Suyu korumak için 21 adım atın

Denizlerimizi, nehirlerimizi, göllerimizi, su kaynaklarımızı korumak için bizim de atabileceğimiz küçük adımlar var. Çocuklarımızın suyunu korumak için sorumluluk alıyoruz, bilinçlenip paylaşıyoruz...
7) İzleyin
FLOW: How Did a Handful of Corporations Steal Our Water?
“For Love of Water”ın (Su Aşkı İçin) kısaltması olan “FLOW” isimli belgesel, 21’inci yüzyılın en önemli ekolojik ve politik sorunsallarından biri olan su kaynakları ve bu kaynakların özelleştirilmesi üzerine kurulmuş, “Su kaynakları mülkiyet edinilebilir mi?” sorusunu anlatıların göbeğine yerleştiren bir çalışma.
Turtle: The Incredible Journey
Bir caretta caretta’nın doğduğu kumsala yıllar sonra yumurtalarını bırakmak için geri dönüşünü anlatan belgesel, bu inanılmaz yolculuk sırasında kaplumbağanın karşılaştığı zorluklara, denizlerdeki hayata, insanın doğayı nasıl tahrip ettiğine ışık tutuyor. BBC Planet Earth - Fresh Water “Gezegenimiz Dünya-Tatlı Su” belgeseli, bulutlardan yağmura, dağların tepesinden ırmaklara, oradan denize ve göllere tatlı suyun öyküsünü muhteşem görüntüler eşliğinde anlatırken, tatlı suyun içindeki ve çevresindeki vahşi hayatı gözler önüne seriyor.

8) Deniz temizliğine katılın
Çalışanlarınızla veya arkadaşlarınızla 15 kişilik bir takım kurun ve kıyıları temizlemek için Deniz Temiz Derneği/ Turmepa ile iletişime geçin. “Kıyı Temizleme Hareketi”, denizler ve deniz kirliliğinin doğa ve canlı yaşamına etkileri hakkında bilgi paylaşımının yanı sıra, kıyılarda öncelikli olarak tespit edilen bölgelerde kıyı temizleme çalışmasını da içeren tek günlük bir etkinliği sunuyor. Haziran-eylül ayları arasında kendi belirlediğiniz bir gün takımınızla bu etkinliğe katılarak deniz kenarında bir gün geçirebilir, doğa için bir şeyler yapmanın tadına varabilirsiniz. (www.turmepa.org.tr)

9) Yavru balık yemeyin
Greenpeace uyarıyor: “Bugün dünya denizlerindeki büyük balık türlerinin yüzde 90’ı, toplam balık türlerinin ise yüzde 60’ı tükenmiş durumda. 2050 yılına geldiğimizde ise dünyadaki balık stokları tükenecek.”
Balıklar belli bir büyüklüğe ulaşmadan, üreme süreçlerini tamamlamadan avlandıklarında denizlerdeki doğal yaşam ve çeşitlilik tehlike altına giriyor. Endüstriyel avcılık arttıkça, yumurtlama zamanları ve yerlerinde avlanıldıkça balık stokları hızla azalıyor, balıklar azaldıkça daha çok yavru balık avlanmaya ve satılmaya başlanıyor. Bir zamanlar İstanbul Boğazı’ndan 200 kiloluk orkinoslar, kofanalar, kalkanlar yakalanıyordu. Şimdilerde oltalara istavritten başka bir şey takılmıyor. 70’li yıllarda başlayan bilinçsiz ve gereğinden fazla avlanma denizlerimizdeki balığı tüketti. Durumun daha da vahimleşmesini istemiyorsanız belli bir büyüklüğe ulaşmayan balıkları almayın ki, balıkçılar da pazarda talep görmeyen bu balıkları tezgahlarına taşımasın. (www.kacsantim.org)

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.