Şu çocuklar kadar olamamak

Şu çocuklar kadar olamamak

Rant için yakılan ormanlar, yapılması planlanan nükleer santraller, doğanın en özel gölleri çevresine kurulan tesisler, yok edilmek için sanki özel çaba gösterilen ekosistem...

Önlenemeyen ve müdahale etmekte gecikilen orman yangınları, halen yerlere atmamayı ve arkamızdan toplamayı bile öğrenemediğimiz çöpler, gereksiz su israfı ve daha nicesi... Dünya alarm veriyor, doğa isyan ediyor. Küçücük çocuklar bile durumun farkında. Peki ‘büyükler’?

Geçtiğimiz ay bir yandan Kaz Dağları’nda ağaçlar kesilirken, diğer yandan İzmir yanıyordu. Öte tarafta 19 Ağustos depreminin 20’nci yılında, doğanın neden bize böyle bir acı göstermiş olduğunu üzülerek 20’nci kez sorguluyor, hatırlıyorduk. Elbette biz doğaya kötülük etmesek de doğal felaketlerin meydana gelmesi mümkün fakat biz ona bu kadar kötülük ederken, onun bize hep ‘doğa ana’ olup iyilik vereceği fikrine de nereden kapılıyoruz?

Son yıllarda bencilliğimiz, kendimizden başka hiçbir şeye değer vermeyişimiz doğaya da iyice sirayet etti. Ve biz tüm bunları yaparken bu bütünün, ekosistemin, dünyanın, doğanın bir parçası olduğumuzu unutabildiğimize göre, kusura bakmayın ama salaklığımız da had safhaya çıktı; doğaya etmediğimizi bırakmamaya başladık. Sadece Türkiye’de değil elbette, dünyanın her yerinde son yıllarda çevresel duyarlılık baş gösterdi. Koca koca insanların yanlışlarına, politikalarına ve bencilliklerine özellikle de küçük çocuklar baş göstermeye karar verdi. Geçtiğimiz yıl İsveçli öğrenci Greta Thunberg’in İsveç parlamentosu önünde başlayan ve her cuma devam eden ‘iklim için okulu bırakma eylemleri’ Türkiye dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanına hızla yayıldı. Thunberg’in akranları iklim krizine karşı somut adımların atılması talebiyle ortaya çıktı ve Greta Thunberg iklim eylemlerinin sembol ismi haline geldi. Avusturya Dünya Zirvesi’nde, “Bu, her şeyin ötesinde bir acil durum ve herhangi bir acil durum da değil. İnsanlığın karşı karşıya kaldığı en büyük kriz. Bu, Facebook’da ‘like’ edeceğiniz bir şey değil” dedi ‘büyüklerine’. Geçtiğimiz mart ayında gerçekleşen İklim Adaleti İçin Uluslararası Grev’e katılan çocuklar ise seslerini duyurmak için ellerinden geleni yapmaya hala devam ediyorlar. Günümüzde sosyal medyayı bu kadar anlamlı ve duyarlı etkinlikler için kullanan tüm çocuklar elbette kutlanmaya ve saygıya değer.

Türkiye’de ise geçtiğimiz ay çevre adına yaşanan onca üzücü olaydan sonra, daha önce köy okullarına müzik aletleri götürüp köy çocuklarını müzikle tanıştıran 15 yaşındaki duyarlı konservatuvar öğrencisi Sera Çamaş, bir farkındalık kampanyası başlattı. Instagram’da agaclarhepimizin hashtag’i ile çocukların yaptığı orman resimleriyle sanal bir orman oluşturmayı hedefliyor. Bu ormanın gerçek olması niyeti umarız kısa sürede gerçekleşir.

Şimdiyse sırada Türkiye’de 20 Eylül’deki etkinlik var. Sıfır Gelecek kampanyası için bir araya gelen kurum ve kişiler, 20 Eylül Küresel İklim Grevi Günü’nde ses verecekler. Küresel İklim Grevi, Fridays for Future/Gelecek için Cumalar dayanışma ağının çağrısıyla gerçekleşecek. Greve bu sefer yetişkinler de katılabilecek. Siz çevre için ne yapıyorsunuz peki?





İzleyelim!
Sosyal medyada bu gelişmeler olurken, konuyla ilgili izlenebilecek film, belgesel ve çizgi filmleri hatırlamakta ve tekrar izlemekte de fayda var.
• OUR PLANET, 2019
• TERİN TOHUMU, 2018
• BEFORE THE FLOOD, 2016
• TRASHED, 2012
• AVATAR, 2009
• WALL-E, 2008
• INCONVENIENT TRUTH, 2007
• THE DAY AFTER TOMORROW, 2004
• ERIN BROCKOVICH, 2000
• SOYLENT GREEN, 1973