“Besinler ilacınız, ilacınız besinler olsun”

“Besinler ilacınız, ilacınız besinler olsun”

Dünya olarak zorlu bir süreçten geçiyoruz. Kaygılarımız sınır tanımıyor ancak dikkat etmemiz gereken çok önemli bir konu var. Bu dönemde hayati önem taşıyan uyarılara ek olarak ilk önceliğimiz bağışıklık sistemini güçlü tutmak.

Koronavirüsü önleyen ve iyileştiren bir ilaç veya gıda olmamasına karşın, bağışıklık sistemini güçlendirmenin ve dirençli bir vücuda sahip olmanın bizim için pozitif etki sağlayacağı kesin. Bağışıklık sisteminin mümkün olduğunca güçlü olması vücudu beslemek, güçlendirmek, iyi bir uykuyla dinlendirmek ve stresten uzak durmakla mümkün. Uzmanlar sürekli çevresel ajanlarla savaş halinde olan metabolizmanın ne kadar güçlü silahı olursa o kadar dirençli olacağını söylüyor. Peki tüm bu süreci nasıl yönetebilir, bağışıklığımızı güçlü tutmak için nelere dikkat edebiliriz? Diyetisyen Berrin Yiğit, kurubaklagiller, kuru yemişler ve ton balığının bu konuda en büyük destekçimiz olduğunu söylüyor.

PROTEİN AÇISINDAN ZENGİN GIDALAR TÜKETİN
Vücudumuzun temel yapıtaşlarından olan protein, vücudun virüslere ve bakterilere karşı savunma yaparken ihtiyaç duyduğu antikorların üretilmesine yardımcı oluyor. Berrin Yiğit, kaliteli protein kaynaklarının günlük olarak tüketilmesi gerektiğinin altını çiziyor: “Yumurta, hindi, balık, et, organik tavuk, kurubaklagiller, kuruyemişler mutlaka hayatımızda yer almalı. Her gün 1 adet yumurta tüketebilir, haftada 1 kez kırmızı et, haftada 2 kez nohut, kurufasulye, mercimek yemeğini, çorbasını veya salatasını yapabilir, günde 1 avuç çiğ fındık, badem, ceviz, yer fıstığı gibi yağlı tohumları tüketebilirsiniz.”



ANTİOKSİDANLAR VE ÇİNKOYU UNUTMAYIN!
Bu süreçte hücresel hasara yol açabilecek vücutta serbest dolaşan radikallere karşı koruma sağlayacak antioksidanlardan zengin gıdalarla beslenmek çok önemli. Berrin Yiğit, tabağınızın yarısının rengarenk pişmiş ya da çiğ sebzelerden oluşması gerektiğini, mor lahana, turp, havuç, kereviz, brokoli, karnabahar, koyu yeşil yapraklılar, lahanagiller ve mantarın antioksidan içeriği yüksek sebzeler olduğunu vurguluyor. Çinko güçlü bir antioksidan mineral, dolayısıyla bağışıklık sisteminin güçlenmesinde önemli rol oynuyor. Besinsel çinko kaynakları ise özellikle hayvansal besinler ve kırmızı et. Yağlı tohumlar (özellikle kabak çekirdeği), koyu yeşil yapraklı sebzeler de çinko açısından bizi destekliyor. Herbalife Nutrition Enstitüsü Başkanı Dr. David Heber ise hastalıkla mücadelede bireysel önlemlerin önemine dikkat çekiyor ve bağışıklık sistemi ile beslenme arasında somut bir bağ olduğunun kesin olarak bilindiğini vurguluyor: “Bağışıklık sistemimizin en büyük kısmı; yaklaşık yüzde 70’i besin alımını ve vücutta kullanımını kontrol altında tutan bağırsak bölgesinde bulunur. Doğru vitamin, mineral ve besin maddelerinden oluşan dengeli bir beslenme programı uygulamak son derece önemli. Hücresel seviyede ideal besin alımını desteklemek için bir bütün olarak dengeli beslenmeye odaklanmalıyız.”

A, C, E VİTAMİNLERİ ÖNE ÇIKIYOR
İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzman Diyetisyen Sinem Usuk ise bağışıklık sistemi söz konusu olduğunda A, C, E vitaminleri ile çinkonun öne çıktığını söylüyor. “Vitaminlere ek olarak omega 3 yağ asitleri de immün sistemin en güçlü destekçilerinden biri. A vitamini, özellikle solunum sistemi yolu enfeksiyonlarından koruyucu rolüyle etkisi kesin olarak kanıtlanmış bir vitamin. Hayvansal kaynakları arasında; karaciğer, yumurta, süt ve tereyağı yer alırken bitkisel olarak özellikle, koyu yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, pazı gibi) ile turuncu renkli (havuç, kış kabağı gibi) sebzeler var. Bu besinleri tüketeceğiniz bir diyet ile A vitamini ihtiyacınızı rahatlıkla karşılayabilirsiniz. A vitamini karaciğerde depolanabildiğinden, besin takviyesi olarak bilinçsiz tüketilmesi de zehirlenmelere yol açabilir.

C VİTAMİNİ EN TEMEL KORUYUCULAR ARASINDA
Uzman Diyetisyen Sinem Usuk, beslenmedeki C vitamini deposu gıdalarımızın taze sebze ve meyveler olduğuna dikkat çekerek, 2 küçük boy mandalinanın 85 mg, 1 orta boy portakalın 115 mg, 1 adet kivinin 75 mg, 3 sivri biberin 110 mg C vitamini içerdiğini, yani sabah kahvaltıda 3 adet yeşil biber ve gün içinde 2 adet mandalina tüketerek, günlük C vitamini ihtiyacımızın üstüne dahi çıkabildiğimizi söylüyor.



GÜNDE İKİ PORSİYON MEYVE
Bağışıklık sistemini güçlendiren baş aktörlerden olan C vitamini, vücudun hastalıklarla savaşmak için gerekli antikorları üretmesine destek oluyor. Sebze ve meyvelerde bulunan fitobesinler de vücudun hastalıklarla savaşma kabiliyetini olumsuz etkileyebilecek olan oksidatif stresin azaltılmasını sağlıyor. Meyveler, içeriğinde vitamin, mineral ve antioksidanlar bulunan bağışıklık dostu gıdalar. Bu dönemde özellikle portakal, nar, greyfurt, kivi, yaban mersini, böğürtlengiller gibi turuncu ve kırmızı meyveleri daha çok tüketmemiz gerekiyor.

SOĞAN VE SARIMSAK BAŞ KÖŞEYE!
Uzmanlar, hastalıklara karşı direnç oluşturan soğan ve sarımsağın  beslenmemizde ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çiziyor. Yoğurdunuza sarımsak rendeleyebilir, çorbalarınıza soğan ekleyebilir, soğanlı yumurta yapabilir, et yemeklerini bolca sarımsakla pişirebilir, fırın yemeklerine daha çok soğan ve sarımsak doğrayabilirsiniz.

EN GÜÇLÜ DESTEKÇİ: PROPOLİS
Propolis, arıların bitki tomurcukları ve salgılarından topladığı reçinemsi maddeleri işleyerek ürettiği bir ürün. Kovana her zaman propolis ile kaplı bir kapıdan geçerek giren arılar, bu sayede hem kendilerinin hem de kovanın hijyenini sağlıyor. Arılar, propolisi kovanı bakteri ve mantar enfeksiyonlarından korumak, böcek ve diğer hayvanların kovana girişini engellemek, peteklerdeki çatlakları onarmak ve petek gözlerinin içini dezenfekte etmek için kullanıyor. Erciyes Üniversitesi Tarımsal Biyoteknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sibel Silici, bilimsel çalışmalarla kanıtlanmış bu etkilerin başında antimikrobiyal, antiviral, antiinflamatuvar ve antioksidan özellikleri, bağışıklık sistemi üzerindeki olumlu etkisi, cilt hastalıkları ve yaralara karşı iyileştirici, vücudun savunma elemanlarını uyarıcı etkisi olduğunun altını çiziyor. Prof. Dr. Silici, propolisin nasıl kullanılacağına dair şunları söylüyor: “Propolisi doğrudan ya da herhangi bir yiyecek ya da içecekle karıştırarak kullanabilirsiniz ancak propolisin kendine has özel bir tadı ve kokusu var. Bu tat ve koku tüketimi zorlaştırabiliyor. Propolisi bal, su, meyve suyu, yoğurt, süt gibi yiyecek veya içeceklere ekleyerek daha kolay tüketilebilirsiniz.”

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN EN GÜÇLÜ 20 DOSTU
• Turunçgiller
• Mürver
• Yaban mersini
• Açai berry
• Yeşilbiber
• Kırmızıbiber
• Brokoli
• Zencefil
• Zerdeçal
• Ispanak
• Badem
• Yoğurt
• Ay çekirdeği
• Brokoli
• Sarımsak
• Bitter çikolata
• Tatlı patates
• Kefir
• Keten tohumu
• Mantar

Yazı: Gülru İncu