Kahramanım benim!

Kahramanım benim!

Modern kadın, beyaz atlı prens hayallerini çöpe atsa da büyük resim hiç değişmiyor; sırada beyaz yakalı prensler var! Peki mutlu olmak için neden üçüncü tekillere ihtiyaç duyduğumuzu hiç düşündünüz mü? En iyisi kahraman aramayın kendinizi arayın; kendinizi gerçekleştirin ve kendi hayatınızın kahramanlığını üstlenin!

Yazı: Simay Engür

Sihirli peri tozları, camdan ayakkabılar ve kahraman hasretiyle yanıp tutuşan iyi kalpli prensesler. Birçoğumuz benzer masallarla büyüdük ve kabul etmek gerekir ki tüm öykülerde umut, yalnızca kadının ekmeğiydi. Modern kadın, masallardaki pembe hayallerin tutsaklığından arınmış olsa da çalışma hayatı bu kez de bambaşka bir ideal kadın yarattı: Kariyerli ve kusursuz! Beyaz atlı prenslerin yerini, kariyer basamaklarını tırmanma hayali aldı. Fazla uzağa gitmeye gerek yok, televizyondaki romantik dizilere bir göz atın; kusursuz bir kadın kariyer odaklı bir yaşamın merkezindeyken bir beyaz yakalıya gizliden aşık olur ve onu hizaya getirmek için Ali Cengiz oyunlarına başlar. Neden aşkta her şey mubahtır tavrıyla bir erkekle savaşmak zorundayız? Ya da neden aşka küsüp, kariyer titreşimleriyle tatmin olmayı bekliyoruz? Hayalinizi ister muhteşem bir unvan ister beyaz yakalı bir prens süslesin sonuç değişmiyor. Kafanızda yarattığınız ütopyaların peşinde koşarken, gerçek yaşamınızı distopyaya çeviriyor olabilirsiniz. Çözümü ise aynanın önüne geçip sormak: Ben aslında kimim? Kim olduğumuzu bilmek aslında konunun özünü gerçek anlamıyla görmemize yardımcı olabilir. Öyleyse asıl konu bu; kim olduğumuz!

Maskeli balo
İnsanların kimliklerini saklayarak daha özgür davranmalarına olanak sağladığı için, barok ve rokoko dönemlerinde maskeli balolar oldukça revaçtaydı. Bugün o şaşaalı partilerden eser kalmasa bile, izinin modern insanın çehresinde olduğunu söyleyebiliriz çünkü evde, işte, barda, sokakta görünmez maskelerle bukalemun gibi renk değiştirmek hiç de zor değil. Peki neden toplum önünde gerçek benliğimizi maskeliyoruz? Üstelik kadınların ataerkil tohumlarda çiçek açtığı düşünülürse kadın olmak, eş olmak, anne olmak gibi toplumun baskıladığı rolleri oynarken ruhunun derinlerine bakmasının ve özgürleşmesinin oldukça zor olduğunu söyleyebiliriz. Çevremizle iyi geçinmek, topluma uyum sağlamak elbette önemli fakat kendinizin bile simaen tanıdığı gerçek karakterinizle toplumsal maskeleriniz arasında devasa bir fark olabilir. Bunu fark etmek için kendinize şu üç soruyu sorabilirsiniz: Güçlü ve zayıf yönlerim neler? Yaşama amacım ne? Hayattan ne bekliyorum? Eğer cevaplarınızla, gerçekler çelişiyorsa size bambaşka bir kimlik baskılayan maskelerinizi buharlaştırmanın zamanı gelmiş demektir. Peki bunu nasıl başarabilirsiniz? Feminizmin kutsal kitaplarından biri olan Kurtlarla Koşan Kadınlar, şöyle bir yol gösteriyor: “Hayat alanını belirlemek, kendi sürüsünü bulmak, yetenek ve kusurlarına bakmaksızın güven ve gurur duyarak bedeninin içinde olmak, kendi yararına konuşmak, hareket etmek, farkında ve uyanık olmak, kendi döngülerine girmek, ait olunan yeri bulmak, vakarla yükselmek ve oldukça yüksek bir bilinç düzeyini korumak.” Öyleyse maskelerimizle yüzleşmek, suni mutluluklara ve kahraman ümidine güzel bir darbe olabilir. Unutmayın ki gerçekte kim olduğumuz, iç sesimizden yükselir.

Konforlu Cevriye
Konformist olmaktansa kendinizi güvende hissettiğiniz alanların dışına çıkmaya cüret edebilir misiniz? Çünkü pamuklara sarıp sarmaladığınız rutinleriniz, hem dört duvar arasındaki sıcak bir yuva hem de tutsaklık hissettiriyor olabilir. Şöyle ki, suyu çıkmış bir ilişkiye son vermeyişiniz ya da mutsuz olduğunuz halde “Ben istifa ediyorum!” diyemeyişinizin sebebi belli; iflah olmaz bir konfor seversiniz. Aşinalıklar sizi uyuşturabilir ve hareket alanlarınızı genişletmek istiyorsanız, dışarıdan müdahaleleri cam simidi olarak kullanmaktan vazgeçmelisiniz. Örneğin, her sabah nefret ederek gittiğiniz işinizden ayrıldığınızda karşılaşacağınız olumlu veya olumsuz yönleri öngörmeye çalışabilirsiniz. Böylece gerçek isteklerinizle birlikte, görünmez duvarları aşıp antikonformist topraklara ulaşabilirsiniz. Peki tüm bunlar kendimizin süper kahramanı olabilmemiz için yeterli mi? Aslında her şeyin temelinde farkındalık yatıyor. Onun altında ise daha çok para, daha lüks koşullar, kabul görmek, kusursuz olmak gibi başına ‘daha fazla’ yığını eklediğimiz tüm o arzularımızın esiri olmak... Maskelerimizin farkında olmak, alışkanlıklardan doğan esaretin farkında olmak, yeteneklerimizin farkında olmak, kötü yanlarımızın farkında olmak! Peri masallarından, kusursuz bir kadın olmaktan ya da gece yatmadan önce kariyerine sarılmaktan daha güzel bir şey varsa o da hayatı isteklerimiz doğrultusunda yaşamak; böylece tüm mutluluklarımızın yaratıcısı ve yıkımların sorumlusu tek bir kişi olur, kendimiz! Eğer izlemediyseniz Vivra Sa Vie (Hayatını Yaşamak) filminden Nana’ya kulak verin: “Bence yaptığımız her şeyden biz sorumluyuz, özgürüz çünkü. Elimi kaldırıyorum, ben sorumluyum. Başımı çeviriyorum, mutsuzum ben sorumluyum. Sigara içiyorum, ben sorumluyum. Gözlerimi kapatıyorum, ben sorumluyum. Sorumlu olduğumu unutuyorum ama öyleyim, kaçışı yok bunun. Her şey güzel bence, sadece olayların ilginç yanlarını görmelisin. Sonuçta her şey neyse odur. Mesaj mesajdır, tabak tabaktır, erkek erkektir, hayatsa yine hayat!”


“Her şey güzel bence, sadece olayların ilginç yanlarını görmelisin. Sonuçta her şey neyse odur. Mesaj mesajdır, tabak tabaktır, erkek erkektir, hayatsa yine hayat!”
Vivra Sa Vie/Nana


Ünlü Psikolog Abraham Harold Maslow, kendini gerçekleştirmiş kişilerde 16 ortak özellik gözlemlemiş.
1. Gerçeğin bilinebilecek yönlerini, doğru olarak algılar.

2. Bilenemeyecek olanların bilinemeyeceğini, doğru olarak algılar.

3. Gerçeği olduğu gibi kabul eder.

4. Kendisini olduğu gibi kabul eder.

5. Başkalarını olduğu gibi kabul eder.

6. Yaşamın getirdiği olayları tam anlamıyla yaşayarak tadını çıkarma eğilimindedir.

7. Kendiliğinden hareket eder.

8. Yaratıcı bir biçimde davranabilir.

9. Kendine ve yaşama gülebilir.

10. İnsanlığa değer verir ve onun sorunlarını ciddiye alır.

11. Son derece yakın ve derin birkaç dostu vardır.

12. Yaşamı bir çocuğun gözü ve kalbiyle görüp yaşayabilir.

13. Gerektiğinde çok çalışır ve sorumluluğunun farkındadır.

14. Dürüsttür.

15. Çevresinin farkındadır, sürekli çevresini araştırır ve yeni şeyler dener.

16. Savunucu değildir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.