Barışa "evet"

Barışa "evet"

İçimizde, yakınımızda, dünyamızda egemen olmasını istediğimiz, hayalini kurduğumuz, aydınlık günler için dilediğimiz BARIŞ. Peki onu bu kadar çok isterken neden savaşı daha çok telaffuz ediyor ve barış için bile “Savaşa hayır” diyoruz?

Dokun-Sarıl-Yavaşla
Cinayetler, çocuk katliamları,kadına şiddet... Bunlar devam ettikçe dünyanın güzelliğini görmek zorlaşıyor. Çevremizdeki insanların nefretle değil aşkla dolması için atabileceğimiz adımlar var mı?
Mevlana diyor ki; “Görevin aşkı aramak değil, ona karşı yarattığın engelleri kendi içinde arayıp bulmaktır sadece.”
Kendinizi bağışlayın: Her birimiz zaman zaman değer ve inançlarımıza uygun olmayan davranış örüntüleri sergileyebiliriz. Bunu her daim hatırlayalım ancak bu uygunsuzlukları düzeltmek için de her daim ikinci bir şans sunulur. İkinci şansları fark etmek için gönül gözünüzü açık tutun.
Dokunun: Önce kendinize sarılın, öpün kendinizi. Sonra bir ağaca, kediye, köpeğe, bebeğe, arkadaşınıza, dostlarınıza, ebeveynlerinize sarılın, kucaklayın.
Paylaşın: İç dünyanızı dinlemeyi tercih eden kişiler ile konuşun. Kendiniz ile yüzleşmeler yapın, kendinize
randevu verin, geçin aynanın karşısına, yaşadıklarınızı değerlendirme toplantısı
yapın. Bunları eyleme koymayı tercih etmiyorsanız; kağıda dökün tüm içsel yüzleşmelerinizi.
Yavaşlayın: Yaşam sonsuz bir serüven. Bu sebeple yaşamın her anında bir şeyler öğrenmeye çabalayın, her bir insanın sizi size yansıtan bir ayna olduğunu hatırlayın.
Anlam katın: Her gününüze bir anlam verin. Bunun için tablolar yapın, o güne bir isim verin, örneğin bugün günlerden ‘sürpriz’ günü olsun. Hem kendinizi hem de çevrenizdeki diğer insanları şaşırtacak eylemleri hayata geçirin, cesaretli olun.
Alma-verme dengesini kurun: Yaşam düzeneği denge zemininde biçim/form alıyor. Her daim dengeli olmaya özen gösterin. Beslenme biçiminiz, uyku biçiminiz, düşünceleriniz, eylemleriniz, ağzınızdan dökülen kelimeler yerinde, zamanında ve ölçülü olsun. Yaşama ne sunarsanız ancak o kadar alabileceğinizi hatırlayın. Portakal ağacı tohumu ektiyseniz, ağacınız size portakal sunar, elma değil.
Kabul edin: Yaşamın sunduklarını ve kendinizi olduğu gibi kabul edin ve şükredin. Her şey her zaman tam da olması gibi, olması gerektiği zamanda meydana geliyordur. Boş vermek ya da üzerinde zihinsel oyunlar türetmek yerine olayların ardındaki bütünü görmeye çalışın. “Bu deneyimlediğim olay/durum bana ne anlatıyor, beni ne ile yüzleşmeye davet ediyor?” gibi sorularla, yaşamınıza ve size anlam katıcı ‘merak’ duygusu içeren anlam arayışlarında olun.
Harekete geçin:  Hayat bir oyun ve bu oyun sürecinde birden fazla rolünüz oluyor. Roller geçici ancak özünüz mutlak ebediyete kadar sizlerle oluyor, bu nedenle bir an önce kim olduğunuzu bilin. Ve harekete geçin, biricikliğinizi ışıl ışıl yansıtın. Öyle bir yansıtın ki bir görenin yaşamına anlam katsın onun da yüreğinde bir ışık yaksın.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.