collection zincirine katılmış. Sınırsız lüksün, muhteşem doğanın, kusursuz hizmetin sunulduğu adada sadece 16 villa bulunuyor. Bu villaların ikisi dışında hepsi, adanın yüksek noktalarına kurulu ve panoramik bir Hint Okyanusu manzarasına sahip. Diğer ikisinin ise kendi özel tropik bahçesi bulunuyor. Yedi ayrı plaj bulunan adada The New York Times’ın yaptığı bir ankette dünyanın en güzel kumsalı seçilen Anse Victorian kumsalı da yer alıyor.


SADECE 40 KİŞİ KONAKLIYOR

Aynı anda en fazla 40 kişinin konaklayabildiği adada aktiviteler kişiye özel zevklere göre şekilleniyor. Su sporları, ada gezileri, güzellik bakımları, Uzakdoğu terapileri ve her villanın verandasındaki masaj seansları gibi birçok cazip keyif fırsatı sunuluyor. Kendi lüks terası, büyük özel sonsuzluk havuzu ve jakuzisi içinden yemyeşil ormana ve derin mavi denize seyre dalabiliyorsunuz. Ayrıca misafirlerin talepleri doğrultusunda özel hizmetliler 24 saat hazır bekliyor.

DOĞAL YAŞAMLA İÇ İÇE

10 kilometrelik yol ve yürüyüş parkurları ile adayı hem kendi elektrikli arabanızla hem de yürüyerek rahatlıkla keşfe çıkabiliyorsunuz. 300 hektarlık adayı keşif sırasında rehberler eşliğinde palmiye ağaçlarının arasında doğal yaşamın derinliklerine dalabiliyorsunuz. Adanın her köşesi metrelerce göğe yükselen ağaçlarla dolu. Aralarında en ilginci ise ‘ölümsüzlük ağacı’ da denilen banyan; kökleri yukarıdan aşağıya uzuyor, her kök yeni bir dal veriyor, her dal da yeni bir gövde… Yürüyüş sırasında görecekleriniz arasında kaju ve tarçın ağaçları ile rengarenk kuşların yuvaları da bulunuyor. Muz, papaya ve mango ağaçları ise adım başı… Keşif aralarında mola vereceğiniz ağaç evler adanın en güzel manzaralarını seyre dalabileceğiniz noktalara konuşlanmış. Adanın gizemleri keşfetmekle bitmiyor. Macerasever biriyseniz Hollandalı biyologla birlikte gece yürüyüşü yapmanızı öneririm. Bu yürüyüş sırasında florasanlı fenerlerle akrepleri gözlemleme fırsatı bulacaksınız. Ayrıca ada gerçek bir kuş cenneti; kardinal kuşu, ispinoz… Yemek yerken, güneşlenirken hatta yürürken bir anda omzunuza rengarenk bir kuş konması olası… Bembeyaz kumsalların güzelliği bir yana, turkuaz denizin bereketi hayli fazla. Mercan kayalıkları ve rengarenk balıkların içinde tüplü veya şnorkelle dalış yapma imkanınız var. Ayrıca rüzgar sörfü, su kayağı ve deniz üzerinde eğlenceli aktiviteler sizi bekliyor. Derin deniz balıkçılığı meraklıları ise tekneyle açılabiliyor. Söz denizden açılmışken; adada yaşadığınız süre boyunca doğanın gerçek mucizelerinden bir tanesine, yumurtalarını kıyıya bırakan dişi kaplumbağalara denk gelme şansına da sahipsiniz. Ekim ayından ocak ayına kadar her yuvalama sezonu kaplumbağaların başarıyla ve güvenli bir şekilde denize açıldıklarına şahitlik edebilirsiniz. Yengeçlerin kumda bıraktıklarını izlerken ise doğanın mucizelerine bir kez daha şükrediyorsunuz.