Gündüzü ayrı güzel, gecesi ayrı

Gündüzü ayrı güzel, gecesi ayrı

Hayatı boyunca hiç uyumamış bir şehir düşünün. Kimi zaman göz kamaştıran eğlencenin ışıklarından, kimi zaman acının göz yaşartan nöbetlerinden. Bazen de savaşın ortasında bile yaşamaya devam etmek için çalan sazların ve darbukanın sesinden. Beyrut, geçmişteki sükseli günlerine her geçen yıl biraz daha kavuşuyor.

Lübnan tarihinin en yıkıcı trajedisi 1975 ile 1990 arasında yaşanan iç savaş. 1975 yılında başlayan, 1990'a dek tam 15 yıl süren, 230 bin insanın ölümüne, 350 bin insanın yaralanmasına, 1 milyondan fazla insanın da ülkesini terk etmesine neden olan iç savaşın izlerini halen Beyrut'un tüm sokaklarında görüyorsunuz. Duvarlar bu acıları resmeden grafitlilerle dolu. Yeniden yaratılıyor Beyrut. Her taraf inşaat. Eski ile yeninin birleşimi o kadar uyumlu ki, küllerinden doğan nefis bir kent var gözlerimin karşısında… Ve Beyrut şehir merkezinde itina ile bırakılmış birbina, (Holiday Inn Oteli) üzerindeki tüm şarapnel parçaları, kurşun izleri ve acılar ile orada öyle dikiliyor. Yürek burkan bir iç savaş anıtı gibi. Ateşkes yapıldıktan sonra Refik Hariri isminde multi-milyarder bir vatan sever ortaya çıkıyor. 1992’de başbakanlık koltuğuna oturduktan sonra, Lübnan’ı bir şirket gibi halka açıyor ve topladığı fonlarla şehri ve ülkeyi adeta baştan yaratıyor. Hatta yapılan imar çalışmalarından sonra Beyrut kimilerince Haririgrad olarak anılmaya başlıyor. Gerek dünyanın en zengin adamlarından biri olması nedeniyle, gerek ailevi ilişkileri nedeniyle Lübnan’a çok büyük yabancı yatırımlar da çekiyor.



Taksiyle her yere!
Beyrut’ta hangi semtte kaldığınızın ulaşım açısından pek bir önemi yok. Çünkü Beyrut’taki tek toplu ulaşım taksi! Hiçbir taksi de taksimetre bulunmadığı gibi sıkı pazarlık yaparsanız, kentin hemen her yerine 10 Dolar ya da15 Lübnan lirasına kolaylıkla gidebiliyorsunuz. Beyrut’ta taksi ucuz olduğundan ve yokuş çok olduğundan, bisiklet olayı pek yaygın değil. O nedenle hava da ılıksa, her yere yürüyerek gitmen önerilir. Başlangıç noktamızı Down town olarak alırsak Beyrut’u 3 bölüme ayırabiliriz.



Bölüm 1 Korniş:
Downtown’dan çıkıp denize doğru inen 5 kilometrelik Korniş (Kordon), ünlüGüvercin Kayalıkları ve hemen üzerindeki oteller bölgesi Rauche semti.

Bölüm 2 Gemmeyzeh:
Downtown’ın da merkezi olan Martyrs’ Square’den başlayarak kuzeye doğru uzanan, tasarımcıların ve tasarım kafelerinin kalbi, hipster semti Gemmeyzeh, hemen devamındaki Mar Mikael Caddesi ve bu iki caddeden denizin tam aksi yönünde yokuş yukarı tırmanılarak ulaşılan esnaf lokantaları ve tarihi konaklarıyla ünlü Eşrefiye mahallesi.

Bölüm 3 Hamra:
Downtown’ın doğusunda yer alan bir zamanların en lüks ve havalı semti Hamra.



Görmeden dönmeyin;
Beyrut geceleri yaşayan bir şehir olduğu için erken saatte açılan sabahçı kahveleri az sayıda. Jemmeyzeh’deki Wear Urvbanista onlardan biri. Fonda Ella Fitzgerald, duvarda bir sürü dilden Beyrut kitapları ile dolu bir kütüphane. Arkadaki küçük, yeşil bahçesiyle de hem okumak, hem çalışmak için ideal bir mekan...

Nerede yenir?
Lisa Restaurant
Beyrut’taki eski Fransız karakolu, son zamanların en ünlü restoranı Liza. Eşrefiye Mahallesi’ndeki bu görkemli konakta, Orient Express trenine ait yemek takımları eşliğinde, şef Lisa Asseily’nin harika Lübnan yemekleri sunuluyor.


Lisa Restaurant

Frida Cuisine
Mar Mikhael’den Eşrefiye Mahallesi’ne doğru tırmanırken ansızın karşınıza çıkan, 2 katlı bir Meksika restoranı. İlhamını Frida Kahlo hayranı olan ve bu uğurda defalarca Meksika seyahati yapan Beyrutlu çiftten almış.

Enab
Şehrin en hip mahallesi Mar Mikhael’deki Enab, hem atmosferi hem yemekleriyle çok başarılı. Beyrut mezelerini modern dokunuşlarla sunuyor.