Kendinizi güncelleyin

Kendinizi güncelleyin

Uzun süredir aklınızda olan tüm planları hayata geçirmek için ilk adımı atın.

Yazı: Elif Ergün Tuncer

Sürekli bir sıkıntı sarmalı içinde, hayatın kısırdöngü haline geldiğini hissediyor, sürekli bir şeylere yetişmeye çalışıyor, kaçırdıklarınız içinse paniğe kapılıyorsunuz. Bu monotonluktan ve panik halinden kurtulmak için kendinizi güncellemenin zamanı gelmiştir belki de... Yaşam koçu ve eğitmen Müge Çevik, "yeni bir ben" yaratmanın püf noktalarını anlattı.

Özellikle büyük şehirlerde yaşayan pek çok insanın ortak derdi monotonlaşmak. Bundan sıkılmak ama bir türlü adım atamamak. Bu döngüyü kırmak için neler yapabiliriz?
Monotonlaşmak şehir ile veya hayatın getirdikleriyle ilgili bir mesele değil bence. İnsanın hayatı nasıl yaşamak istediği ile, neyi seçtiği ve bu seçimiyle ilgili ne yapmaya razı olduğuyla ilgili. Büyük şehirde yaşayıp, bunun nimetlerinden faydalanmamayı seçerek sonra da şikayet ediyoruz. Bu şikayet kültürü ile nerede yaşadığımızın pek de önemi yok. Monotonluğu gidermek için önerebileceğim en temel şey, hobiler ve tutku ile yaptığımız şeyleri bulmak. Zamanı unuttuğumuz, aşk ile yaptığımız her ne ise onu bulmak, onun için elimizden geleni yapmak ve bedelini ödemeye, başka şeylerden feragat etmeye razı olmak. Ve sağlıklı, seçimli olarak sosyalleşmek. Sırf sosyalleşmek için değil, sohbetten ve paylaşmaktan keyif aldığımız insanlar ile vakit geçirmek.

“Yeni bir ben” yaratmak için radikal kararlar almak gerekir mi? Yoksa hayatımızda yaratacağımız ufak tefek değişikliklerle kendimizi yenileyebilir miyiz?
Bu, kendimizi hangi alanda yenilemek istediğimizle ve konunun derinliği ile ilgili. Davranış modelleri çok erken çocuklukta oluştuğu için gerçek bir dönüşüm yaratmak sadece niyet etmekten fazlasını gerektiriyor çoğu zaman. Ve tabii en önemlisi de dilinde değişim olan insanlar, aksiyona gelince çoğu zaman kendi kendini sabote ediyor veya direnç göstermeye başlıyor. Çünkü her ne kadar şikayet etse de mevcudu korumak her insan için oldukça konforlu ve kolay. Değişimi yaratmak ise korkutucu çünkü pek çok bilinmez var. Bu bilinmezin içine atlayabilmek için radikal kararlardan ziyade, değişim niyetinin ardına sağlam bir irade koymak gerek ki yolda karşımıza çıkacak engebeleri o irade ile atlatabilelim.



Bunun için kişi kendini nasıl motive etmeli? Ne tür yatırımlar yapmalı?
En temel motivasyon ne istediğini bilmek, kendine neyi layık gördüğünü ve nasıl yaşamayı seçtiğini bilmek olmalı. Kişi kendi içinde bulamadığı motivasyonu dışarıda, hiçbir yerde bulamaz. Kendine yapacağı yatırımların başında bence kişinin kendine samimi olması geliyor. “Ne istiyorum, neyi istemeyi öğrendim, hangi duygum bana ait, hangisi ebeveynlerimden bana geçti, yaşadığım ne bana iyi geliyor, ne iyi gelmiyor, hangisine razıyım, hangisine değilim ama öyleymiş gibi davranıyorum...” Bu soruların samimi ve çarpıtılmamış yanıtı, en güzel yatırım.

Bir şeye yeniden başlamak için gerekli olan o ilk adımı nasıl atmalı?
Kişi öncelikle fark etmeli. Tekrar eden duygu, durum ve döngüleri fark etmek gerek. Sürekli tekrar eden negatif duygu ve düşünceler ile bedenin verdiği kasılma, sıkışma, kramp, ağrı, acı ve diğer olumsuz etkiler en önemli mesajlar. Bu mesajların tercümesi çok kritik. Çünkü her biri aslında razı olmadığımız ve değiştirmek istediğimiz bir durum, olay veya ilişki ile ilgili. Bunları tercüme edip, bir farkındalık kazanıp, bu farkındalık ile olanı neye çevirmek, neye dönüştürmek istediğini bulmak ilk adım.

“Acı hiçbir şey yapmasan da çekilir. Mutluluk ise ehil eller tarafından inşa edilir” sözü sizin motto’nuz. Gerçekten mutlu olmak öğrenilir mi?
Evet öğrenilebilir. Bunu ikizler üzerinde yapılan araştırmalar destekliyor. Araştırmalara göre, mutluluğun yüzde 50’si genetik olarak getiriliyor. Yüzde 10’u hayatta başımıza gelenlere verdiğimiz tepkilerle beliriyor. Kalan yüzde 40 ise insanın hayatta kendini ne kadar büyüttüğüyle, benliğine ne kadar yatırım yaptığıyla ve başına gelenler karşısında ne kadar esnediğiyle ilgili...

Nasıl mutlu olmayı öğreneceğiz peki? Kendimizi nasıl eğiteceğiz?
Dediğim gibi, öncelikle fark etmek gerek. Sonrasında adım atmak ve bunun arkasına irade koyabilmek. Ancak tüm bunları kişinin kendi kendine yapması çok mümkün değil. Profesyonel destek almak, örneğin bir koç ile çalışmak gerek. Çünkü insan kendine her zaman kör; fark etsek de ne yapacağız, nasıl yapacağız veya nasıl anlayacağız konusunda netleşemiyoruz tek başımıza.

Peki yine bu motto’dan yol çıkacak olursak; çektiğimiz acıları hafifletmek için ne yapmalıyız? Ya da hafifletmeden, o acının bize neler öğretmeye çalıştığını mı anlamaya çalışmalıyız?
Öncelikle o acının içinde kalmalı, o acıyı sağlıklı bir şekilde hissederek yaşamalıyız. Çünkü yaşamadığımız her duygu büyüyerek bizi takip edecek. Acıyı hafifletmeye çalışmadan sadece tanımlayarak, adını koyarak ve bize ne gibi çağrışımlar getirdiğine odaklanarak yaşayabiliriz.

Keşke bir sihirli değnek olsa ve bir anda her şeyin olumlu tarafını görsek… Ama bu imkansız tabii… Küçük sorunları deyim yerindeyse “kafaya takmamak” geleceğe olumlu bakmak için kendimize nasıl bir yol haritası çizmeliyiz?
Her şeyin olumlu tarafını görsek, olumsuzun içindeki büyüme fırsatlarını ıskalamış olacağız. Yani bu ne mümkün, ne de anlamlı. Hayatta her şey zıddı ile mevcut. İyi ve kötü, doğru ve yanlış bir diğeri olduğu için var. Bu yüzden de her şey var hayatta. Sadece olumluya odaklanamayız. Önemli olan her ne yaşarsak yaşayalım duyguya sahip çıkmak, onu hissetmeye hakkımız olduğunu bilmek ve bu bilinç ile yaşadığımız şeyin içindeki dersi görmeye niyet etmek.

Günümüzün en önemli sorunlarından biri stres. Hem psikolojik, hem de fiziksel olarak bizi olumsuz yönde etkiliyor. Hayatımızda bir detoks yapmak istesek, nereden başlamalıyız? Bize bir detoks listesi verebilir misiniz? İnsanlar, eşyalar, duygular…
Bu liste daha önce sözünü ettiğim "Ne istiyorum, ne istemiyorum, neyi seçiyorum, neyi seçmiyorum" ile başlıyor. İşlevini yitirmiş her türlü inanç, duygu ve değer kendinden bir üst seviyedeki ile değişmeli. Bu anlamda detokstan ziyade değerlerimizi, inançlarımızı, ilişkilerimizi işlevsel olup olmamalarına göre tutmalı ya da bırakmalıyız. Ve tabii ki bu süreci madde üzerinden yapmak daha kolay. Yani eşyalar ile başlamak anlamlı olabilir. Sırf anısı var diye neleri tutuyor ve kalabalık yapıyoruz, sırf sevdiğimizi sanıyoruz diye nelerin esiri oluyoruz, hangi eşyalarımız bize hizmet etmekten çıkmış, bizden hizmet bekler olmuş... Buralardan başlayarak bunu insanlara, fikirlere, ilişkilere genişletmek mümkün.



Zihinsel detoks insanın kendini güncellemesi, yenilemesi anlamına da geliyor mu?
Öyle de denebilir. Pek çok inancımızı ya da zihinsel sürecimizi erken çocuklukta öğreniyoruz. Ve bugün, bu yaşımızda hala aynı kalıplar ile hayatı yönetmeye çalışıyoruz. Oysa o gün orada öğrendiğimiz değerler ve ilişki modelleri artık bugün ve burada işe yaramıyor, bize hizmet etmiyor; aksine bilinçli olarak seçmediğimiz pek çok duygu ve durum yaratıyor. Bu nedenle mesele, zihinsel olarak bize hizmet eden ya da etmeyen tüm kalıpları gözden geçirmek ve işe yaramayanları işe yarayan yenileri ile değiştirmekte.

Başımıza gelenler kadar, bizim onları nasıl yorumladığımız da önemli mi?
Evet kesinlikle. Mutluluğun öğrenilebilir kısmı burası. Bu Polyannacılık demek değil. Geçmişi değiştiremeyiz ama bizim için ne anlama geldiğini yeniden yorumlayabiliriz ve tekrar etmesini engelleyebiliriz demek. Bunun için de önceki sorularda açıkladığım tüm adımlar gerekli.

Duygular bulaşıcı mıdır?
Hem de nasıl! Kimlerle vakit geçiriyorsak onlara dönüşüyor, onların duygu ve düşüncelerini benimsiyor, onlara uyumlanıyoruz. Ve sistem kuramına göre de parçada ne varsa sistemde daha fazlası, bütünde ne varsa parçada hepsi var. Buna göre, biri değişirse ailede, kurumda, organizasyonda iletişimde olduğu herkes ve her şey değişiyor. Yani, duygular hem olumlu hem olumsuz olarak bulaşıcı. Birlikte zaman geçirdiğimiz insanların duygularını emiyor ve yansıtıyoruz. Hatta bazen fiziksel olarak yan yana olmasak bile duyguları hissedip bizimmiş gibi yaşayabiliyoruz.

MUTLU OLMAK İÇİN 20 ÖNERİ
1. Yaşadığınız hiçbir şeyin tesadüf olmadığını bilin.
2. Hayatınıza giren her insandan öğrenmeniz gereken bir ders olduğunu idrak edin.
3. Deneyimlediğiniz her türlü acı, hüzün ve kederin sizi güçlendireceğinden emin olun.
4. Her şeyin bir sonu olduğunu aklınızda bulundurun.
5. Bu hayatta bulunma amacınızı bulmaya çalışın ve mümkünse bulun.
6. En iyi halinize dönüşmek için karşınıza çıkan her fırsatı değerlendirin.
7. Sahip olduğunuz hiçbir şeye gerçek anlamda sahip olmadığınızı hatırlayın.
8. Kendinize, her türlü duyguyu hissetme hakkı verin.
9. Evrende her şeyin zıddı ile var olduğunu bilin.
10. Önem ve öncelik sırası yapın.
11. Hayatı ıskalıyormuş ya da bir şeyler eksik kalmış duygusundan vazgeçin.
12. Korku, endişe ve önyargılarınızdan kurtulun.
13. Olayları ve insanları oldukları gibi anlamaya çalışın.
14. İçinize sinen kararlar verin ve bunların sorumluluğunu alın.
15. Herkese, her şeye, kendinize ve hayatın kendisine karşı tolerans sınırlarınızı genişletin.
16. Hayatta her şeyin insanlar için olduğunu unutmayın.
17. Her zaman daha kötüsünün de daha iyisinin de olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
18. Geçmişin pişmanlıklarından ve özlemlerinden, geleceğin de endişe ve gerçekçi olmayan beklentilerinden kurtulup mümkün olduğu kadar şimdi ve burada yaşayın.
19. Olumlu ya da olumsuzda kalmanın da bir seçim olduğunu fark edin.
20. Maddi ya da başkasına bağımlı, kendinizden kaynaklanmayan şeylerin sizi mutlu ettiği yanılgısına kapılmayın.

* Formsante dergisinden alınmıştır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.