Beyninizi eğitebilir  misiniz?

Beyninizi eğitebilir misiniz?

Günümüz hayat şartlarında yaşadığınız sorunlara bir çıkış yolu bulmak için çabaladığınız ama çaresizlik içine düştüğünüz oluyor mu? Peki, sadece basit sorunlarınıza farklı yaklaşımlarda bulunarak çoğunu çözümleyebileceğinizi biliyor musunuz?

 Yazı: Gülru İncu

Kendinizi koltuktan kalkamayacak kadar yorgun ve amaçsız mı hissediyorsunuz? Zihninizin baş etmekte zorlandığı sorunlar yumağı önünüzde çığ gibi büyüyor mu? Günlük yaşamın döngüsünde kalmak, yaşadığınız kötü olayların altından kalkmak, maddi sorunlarla boğuşmak, günümüzde değişen insan profilleri ile anlaşmaya çalışmak… İşte beyin jimnastiği dediğimiz konsept tam bu noktada devreye giriyor. Bu konsept beynimizi daha farklı düşünmek ve en iyiyi ortaya çıkarmak üzere eğitmek ilkesine dayanıyor. Peki beynimizi nasıl eğitebiliriz? Bu konuya girmeden önce sinirbilimle ilgili temel birkaç bilgiye ihtiyacımız var.

Çekim yasası nasIl işliyor?
Sinirbilim nedir? Beyin ve vücut arasında bağlantı kurmak ne anlama geliyor? Çekim yasası nedir? Düşüncelerimizi değiştirerek kaderimizi değiştirebilir miyiz? ‘Secret’ kitabının piyasaya çıktığı dönem, aynı zamanda karşıt görüşlerin de adından söz ettirmesine zemin oluşturmuştu. Hayatta yaşadığımız bütün deneyimlerin aslında düşüncelerimizin bir sonucu olduğu ve olumlu düşüncenin arzuladığımız hedefe ulaşmamızda en büyük yardımcımız olduğu görüşü, bazı bilimsel çevreler tarafından saçma bulundu. Çünkü matematik ve fizik çevreleri için kişisel gelişimcilerin çok sevdiği konuların başında gelen kuantum fiziği ve çekim yasasının aslında bunlarla hiçbir ilişkisi yoktu.

İki temel eleştiri
Buradaki temel eleştiri şuydu. Fizikte iki kuvvet için çekim yasasından söz ediliyor; kütle çekim kuvveti ve elektrostatik çekim kuvveti. Kütle çekim kuvveti adı üzerinde, kütlesi olan her cismin kütlesi olan diğer cismi çektiğini söylüyor. Elektrostatik çekim kuvveti ise elektriksel yüklerine göre cisimlerin birbirlerini çektiğini ya da ittiğini söylüyor ve bu çekim yasaları da düşüncelerimizi doğal olarak kapsamıyor. Tam tersi, zıt manyetik kutupların birbirini çektiğine ilişkin yasalar var genel fizikte, aksi düşünceler ise bilimsel bulgularla çelişkili ancak düşüncelerin dolaylı olarak manyetik alanlar oluşturduğu gerçek. O da şöyle oluyor. Düşüncelerin oluşumu sırasında nöronlar yani sinir hücreleri arasındaki elektrik akımları manyetik alanlar oluşturuyor ancak bu manyetik alan çok zayıf. Öyle ki elektronik aletlerin oluşturduğu manyetik alan bile bu alandan katbekat büyük. Dolayısıyla düşüncelerin oluşturduğu manyetik alanın yaşadığımız olayları etkileyecek şekilde evreni yönlendirmesi bilimsel açıdan pek mümkün değil.

Gerçek nedir, ne değildir?
İşin bir de algıladığımız dünya boyutu var. Buna ister evren deyin, ister gerçeklik, hem gerçekte olduğu hem de bizim algıladığımız haliyle ikiye ayrılıyor. Bizler duyu organlarımız aracılığıyla belli bir noktaya kadar algılayabiliyoruz. Algıladığımız gerçek ise tamamen kim olduğumuz yani zekamız ve sosyo-kültürel değerlerimizle ilgili. İyi ve güzel şeylere odaklandığımız zaman etrafımızdaki güzellikleri, kötü ve olumsuz şeylere odaklandığımız zaman da bunları daha çok görüyoruz. Burada değişen unsur gerçeğin ne olduğu değil, bizim onu algılama sonucumuz. Dolayısıyla evrene mesaj gönderme diye bir şey de söz konusu değil ve tüm bunların fizikteki çekim yasasıyla hiçbir ilgisi yok. Ama şundan söz edebiliriz. Sinirbilim ve davranış psikolojisi alanlarındaki son gelişmeler, zihnimizi yönetmenin etkili sonuçları olduğunu gösteriyor.

Sinirbilim nedir?
Son yıllarda ülkemizde yüksek lisans ve doktora programları düzeyinde gelişen bölümlerin başında sinirbilim geliyor. Sinirbilim ya da diğer adıyla nörobilim, kısa tanımıyla canlılardaki sinir sistemini ve beyni yapısal ve işlevsel olarak inceleyen bir bilim dalı. Birçok alandan besleniyor ve birçok alanı etkiliyor. Beynin kontrol mekanizmalarının ve beyin kaynaklı hastalıkların nedenlerinin anlaşılmasında öne çıkıyor. Sinirbilim uzmanlarının bir kısmı, hayatımızı değiştirmenin en kolay yolunun kim olmak istediğimize ve yaşamdan ne istediğimize odaklanmak için düşüncelerimizi yeniden ele almak olduğunu söylüyor.



Beynimiz bedenimizin CEO’su mu?
Evet, uzmanlara göre beynimiz bedenimizin CEO’su ve bizler beynimizle bedenimizi senkronize etmek zorundayız, çünkü beynimizin mantıksal ve duygusal bölümlerinden gelen mesajları anlamak ve sıralamak kendimizle uyum içinde yaşamanın temelleri arasında. Nörobilimci Dr. Tara Swart, beyin jimnastiğinin bize yeni sinir yolları oluşturmak için pratik araçlar verdiğini söylüyor. Swart’ın yeni kitabı The Source: Open Your Mind, Change Your Life, şu sırada dünyada, The Secret’tan sonra en çok ses getiren kitaplardan biri olarak adından söz ettiriyor. Beynimizin çalışma şeklini değiştirirsek yaşamlarımızı dönüştürebileceğimizi öngörüyor ve beynimizin gücünü uyandırmak için uygulanabilir dört adımdan söz ediyor:
1. Potansiyelinizi geliştirmek için otomatik pilot durumundan çıkın ve beyninizin yolunu yeniden düzenleyin.
2. Enerjinizi en derin değerlerinize ve tutkularınıza yönlendirerek, istediğiniz şeyleri düzenleyin.
3. Göstergelerin gücünden yararlanın. İstediğiniz şeyleri görselleştirin.
4. Hayata güvenle tutunun, korkulardan ve olumsuz düşüncelerden kaçının.

Zihninizi  nasıl yönetirsiniz?
Zihin yönetimi, kişinin zihnini kontrol etmesinin bir yolu. Bunu yapmak için düşünce sistemimizi gözden geçirmemiz gerekiyor. Neden zihin yönetimine ihtiyacımız var? Çünkü zihnimizi yönetmediğimiz sürece istediğimiz başarıya, barış ve huzura ulaşmamız zor. Psikologlar en küçük ilginin önce zihinde doğduğunu söylüyor. Sonra bu tohum büyümeye başlıyor. Kendimizi farklı şekilde düşünmeye yönlendirmek kolay değil ve bunu ancak motivasyonumuzu artırırsak yapabiliriz. Bu, hayatın bizden talep ettikleri yüzünden kendimizi bir sorunlar yumağının içinde bulma hissini yenmede yardımcı olabilir ve bunun sırrı belki de gizemli güçlerde değil beynin gücü dahilindedir.

1. Hedeflerinizi belirleyin. Bu adım, zihin yönetiminin fark yaratmaya başladığı ilk adım. Hayatta istediğinizi elde etmek için zihninizi yöneten ilk teknik, nereye gittiğinizi ve ne elde etmek istediğinizi bilmekle ilgili. Yaşadığınız hayattan mutluysanız sorun yok ama değilseniz hedeflerinizi belirlemek önem taşıyor, tabii olması mümkün olmayan hedefleri kastetmiyoruz.

2. Sizi engelleyen nedenleri keşfedin. Hedef belirlemek önemli ama tek başına yeterli değil. Hedefinize ulaşmak için sizi durduran şeyleri keşfedin. Örneğin bilinçaltınızda gizlenen korkular, inanç sistemleri ve olumsuz düşünceler.

3. Sizi engelleyen nedenlerin gitmesine izin verin. Sizi sınırlayan düşüncelerin bir nedeni yani mantığı varsa üzerinde düşünün, eğer yoksa bırakın gitsin.

4. Farkında olun. Hem sağlıklı gruplar hem de depresyon, anksiyete, stres ya da bağımlılık sorunu yaşayan hastalar üzerinde yapılan klinik çalışmalar, farkındalığın fiziksel ve zihinsel yararlarını kanıtlıyor. İçgüdüsel olarak yaptığımız davranışlara neden olan nörolojik yollar genelde çocukluk dönemimizden etkileniyor ve geçmişteki benliğimiz bugüne taşındığı gibi geleceğe de yön veriyor.

5. Günlük tutun. Günlük tutmak en içten duygularınızı anlamak için en kolay ve en yararlı yöntem. Basitçe yazacağınız üç pozitif davranış, olumsuz düşüncelerinizi keşfetmenizine ve onlara karşı stratejiler oluşturmanıza fırsat verebilir.

6. Görselleştirin. Görselleştirme istediğiniz sonucu tekrar tekrar hayal etmenizi içeren bir zihin yönetimi tekniği. Bunu yapmak neden faydalı? Çünkü resimler anında beyninizin görsel merkezlerine işliyor. Beynin filtre sistemi resimleri tutuyor. Sinirbilim uzmanları her gün bu panoya bakmanın yani gerçekten ne istediğinizin mesajının beyninize gönderilmesinin bir liste okumaktan ya da hedeflerinizi gözden geçirmekten çok daha güçlü olduğunu söylüyor.



Bilincimizi yöneten güç: Bilinçaltı
Reem Nöroloji Merkezi Kurucusu Nörolog Mehmet Yavuz, beyin ve düşünce sistemini eğitmenin mümkün olduğunu söylüyor. Bunun yolu beynimizi sürekli olumlu şeylere odaklamaktan geçiyor. Eğer olumsuz şeyleri düşünmeyi alışkanlık haline getirirsek biliçaltımız bu ifadeleri gerçek zannedip onu gerçekleştirmeye çalışıyor. Bilinçaltının bilincimizi yöneten asıl güç olduğunu söyleyen Yavuz, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bilinçaltı, bilinçli taleplerimizi biz farkında olmadan yerine getirmeye çalışır. Bilinçaltınız bahçe ise bilinciniz bahçıvandır. Günler, haftalar boyunca bahçenize tohumlar ekiyorsunuz. İyi ya da kötü mahsul almanız, ektiğiniz tohumlara bağlı. Eğer buğday ekerseniz, üzüm toplayamazsınız. Bilinçaltı, bilinç gibi aceleci değil, çok sabırlı. Eğer kötü tohumlar ektiyseniz, zamanı gelince siz hiç farkında olmadan meyvelerini acı acı tattırıyor.  İşte bu nedenle düşüncelerimizi kontrol altına almak çok önemli.

Bilinçaltı nasıl çalışıyor?
Bilinçaltı, mıknatıs gibi kendi realitesine uyan şeylerle rezonansa giriyor. Diğer insanlardan gelen pozitif ya da negatif enerjileri, bilinçli halimiz algılayamasa da bilinçaltımız hissediyor ve etkileniyor. Bilinçaltı siz ne istiyorsanız, ne düşünüyorsanız ona göre kendini düzenliyor ve organizmayı yönetiyor. Bilinçaltını bilgisayarın sabit diski gibi kabul edersek, ekranda gördüklerimiz de bilinçaltına bağlı olarak geliştirdiğimiz bilinçli yaşam alışkanlıkları oluyor. Biliçaltımız aslında tüm olumsuz önermelerden etkileniyor ve bizi buna göre yönlendiriyor. Mehmet Yavuz sözlerini şöyle sürdürüyor: “Eğer, ‘başarırım, yaparım, çözerim’ gibi olumlu düşünceler kullanırsanız, bilinçaltınız da sizde bu güç ve kabiliyetin olduğunu düşünür. Böylece istediğiniz şeyi gerçekleştirmek için yollar arar ve sonunda da bulur. Mesela çocukluğundan itibaren zengin olmanın kötü bir şey olduğuna, zenginlerin sadece haksız para kazanarak zengin olduklarına inanan biri zengin olmak istese bile hedeflerine ulaşamaz. Çünkü bilinç programına yerleşmiş bu yanlış inanç virüsü, bilinçaltı bilgisayarı tarafından kabul edilmiş ve zengin olmaya yönelik fırsatlar bilinçaltı tarafından yok sayılmıştır.”

“Düşüncelerinize dikkat edin; söylemlerinize dönüşür. Söylemlerinize dikkat edin, duygularınıza dönüşür. Duygularınıza dikkat edin, davranışlarınıza dönüşür. Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınıza dönüşür. Alışkanlıklarınıza dikkat edin, değerlerinize dönüşür. Değerlerinize dikkat edin, karakterinize dönüşür. Karakterinize dikkat edin, kaderinize dönüşür.”
Mahatma Ghandi

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.